Şimdi de Kıbrıs Tantanası

2011-09-24 19:03:00

 

 

 

EMİN ÇÖLAŞAN

 

 

 

SEVGİLİ okuyucularım, belki dikkâtinizi çekti, belki de çekmedi… Ama dün, Türkiye için çok önemli ve mutluluk dolu bir gündü. Nedenini soracak olursanız!..

Dün hiç şehit vermedik.

Bildiğimiz kadarıyla mayınlar ve bombalar patlamadı, roketler havada uçuşmadı, silahlar sıkılmadı.

Dün bizim için çok güzel bir gündü.

Bu güzellikte, elbette ki sayın hükümetimizin, onun başı olan şahsın ve ayrıca Çankaya’da oturan arkadaşın çok büyük payları var!

Her birini ayrı ayrı kutluyor, gözlerinden öpüyor, milletimiz adına saygılar ve sevgiler sunuyor ve başarılarının devamını diliyorum!

Bence bunlar Filistin, Gazze, Somali, İsrail, Kıbns Rum Kesimi, Suriye nutuklan falan atarak, her birine ayrı ayrı posta koyarak teröristleri korkuttular.

Onlara “Helal olsun size (!)” diyorum ve esas konumuza geçiyorum.

***

Burada size çok. ama çok ilginç bir olaydan söz etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi Tayyip, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantısında bir nutuk attı. Her yıl bir kez düzenlenen bu toplantıya bütün Ülkelerin liderleri katılır, bir konuşma yapar. (Toplantı aşamasında ABD Başkanı bunların çoğunu kabul edip resim çektirir.)

Bunlar havanda su dövme konuşmalarıdır. Her şey o kürsüde kalır.

Tayyip kürsüye çıktı ve her zaman olduğu gibi önündeki cam aygıttan Türkçe okumaya başladı. Çok tutuktu. Bazı cümleleri yanlış okuyor, kekeliyordu.

Haftalardan beri yaptığı gibi Rum Kesimi, Suriye ve israil’e posta koydu.

Somali’den söz etti.

Filistin’e övgüler yağdırdı.

Fakat işin ilginç tarafı neydi biliyor musunuz!

Arap ülkelerine Birleşmiş Milletler kürsüsünden övgü düzüp İsrail’e çatarken, onu genel kurul salonunda dinleyen bir tek Arap ülkesi lideri yoktu!

Filistin, Mısır, Libya vesaire, hepsi toz olmuş, küçücük bir saygıyı bile bizimkinden esirgemişlerdi.

Bunun kendisine iyi bir ders olmasını, hangi yanlış atlara oynadığını artık görmüş olmasını dilerim.

Konuşmasında özellikle Kıbrıs Rum Kesimi’ne çatıyor ve sert laflar ediyordu. Bakınız neler diyordu:

“Kıbrıs Türk halkının geleceğinin bu şekilde sürüncemede bırakılmasına asla izin veremeyiz. Rum yönetiminin adanın tek yönetimiymİş gibi hareket etmesini kabul edemeyiz… Aksi takdirde biz de gerekeni yapacağız…‘

“Gerekenin” ne olduğunu bilemeyiz de, bu sözler beni biraz geçmişe götürdü. O zaman Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri olan Kofi Annan, Kıbrıs sorununu bitirmek amacıyla bir plan hazırlamıştı.

Bu plan uyannca Kıbrıs birleşecek, iki bölgeli yeni yönetimde ağırlık Rum tarafında olacaktı. Türk tarafı elinde bulundurduğu toprakların önemli bir bölümünü terk edecek, aynca 1974 harekatında mallarını yitiren Rum vatandaşlarına çok büyük tazminatlar ödenecekti.

Rum egemenliğinde yeni bir Kıbrıs devleti kurulacaktı.

Ama daha da önemlisi, bu plan yürürlüğe girdiği takdirde Türk askeri adadan tümüyle çekilecek, Türk kesiminin ve Türk halkının güvenliği Rumlara terk edilecekti.

Annan planının yürürlüğe girebilmesi için her iki kesimde de referandum yapılacak, plan iki halkın ayrı ayrı oyuna sunulacaktı.

Ancak iki kesim de EVET derse plan kabul edilecekti. Kesimlerden birinde HAYIR çıkarsa iş bitecekti.

***

AKP hükümeti böylece, “Başımızın belası” olarak tanımlanan KKTC’yi Rumlara devredip rahatlayacaktı!

Öyle ya, KKTC bizim bütçeden besleniyordu ve bu paradan kurtulacaktık!

KKTC içinde bir sürü satılık-usak-liboş tipler vardı. Bunların bütün amacı her fırsatta aşağıladıkları Türkiye’den kopup Rumların kucağına oturmaktı.

En başta AKP iktidarı ve Tayyip, planın Türk halkı tarafından kabul edilmesi için devreye girdiler.

KKTC’deki entel-liboş-hain kesim büyük propaganda yapmaya başladı.

Özü, bir parça “Kıbrısça”dan oluşan şu slogandı:

“Yes be annem!”

Bunlar haftalarca tantana yaptılar. Mitingler düzenlendi, medya kullanıldı. Türkiye’deki iktidardan ve yandaş-liboş-lslamcı AKP medyasından aldıkları güçle bunlar iyice şımardılar.

Her yer “Türk askeri dışarı” pankartlanvla donatılmıştı.

O dönemde Ergenekon (!) olsaydı “Ergenekon go home” pankartları asılacaktı

Evetçi kesime AB fonlarından para yağıyordu. O sırada Ankara’da AB nin temsilcisi olan Karen Fogg isimli bir kadın vardı. Bizim o devleti dolandıran Mehmet Ali Birand vesaire gibi liboş takımıyla içli dışlı olmuş, vıcık vıcık ilişkilere girmiş, EVET kampanyasını hep birlikte sürdürüyorlardı.

Bu rezilliğe karşı çıkanlar ağır hakarete uğruyordu. Rauf Denktaş gibi mücahidler çoktan tu kaka ilan edilmişti. Propaganda, Türk tarafına en yumuşak kamından hitap ediyordu:

“Rum kesimiyle birleşince hepimizin cebine otomatik olarak AB pasaportu girecek. İşsizler vize mize gerekmeden istedikleri Avrupa ülkesine serbestçe gidip gezecek, iş bulup para kazanacak…”

KKTC elden çıkarılmak, Rum tarafına teslim edilmek üzereydi.

Bu yoğun kampanyanın ardında elbette Tayyip ve onun hükümeti vardı. Hem de gizlice değil, açıktan destek veriyorlardı.

Sonunda referandum günü geldi. Annan planı her iki kesimde ayrı ayn halk oylamasına sunuldu. Sonuç:

Türk tarafı, yapılan yoğun propaganda sonucunda yüzde 65 EVET dedi.

Rum tarafı ise yüzde 76 HAYIR oyu verdi.

Böylece, iki taraf birden onay vermediği için Annan planı yattı. KKTC’de Rum tarafının HAYIR oyları sayesinde Rumların kucağına düşmekten kurtuldu.

***

Şimdi aradan birkaç yıl geçtikten sonra tanık olduğumuz tablo muhteşem!

O gün Annan planı kabul edilsin diye çırpınan Tayyipgiller, KKTC Rum yönetimine bağlansın diye çaba harcıyordu.

Aynı Tayyipgiller şimdi nutuk atıp ”Adada tek yönetimin Rum tarafı olmasına izin vermeyiz” diye bağırıp çağırıyor.

Ama geçmişte buna yol veren sendin!

Bunları niçin yazıyorum?

Arşiv unutmaz! Arşiv, geçmişteki ve günümüzdeki her yalanı her çelişkiyi açığa çıkarır.

Ülkemizdeki terör rezaletiyle baş edemeyen bir iktidar ve onun başı, şimdi gündem değiştirmek için kendisine yeni oyuncaklar buluyor, milletin ulusal duygularını başka ülkeleri kullanarak kaşımaya kalkışıyor.

İsrail, Suriye, Libya, Filistin, Gazze mazze, Kıbrıs!..

Bu kadarla da kalmıyor, ABD televizyonlarına çıkıp “Gerekirse İsrail’le savaşırız” gibi ipe sapa gelmez laflarla sadece milletimizi değil, dünya kamuoyunu da kandırmaya yelteniyor.

***

Rum tarafı Akdeniz’de petrol arıyormuş. Şimdi biz de babadan kalma Piri Reis gemisini Akdeniz de sondaj yapması (!) için yola çıkarmışız, donanmamız da gemiye refakat edecekmiş. O kadar ki. denizaltılanmız bile Akdeniz e açılmış!

Şimdi sonuç belli! Ortaya ilk aşamada savaşacağımız (!) Üç ülke çıkıyor:

İsrail, Suriye ve Kıbrıs Rum Kesimi!

Neyse ki askeri acıdan yalnız sayılmayız! Arkamızda çok büyük güçler var!

Somali, Libya, Filistin, Milistin, hatta Mısır ve Suriye’deki İslamcı isyancılar bu durumda Tayyip’in yardımına koşup o üç ülkeyi de işgal ediverirler!

Ya PKK terörünün kaynağı olan Kuzey Irak Kürt yönetimi? Oraya kara harekatı falan?..

Yok canım, onlar Tayyip’in dostu. Sıkar mı onlann adını ağzına alması! Hele İsrail’i falan mahvetsin, sıra onlara da gelecektir!
SÖZCÜ

31
0
0
Yorum Yaz