AKP ve Fethullah'ı eleştiren ergenekoncudur!

2011-09-12 21:00:00

            Odatv iddianamesi, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İddianame, gazeteciliği suç sayıyor ve gazeteciyi sözde örgüt üyesi olmakla suçluyor.  Suça kanıt olarak da AKP ve Fethullah Gülen'in cumhuriyet yıkıcısı girişimlerini ortaya çıkaran haberler gösteriliyor.  Ergenekon Savcısı Cihan Kansız tarafından yazılan Odatv iddianamesi, dün yeni kurulan İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 12'si tutuklu 14 sanık İddianamede 12'si tutuklu 14 sanık yer alıyor. Prof. Dr. Yalçın Küçük'ün örgüt yöneticiliğiyle suçlandığı iddianamede, Gazeteceiler Soner Yalçın, Doğan Yurdakul, Nedim Şener, Ahmet Şık, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Mümtaz İdil, Sait Çakır, Coşkun Musluk, Müyesser Uğur ve İklim Kaleli sanık olarak yer alıyor. Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ve MİT Orta Asya Masası Şefi Kaşif Kozinoğlu da sanıklar arasında. Gazeticilik suç! İddianamede, gazetecilik faaliyetleri için "terör örgütüne yardım" suçlaması yapılıyor. Odatv internet sitesinin yaptığı bütün haberler, "terör örgütü faaliyeti" kapsamında değerlendiriliyor. AKP'yi eleştirmek terör suçu! İddianamede, AKP hükümetini eleştirmek terör suçu, iktidara muhalif basın yayın kuruluşlarının da Ergenekoncu olduğu öne sürülüyor: "...Odatv, Halk Tv, Ulusal Kanal, Avrasya Tv, Kanal B ve Sözcü gibi yayın organları tarafından, Ergenekon ve benzeri davaların aleyhine yayın yapılması, kamuoyunun Ergenekon Silahlı Terör Örgütünün çıkarları doğrultusunda yönlendirme amaçlı haberlerle şekillendirilmesi, dava... Devamı

11 Eylül de 12 Eylül de ABD'nin işi!

2011-09-12 20:52:00

          Mahir Kaynak     Askeri darbenin yargılamaları sırasında "istihbaratçı" olduğu ortaya çıkan siyaset bilimci Prof. Dr. Mahir Kaynak, 12 Eylül konusunda "malumu" ilan etti. 12 Eylül'ün ardında ABD olduğunu belirten Kaynak, 10 yıl önce ABD'de de yaşanan 11 Eylül'ün ardında da El Kaide ve Bin Ladin'in değil bizzat bu ülke egemenlerinin olduğunu savunuyor Kontrgerillacı generaller tarafından gerçekleştirilen 12 Eylül askeri darbesi 31. yıldönümünde yurdun dört bir yanında protesto edilirken, bir önceki askeri darbenin yargılamaları sırasında “istihbaratçı” olduğu ortaya çıkan siyaset bilimci Prof. Dr. Mahir Kaynak, 12 Eylül konusunda “malumu” ilan etti. 12 Eylül’ün ardında ABD olduğunu belirten Kaynak, 10 yıl önce ABD’de de yaşanan 11 Eylül’ün ardında da El Kaide ve Bin Ladin’in değil bizzat bu ülke egemenlerinin olduğunu savunuyor. Vatan Gazetesi’nde yer alan Mine Şenocaklı’nın Kaynak ile yaptığı söyleşi şöyle: Türkiye’de 12 Eylül darbesinin neden yapıldığını hemen herkes biliyordu, Kenan Evren hariç! Amerikalılar Türkiye’de Demirel’i devirdiler, darbe gerçekleşti ve böylece Özal’la küresel sermayenin kapıları sonuna kadar açılmış oldu... 11 Eylül ise tam tersine tüm dünyada küresel sermayenin tasfiyesi için yapıldı! Her ikisini de yapan ABD’ydi! - 11 Eylül saldırısından birkaç gün sonra, dünya adeta şoktayken, bütün gözler El Kaideli teröristlere, Usame bin Ladin’e çevrilmişken ve neredeyse tüm Batı 11 Eylül’ü İslam dünyasından ve Müslü... Devamı

AKP – İSRAİL İLİŞKİSİNİN KISA TARİHÇESİ – 1

2011-09-12 20:48:00

        İsrail karşıtı görüntülü AKP politikalarının aynı zamanda Filistin’e zarar verdiğini dün incelemiştik. Bugün ve yarın AKP’nin İsrail’le ilişkisine mercek tutacağız: 1.) AKP 3 Kasım seçimleri öncesinde 16 Temmuz 2002’de ABD’de Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü JINSA’da temaslarda bulunarak iktidar vizesi desteği aradı ve aldı. 2.) Recep Tayyip Erdoğan Ocak 2004’teki ABD ziyareti sırasında Amerikan Yahudi Komitesi’nden “cesaret madalyası” aldı. Resmi ismi “Davut Boynuzu” olan bu madalya, dünyada ilk kez Yahudi olmayan bir isme, dahası bir Müslüman’a verildi! AKP: FİLİSTİN TERÖR, İSRAİL ŞİDDET UYGULUYOR 3.) 30 Ağustos 2004 tarihinde AKP’li Ömer Çelik, Egemen Bağış ve Mevlüt Çavuşoğlu kapsamlı görüşmeler yapmak üzere 3 günlüğüne İsrail’e gitti. Havaalanında gazetecilerin sorularını yanıtlayan heyet, “ziyaretlerinin, ilişkileri daha da pekiştirmek için büyük önem taşıdığını” belirtti. Ömer Çelik ve Egemen Bağış bu ziyaretten önce, ABD’ye gidip Yahudi kurumlarıyla özel temaslarda bulunmuştu. Yeri gelmişken anımsatalım: Ömer Çelik, İsrail’e bu ziyaretinin iki ay öncesinde TBMM’de konuşmuş ve “Filistinlilerin yaptığını terör, İsrail’in yaptığını ise şiddet” olarak nitelendirmişti. 4.) AKP hükümeti, İsrail ile 15 Temmuz 2004’de Ankara’da bir mutabakat zaptı imzalayarak, Serbest Ticaret Anlaşması kapsamında “temel ve işlenmiş tarım ürünleri ticaretindeki tavizlerin karşılıklı genişletilmesini müzakere etme konusunda” anlaştı. Böylece AKP, İsrail’e Türk tarımını çökertme olanağı sundu! Tarım Bak... Devamı

'12 EYLÜL AKP'YLE SÜRÜYOR'

2011-09-12 20:46:00

          12 Eylül Darbesi'nin 31. yıldönümü dolaysıyla ortak açıklama yapan DİSK, KESK, TMMOB ve TTB, 12 Eylül'ün AKP iktidarı tarafından sürdürüldüğünü kaydetti. Açıklamada, 12 Eylülcülerin yargılanması istendi. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve Türk Tabipleri Birliği (TTB), 12 Eylül 1980 Askeri Darbe'nin yıldönümü dolaysıyla ortak yazılı açıklama yaptı. 12 Eylül'ün demokrasi ve özgürlüklerin gelişmesinin önündeki en büyük engel olduğu belirtilen açıklamada, darbeciler tarafından hazırlanan yasaların 31 yıldır geçerliliğini koruduğuna dikkat çekildi. "12 Eylül'ün siyasi, sosyal ve ideolojik sonuçları hâlâ geçerlidir" denilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi: 12 EYLÜL AKP İLE SÜRÜYOR!.. Hesap sorulmayan 12 Eylül anlayışı demokrasi ve özgürlüklerin gelişmesinin önündeki en büyük engeldir! 12 Eylül askeri faşist darbesinin üzerinden 31 yıl geçti. Fakat 12 Eylül hukuku hâlâ geçerlidir, hâlâ güncelliğini korumaktadır, 12 Eylül Anayasası temel hükümleriyle hâlâ yürürlüktedir. 12 Eylül yöneticileri tarafından çıkarılan yasalar ve kurumlar da bugün yürürlüktedir. Bizzat darbeciler tarafından hazırlanan çalışma yasalarının 31 yıldır geçerliliğini koruyor. 12 Eylül’ün siyasi, sosyal ve ideolojik sonuçları da hâlâ geçerlidir. Bugün insan haklarından,... Devamı

12 EYLÜL DARBESİ AKP İÇİN Mİ YAPILDI

2011-09-12 20:42:00

      12 Eylül faşist darbesinin 31. yıl dönümünde, cuntacıların başlattığı sürecin bir "sürekli karşı - devrim" içerdiği ve AKP'nin anlayışının hazırlandığı açıkça görülüyor. Darbeden sonra ortaöğretimde zorunlu din dersi uygulamasının başlatılması, generallerin Kuran'dan ayetler okuması, gerici örgütlenmelere ve cemaatlere müsamaha gösterilmesi bu politikanın ürünleriydi. AKP, bu süreci nihayete erdirerek, gerici bir siyasal oluşum olarak iktidar olmayı başardı. Darbecilerin 12 Eylül’de Türkiye topraklarına ektikleri tohumlar, AKP döneminde meyve verdi. RABITA örgütü paralarıyla imamlar yurt dışında "sivil" eğitimden geçirildi. Cumhuriyet'in kendisinin yetiştirdiği tüm ilerici değerler (TDK-TTK) ve Atatürkçüsünden en sol cepheye kadar yüz binlerce insan işkenceden geçirilip "alan temizliği" yapıldı. Okullara "Türk-İslam sentezi"ne uygun asistanlar alındı. Devletin tüm kademeleri bugün kırpık bıyıklarıyla mantar gibi çoğalan anlayışlara sahip insanlara açıldı. * Darbe sabahı Beyaz Saray'da, "Bizim çocuklar başardı" konuşması geçmişti. Biz bu "boy"ları hep Kenan Evren ve "Konsey" üyesi generaller sandık. Oysa "bizim çocuklar"dan kastedilen, ülkemizde yıllardır darbe hazırlığı-kışkırtıcılığı faaliyetlerinde bulunan CIA operatörleriydi! (Yazar Sayın Mustafa Yıldırım'a bu dikkati için teşekkür etmeliyiz.) Siyasi nedenlerle 1975-12 Eylül 1980 arası toplam 5338 kişi öldürülmüştü. 1975: 22 sol + 8 sağ + 12 diğer = 42 ölü 1976: 62 sol + 26 sağ + 31 diğer = 119 ölü 1977: 85 sol + 71 sağ + 82 d... Devamı

ZAMAN YAZARININ 12 EYLÜL'Ü SAHİPLENMESİ NEDEN ŞAŞIRTICI

2011-09-12 20:39:00

        31 yıl önce bugün, Türkiye, geri dönüşü 10 yıllar alacak, tüm politik ve toplumsal hayatın şekillendirileceği 12 Eylül darbesiyle tanıştırdırıldı. Sokaklarda 'terör' eylemleri oluyordu, insanlar birbirlerini vuruyordu diyerek bu faşist darbeyi hâlâ meşru göstermeK isteyenler; sahneye konacak yeni oyununda farkındaydılar. Evet 12 Eylül sonrasında gayri resmi olarak solcu kıyımı yapan derin devlet, artık iş başına geçmişti ve resmi yollarla katliamlara girişti. Neler mi oldu? Hafızalarımızı kısa bilgilerle tazelemekte yarar var. 'Asmayalım da besleyelim mi?' diyen yeni ağızlar, 17 yaşındaki çoçukları dahi katletmekten çekinmedi. 50'den fazla kişi idam edildi. yüzlerce kişi işkencelerde katledildi. İnsanlar ülkelerini terk etmek zorunda bırakıldı. Ve binlercesi vatandaşlıktan çıkarıldı. Herkesin bildiği gibi Türkiye'deki darbe, ABD tarafından işlenen yeşil kuşak projesinin bu bölgedeki en kritik ayaklarından biriydi. O dönemde darbeye en çok sahip çıkanlardan biri de tabi ki, Fethullah Gülen ve cemaatiydi. Bugün cemaatin gazetesi Zaman'da 'demokrasi havariliğine' soyunan, darbelerle 'hesaplaşılsın' diyen Gülen cemaati ve onun kalemşörleri, Türkiye'de AKP hegemonyasını tam anlamıyla hissettirene kadar bu dili devam ettirmek zorundaydı, yani bir süre maskeli balo tadında yaşadılar. Zaman gazetesi yazarı A.Turan Alkan ise, bugünkü yazısında  12 Eylül darbesini övmüş. Bu durum birçok haber sitesi tarafından şaşkınlıkla karşılandı. 'Nasıl olur' gibisinden bir tepkiyle. Varlığını 12 Eylül'e borçlu olan bir siyasal yapının, bugün 12 Eylül cuntasına övgüler düzmesi normal değil mi? Peki o zam... Devamı

GÜLEN CEMAATİ BU ALGIDAN RAHATSIZ DEĞİL Mİ

2011-09-12 20:29:00

        Gazeteciler.com yazarı Cenk Açık Odatv iddianamesini yazdı. Birçok olayın netleşmesi için iddianamenin beklendiğini, fakat iddianamede yeni bir şey ortaya konulamadığını anlatan Açık cemaate de değinerek şöyle diyor: "Bu arkadaşların aylardan beri hapis yatıyor olmaları, ve bu tutuklamaların cemaatin intikamı olarak algılanıyor.(...) Gülen cemaati bana göre bu hazin tabloyu bir an önce ortadan kaldırmalıdır... İşte Cenk Açık'ın o yazısı: Bu meseleyi yazmak için uzun süre bekledim. Bu dava hakkında söz söylemeyi hep erteledim. Belki yanılabilirim düşüncesiyle, davaya ilişkin iddianamenin açıklanmasını bekliyordum. Ve iddianame açıklandı. Ortada yeni bir şey yok. Evet, Ahmet Şık, Nedim Şener ve Hanefi Avcı'nın da sanığı olduğu ve iddianamesi geçtiğimiz hafta açıklanan davadan, o davada süren tutukluluklardan bahsediyorum. Uzun zamandır, özellikle bu üç kişinin aylardır niçin içeride yattığını, niçin tutuklandıklarını anlamaya çalışıyorum. Neydi bunların suçu? Adam öldürenin 6 ayda hapisten çıktığı bir ülkede, bu arkadaşlar kimi/neyi "öldürdüler" ki bu kadar zamandır içerde yatıyorlar? Şaşmış kalmış durumdayım. Ne kadar düşündüysem de, araştırdıysam da, vicdanımı rahatlatacak şöyle esaslı bir tek gerekçe bulamadım. Belki ben atladım. İçerinizde böyle bir gerekçe bilen var mı? "Belki asıl deliller, iddialar, suçlamalar iddianame ile ortaya çıkar" diye bu konuda birşey söylemekten özellikle imtina ettim. Fakat artık iddianame de ortaya çıktı. Bu konu üzerine birkaç kelam etmenin bir namus ve vicdan borcu olduğunu düşünüyorum. Lafı eği... Devamı

SEDA SAYAN HANGİ YAZARIN ANNE BABASINI UMREYE GÖNDERDİ

2011-09-12 20:21:00

          İşte buydu: Bağırıp çağırması... Akla, tarihe uymayan yalanları sıralaması... Her aykırı düşünceyi “Ergenekoncu” ilan edip, cezaevine atılmasını istemesi... Fikrini bağnazca savunması... Hepsi... Hepsi... Sınıf atlamak -para kazanmak- şöhret sahibi olmak içindi. Bülent Arınç'ın sözleriyle “Kurban olduğum Allah verdikçe veriyor.” Şimdi ünlü oldu, merkez medyaya transfer oldu, kanallarda program yapmaya başladı, para kazandı ve popüler dünyanın figürlerinden biri oldu. Ne de olsa örnek aldığı kişi; Sinan Çetin! Rasim Ozan Kütahyalı'dan bahsediyoruz, nam-ı diğer ROK! Duyduğumuza göre yakın arkadaşı Seda sayan, ROK'un anne ve babasını umreye göndermiş! Duyunca şaşırdık. Hayır, umreye göndermesine değil. ROK'un bedavacılığa ne kadar düşkün olduğuna... Her dönem, kendi “adamını” yaratıyor. AKP'nin vasatlığı iktidar yapması da bu tür ilişkileri doğuruyor işte... Bizim için kuşkusuz bu olayın haber değeri yok; ama istedik ki tarihe böyle not düşmek gerekiyor... Odatv.com Devamı

Alevi (Türklük-Türkmenlik) Düşmanı Casus İslamın BOP cu memuru H

2011-09-12 20:15:00

        Sefa Yürükel               Değerli Türk Milleti, BOP projesi dahilinde BOP memurlarından sözde Hükümetin sözcüsü Çelik’in Suriye yi parçalama amaçlandığı süreçte,Halkın etrafında kenetlendiği laik Başer Esad iktidarını iktidardan düşürerek, casus islam işlevlerine uygun olarak desteklenen gericilerin iktidara gelmesi ve Suriyenin dizayn edilmesi için Kılıçtaroğluna atıfta bulunarak Alevi Düşmanlığı yaptığı açıklama, Türkiye’de de tam iktidar olduklarında ne yapacaklarınıda gözler önüne sermektedir. Alevilik Türkmenlerin İslamı Türkçe Yorumlamasıdır. Yani Türkmen inancıdır. Çelik gibi yani BOPcu casus islamın memurları gibiler degildir Anadoluyu ve Balkanları Türk İslam anlayışı ile feth eden. O ve Onun gibi aşşağılıkların ve ağzlarından salyalar akıtanların saldırdığı Türkmenlerdir (Alevilerdir) bu fetihleri yapanlar. Onun saldırdığı esasında Hacı Bektaşı Veli, Yunus Emre, Battal Gazi, Hüseyin Gazi, Gül Baba, Seyyit Ali Sultan, Pir Sultan Abdal, Melik Gazi Sultan ve bir Bektaşi evladı olan Mustafa Kemal Atatürk ve onun yolundan gidenlerdir. Haçlıları bozguna uğratanlardır.Horasandan Ahmet Yasevinin yolundan giden yolun erenleridir. Yol adamlarıdır. Değerli Türk Milleti, Suriyenin iktidarına karşı mezhep düşmanlığı yapılarak yapılan bu açıklamaya karşı Türkiye ayağa kalkmalıdır. Suriyeye düşmanlık bu boyuttada Türklüğe düşmanlıktır. Bu düşmanlık bu gibilerin genetik olarak kanına işlediği için şaşmamak gerekir. Ama BOP cu Haçlı uşakları Çelik gibilerle aynı genetikten gelmeyen biz Türkler, bu gibi Haçlılar ve siyonizm için memurluk yapan casus is... Devamı

31. Yıldönümünde 12 Eylül

2011-09-12 20:12:00

              Yıldırım Koç               12 Eylül 1980 bizim kuşağa dün gibi geliyor. Üzerinden 31 yıl geçmiş olsa bile, birçoğumuzun yaşamında bir dönüm noktası. 12 Eylül’ün çeşitli nedenleri var. Hep 24 Ocak 1980 istikrar programı anlatılır. Doğru, ancak eksik. Bence daha önemli neden, Soğuk Savaş’ın yeniden şiddetlendiği koşullarda Türkiye-ABD ve Türkiye-SSCB ilişkilerindeki gelişmeler. Ayrıca, yeni uluslararası işbölümü ve Türkiye’de sosyalist/komünist hareketin kitleselleşmesi de ikincil etmenler. Türkiye 1950’li yıllarda ABD’nin yarı-sömürgesine dönüştürüldü. Ancak, Türkiye, 1963-64 yıllarında Kıbrıs’ta Rumların katliamını engellemek istediğinde, karşısında ABD’yi buldu. Bu olay sonrasında Türkiye’de milli çıkarların korunabilmesi için daha bağımsızlıkçı bir çizgi izlenmesi gerektiği daha iyi anlaşılmaya başlandı. ABD ile imzalanmış ikili anlaşmalar, Ortak Savunma İşbirliği Anlaşmasıyla biraraya getirildi ve 3 Temmuz 1969 günü imzalandı. ABD bu arada Türkiye’de haşhaş ekiminin yasaklanmasını istedi. Ekim alanları 1970 yılı Ekim ayında Bakanlar Kurulu tarafından bir miktar kısıtlandı. Ancak, ABD memnun olmadı.   12 Mart 1971 askeri müdahalesinden hemen sonra Türkiye’de haşhaş ekimi ve afyon üretimi tamamiyle yasaklandı. 100 bin haşhaş ekicisi aile büyük sıkıntıya girdi. ABD, yasaklama karşılığında 30 milyon Dolar yardım sözü vermişti. Bunun ancak üçte biri ödendi. Bu durum da Türkiye’de ABD karşıtlığını pekiştirdi. 1974-1980 dönemindeki hükümetler, birçok... Devamı

Elde var terör…

2011-09-12 20:05:00

        Mustafa Balbay           Terörün yeniden azgınlaşması ve alınacak önlemlerin tartışılmaya başlanmasıyla birlikte sık sorulan sorulardan biri şu: Yeniden 1990’lara mı dönüyoruz? Soru, içinde her şeyi barındırıyor. Ankara’nın gerilimini… Terör örgütünün meydan okuma densizliğini… Güneydoğu’dan gelen şehit cenazelerini… Toplumun “vatan sağ olsun” duygusuyla, “bu cenaze son olsun” dileği arasındaki arayışını… Güvenlik güçlerinin kararlılık gösterisi yarışını… 20 yıl aradan sonra birbirine çok benzeyen iki tablo!   Elbette kimi dönemsel farklılıklar var ama; 1990’ların başındaki “çözüme yakınlık” umuduyla “şiddetin yükselişi” arasında yaşanan gitgeli bugün de görmüyor muyuz? *** Hükümet ve çevresi bu tartışmayı tümüyle reddediyor, “Bunun sözünü bile etmeyin. Bugün inisiyatif tümüyle bizim elimizde. Bu sorunu kökünden çözeceğiz. Bizim kararlılığımız hiçbir döneme benzemez” diyor. Biraz kara mizah ama, bu sözler bile o döneme benziyor. 1990’ların başında pek çok kilometre taşı var. O dönemi gazeteci olarak çok yakından izlemiş, yaşamış bir kişi gözüyle söylemek gerekirse, bence o kilometre taşlarından biri Güneydoğu’dan seçilen milletvekillerinin daha yemin töreninin ardından Meclis dışı kalmasıydı. O dönem SHP listelerinden seçilip HEP çatısı altında bir araya gelen milletvekilleri, Meclis’i “çözüm yeri” olarak değil, “kendilerini kanıtlama y... Devamı

LOZAN DELİNİNCE

2011-09-12 20:02:00

        KURTUL ALTUĞ           Türkiye AKP iktidarını yaşıyor ve TV kanallarında eskiden pek görmediğimiz kişiler alabildiğince gürlüyor. 9 yıl önce Türkiye’nin gündeminde, kimilerinin “Sevr paranoyası” diye adlandırdığı şu sözler vardı: “Bu, Sevr’in ayak sesleridir. Yakında Lozan’ı da delecekler.” AKP iktidarının ustalık süreci başladı. O sesler, yok oldu sanki. AKP’nin 2. iktidarı başlamıştı. İşçi Partisi Lideri Doğu Perinçek’in Vatan Gazetesi’nde Sedat Sertoğlu tarafından yayımlanan, zamanın Dışişleri Bakanı Gül’ün ABD Dışişleri Bakanı Powell ile yaptığı bir konuşmayı kaynak göstererek, ciddi bir ihbarda bulunduğu konuşuluyordu: “Bakan Gül,Powell ile yaptığı 2 sayfalık 9 maddelik bir anlaşmayı açıkladı.” TV ekranlarında, gazetelerde yer alan bu haber tepki topladı fakat Cumhuriyet’in Savcıları bu anlaşmayı nedense takibe almadı. O günlerin konusu irtica ve onun simgesi olan “türban”dı.O günlerin konuşanları arasında başta Perinçek olmak üzere eski orgeneral apoletli ya da emekli subaylar, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün, halen ABD’de bulunan Bedrettin Dalan, eski AKP Milletvekili Turan Çömez de vardı. O günlerde sıkı bir AKP yandaşı olan Aydın Doğan‘ın kucağında büyüyen devrimci ve Atatürkçü ekonomist Yiğit Bulut, o sıralarda saf değiştirmemişti. Ergenekon diye bir kavramla henüz tanışmamıştık. CHP hala güvenilen son kaleydi. 2008 yılında TSK’nın başında Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Çankaya’da ise A.Necdet Sezer vardı. O günlerin kamuyoyu anketlerine göre halkın en güvendiği TSK hala 1.sıradaydı. Sonra bir sabah kalkıldı ki; “Ergenek... Devamı

Alevilik, Ders Kitaplarına, AİHM Kararıyla Girdi!

2011-09-12 19:58:00

          SAYGI ÖZTÜRK           Alevilik-Bektaşilik, Caferilik ve Nusayrilik önümüzdeki ders yılından itibaren ilköğretim 4.sınıftan, lise son sınıfa kadar Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ders kitaplarında yer alacak. Bir yanda,inancı nedeniyle siyasi parti lideri bile küçük düşürülmeye çalışılırken, ne oldu da AKP hükümeti döneminde Alevilik, Caferilik ve Nusayrilik ders kitaplarına girdi? Hemen belirtelim ki, Alevilik konusunun drrs kitaplarına girmesi, AKP hükümetinin aldığı karar uyarınca değil, uymak zorunda olduğumuz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararıyla gerçekleştirilmiştir. Alevi bir vatandaşımız, “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde, Alevilik konusu yok. Bu yüzden, Alevi öğrenciler bu dersten muaf tutulsun” başvurusu üzerine AİHM konuyu inceledi, Alevilik-Bektaşilik konusu yer almadığına göre öğrencilerin bu derse girmek zorunda olmadığına karar verdi. O güne kadar, Aleviliğin ders kitaplarına girmesine yanaşmayan AKP, gerekli düzenlemeleri yeni ders kitaplarında yaptı. Esad’ın Ricası Üzerine Kars, Ardahan yöresinde Caferiler bulunuyor. Kitap çalışmalarının yapıldığı dönemde, Caferi lideri de, Ceferliğin ders kitaplarında yer alması için çaba gösterdi. Onların istekleri de dikkate alındı. Kitap çalışmalarının sonuna gelinmişti. Başbakan Tayyip Erdoğan, 5 çaylarına gidip geldiği, karşılıklı ziyaretlerin yapıldığı günlerde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile sohbet ederken, Esad, “Ders kitaplarında Alveilik-Bektaşilik, Ceferilik yer alacakmış. Başta Hatay yöresinde olmak üzere 400 bin civarında vatandaşınız da, bizim gibi Nusayri yani Arap Alevisi. Onların ina... Devamı

Memleketin Sülük haritası genişledi

2011-09-12 19:56:00

        Necati Doğru:           “SÜLÜKLÜK” benzetmesini Enerji Bakanı, “Uzanlar’ın hem devleti soyup hem de Paris’te kral hayatı yaşamalarını ve Parisli yaşamlarının terbiyesizce gazete sayfalarına taşınmasına fırsat yaratmalarını” anlatmak için yaptı. Uzanlar, eski sülük. Biliyoruz. Eski sülükler vardı. Yeni sülüklerin de var olduğu ve hatta devlet imkanlarıyla çoğaldıkları, korundukları, gizlendiklerini hissediyoruz. Hissetmekten öte çıplak gözlerimizle de görüyoruz. Siz de dikkatle bakın! Görebilirsiniz. Mahallenizdeki, bölgenizdeki, çevrenizdeki “yeni sülükleri” seçebilirsiniz. Birkaç ipucu vereyim. Sülük emmeye başlar. Şekli de hemen değişir. Göbeği şişer. Kılığı, kıyafeti lükslesin Yalıya, köşke taşınır. Eşini boşar. Metres tutar. , Lüks otelde iftar verir. Başbakan uçağında görünür. Pahalı tekne alır. Türkiye’de başka deniz yokmuş gibi eski zenginlerin gidip doluştukları Bodrum Türkbükü’ne tekneyle gitmeye abone olur. Sülüğün maksadı denizde kulaç atmanın tadına varmak, teknenin keyfini çıkartmak değil. “Bakın benim de lüks teknem var” diye öbür sülüklere gösteri yapmaktır. Sülüğün oğlu İstanbul gece hayatında dizi artistleriyle görünmeye, kızı pahalı 4 çarpı 4 ciplerle “tesettür defilesine” gitmeye başlar. ••• Temel belirtiler bunlardır. Yeni sülüklüğe atlama yolu bulmuşlann devletin imkanlannı nasıl emdiğinin belgesi. kanıtı, ihalesi, tahsisi, devlet, bankasından verilen kredisi... Devamı

“Our boys”= Evren,Özal,RTE…

2011-09-12 19:53:00

        Güneş Erkul           Darbeyi kim yaptı?…ABD; bugün yapan kim?…ABD 12 Eylül’ün sonuçları nelerdir? Neoliberalizm-24 Ocak kararları-Turgut Özal-Özelleştirme-AKP-Milli olan ne varsa satılması Turgut Özal-Federasyon-Başkanlık Sistemi-AKP-RTE-Açılım-12 Eylül 2010 referandum-her gün gelen 3-5 şehidin haber değerinin bile olmaması-PKKlıların vekil seçilmesi ama meclisi boykot etmesi-”Öcalan liderimizdir,yakında genel af çıkacak Öcalan da aranızda olacak” söylemleri-teröristbaşı ile süren pazarlıklar…Sözde Özerklik ilan etmeleri… Turgut Özal-”PKK üç beş çapulcu” edebiyatı-ASALA terörünün yerini alan PKK terörü-TSK tarafından ve 3lü koalisyon döneminde sıfıra indirilen, bitme noktasına getirilen PKK terörü-Amerikalı Tansu bacımıza bile rahmet okutan AKP-AB uyum yasaları adı altında güvenlik güçlerinin elini kolunu bağlayan ve bölücülük propogandasını suç olmaktan çıkaran yasalar-Açılım-yeniden hortlayan PKK terörü-Barzaninin sözde kürt devletinin AKP hükümetince tanınması… 12 Eylül 80 darbesini kim yaptı? “Our boys” Türkçesi “bizim çocuklar”.. CIA böyle rapor veriyor vaşingtona… Darbeyi yapan Nato ve yerli taşeronları Natocu subaylar… Peki şimdi sivil darbeyi yapanlar kimler, TSK’yı yurtsever komutanlardan temizleyip, etkisizleştirerek tasfiye sürecini başlatan kimin çocukları… Bugün bazı gerizekalılar dünün Natocu taşeron paşalarıyla bugün Nato tarafından tasfiye edilen yurtsever komutanları aynı kefeye koyuyor, yani d... Devamı