Ses bandı ‘hayırlı’ oldu

2011-09-18 20:45:00

        Mehmet Tezkan     MİT ile PKK gizli görüşmesinin internet üzerinden açığa çıkması hayırlı oldu.. Servise koyanlar ne düşündü, neyi amaçladı bilmiyorum.. Memleket çalkalansın diye koymuşlarsa.. Hayırsız bi sonuç çıksın diye umut etmişlerse.. Kursaklarında kaldı.. Çünkü hayırlı oldu.. Niye mi? Çok büyük tepki gösterilmedi.. Olur mu ya, devletle terör örgütü masaya oturur mu diye bağıran çağıran da olmadı.. (Şehit ailelerinin tepkisini anlıyorum) Yürüyüş yapan.. Miting düzenleyen de çıkmadı.. Tam tersi.. ‘Olması gereken bu’ sesleri yükseldi.. Yapılan doğrudur ortak ses oldu.. * Hükümet zorda kalmadı, aksine eli güçlendi, cesareti arttı.. Beklemediği, tahmin edemeyeceği destek aldı.. Kilit parti MHP’ydi.. Milliyetçi oyların, milliyetçi seçmenin büyük reaksiyon vermesi şaşırtıcı olmazdı.. Vermemeleri şaşırtıcı oldu.. MHP olgun davrandı, gayet normal dedi.. Eşik aşıldı.. Görüşme duyulursa, oylarımız gider, seçmen bizi terk eder paniği ortadan kalktı.. Ortak paydada buluşuldu.. * Demek ki millete gına gelmiş.. Terör bitsin, birileri bitirmek için kimle görüşürse görüşsün, yeter ki bitsin cümlesinde buluşulmuş.. Hal böyle diye tabii ki çatışmalar bitmeyecek.. Belki, yarın öbür gün sınır ötesi harekât da yapılacak.. Belki, çok kanlı bir sürecin içine gireceğiz.. Ama bi umut doğdu.. PKK’lılarla görüşülemez, görüşülmesi bile düşünülemez tabusu kırıldı.. O kapı açıldı veya zaten açıktı da destek buldu, kabul gördü.. Hayırl... Devamı

Kurtarın şimdi Cizre’yi

2011-09-18 20:43:00

      Albay Cemal Temizöz   GENELKURMAY Başkanlığı, Şırnak’ta işlenen cinayetlerle ilgili yargılanan VE 1994 yılında işlenen bir cinayetle ilgili o dönemde yurt dışında NATO’da olduğunu söyleyen eski Kayseri İl Jandarma Komutanı emekli Albay Cemil Temizöz’ün, 1993- 1995 yılları arasında NATO görevi kapsamında yurt dışına çıkmadığını bildirdi. Duruşma sırasında söz alan Temizöz, mahkeme heyetine, “Şu anda Cizre’de vatandaşın şikayetini kim alıyor biliyor musunuz? KCK’nın karakolları iş başında. Kurtarın şimdi Cizre’yi” dedi. Şırnak’ta 1993- 95 yılları arasında işlenen cinayetlerden sorumlu tutulan ve aralarında eski Kayseri İl Jandarma Komutanı emekli Albay Cemal Temizöz ve eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atak ile itirafçıların da bulunduğu 7 sanığın yargılanmasına devam edildi. Duruşma nedeniyle Diyarbakır Adliyesi çevresinde sıkı güvenlik önlemleri alındı. Adliye çevresi bariyerlerle kapatılırken, binaya girmek isteyenler 2 ayrı arama noktasından geçirildi. Diyarbakır 6’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugünkü duruşmaya tutuklu sanıklar emekli Albay Cemal Temizöz, Cizre eski Belediye Başkanı Kamil Atak, PKK itirafçıları Abdulhakim Güven (Fırat Altun), Adem Yakin, Hıdır Altuğ ve Temer Atak ile sanık ve mağdur avukatları katılırken, ara kararla tahliye edilen tutuksuz sanık Kukel Atak duruşmada bulunmadı. DÖNEMİN BAŞKOMİSERİ İFADE VERDİ Davanın 29’uncu duruşmasında, Cizre’de 1993 yılında başkomiser olarak görev yapan Muharrem Durmaz tanık olarak dinlendi. Cizre’de emniyet müdürlüğünün istihbarat biriminde görev yaptığını anlatan Durmaz, söz konusu cinayet ve olaylarla ilgili bilgisinin olmadığını söyledi. Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz’ın, “Jandarmanın... Devamı

Atatürkçülük ( Batının Deyimiyle Kemalizm) “2″

2011-09-18 20:36:00

    Samed Kocademir     Atatürk, Milli Birlik ve Beraberlik Atatürk, Milli Birlik ve Beraberlik konusunu kaleme aldığım 15.09.2011 tarihinde üzüntü verici ve bir o kadarda çarpıcı bir olaya şahit olduk.  ‘’Milli Eğitimin yapısını değiştiren Kanun Hükmündeki Kararname’de (KHK) “Atatürk inkılaplarına ve Türk milliyetçiliğine bağlı, Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri” ibaresi yer almadı.’’1 Bu acı tablonun yaşandığı günlerde Atatürkçülük üzerine makale yazmaktan onur ve gurur duyuyorum. Atatürk’ün temel ilkeleri  sırasıyla Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve İnkılapçılıktır. Bu ilkelerin dışında birde bütünleyici ilkeler vardır. Örneğin Milli birlik ve beraberlik ilkesi olmazsa milliyetçilik, dirlik ve düzenden de bahsedilemez. Bu nedenle Milli birlik ve beraberlik ilkesi ve diğer bütünleyici ilkelerin temel ilkeleri destekleyen unsur niteliği taşıdığını söyleyebiliriz. “… 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığım vakit, benim elimde maddi hiçbir kuvvet yoktu. Yalnız, milletimin asaletinden doğan ve benim vicdanımı dolduran, manevi bir kuvvet vardı. İşte ben bu kuvvete ve Türk milletine dayanarak işe başladım.” 2 Atatürk’ün yukarıdaki paragrafta dile getirdiklerinden de anlaşıldığı üzere‘’Atatürk iyi bir tarih okuyucusu ve yorumlayıcısı olarak, milli birlik ve beraberlik prensibine büyük önem vermiştir. Nitekim Türk İstiklal Mücadelesi’ni “milli birlik ve beraberlik” ve “milliyetçilik” prensiplerine dayandırmıştır. Bu temel dayanağın üzerine ise “milli e... Devamı

Adam’lık kriteri!

2011-09-18 20:26:00

        Mustafa Mutlu   Ülkenin ikinci büyük partisinin liderine seks kaseti ile şantaj yapıldı; İçişleri Bakanlığı’na bağlı emniyet teşkilatı, ne hikmetse bir buçuk yıldır bu görüntüleri çekenleri ve internete koyanları bir türlü bulamadı! O liderin siyasi kariyeri büyük bir darbe yedi… Başbakan, bu lidere sahip çıkmadı! *** Seçimlerden hemen önceydi… Bu kez ülkenin üçüncü büyük partisinin genel başkan yardımcılarının ve milletvekillerinin görüntüleri internette yayınlandı. Üstelik Başbakan, bu görüntülerin yayınlanacağını önceden haber verdi. Bu çok önemli siyasetçilerin hepsi milletvekili adaylığından ve partilerinden istifa etmek zorunda kaldı. Polis, bu görüntüleri çekenleri ve yayanları da bulamadı! Başbakan, o siyasetçilere sahip çıkmadı! *** Anayasa Mahkemesi üyesinin, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı’nın, Ergenekon Davası’na bakan hâkimin telefonları dinlendi… Deniz Feneri savcıları görevlerinden alındı. Ergenekon’da, Balyoz’da sanıkların tutukluluk hallerinin kaldırılmasını isteyen hâkimler sürgüne gönderildi. Başsavcı İlhan Cihaner, bazı tarikatlara yönelik bir soruşturma başlatınca başına gelmeyen kalmadı. Yetmezmiş gibi, Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’na terörist muamelesi yapıldı. Yani birileri bu yargıçları ve savcıları “yemek” istedi! Başbakan sahip çıkmadı! *** Türk Ordusu’nun 53′ü general yüzden fazla komutanı, henüz varlıkları bile kanıtlanamayan darbe planları yüzünden cezaevine tıkıldı… Başbakan, sahip çıkmadı! *** Genelkurmay Başkanı ve üç... Devamı

Halkın iktidarı mı ABD’nin iktidarı mı?

2011-09-18 20:22:00

      Arslan Bulut       Tayyip Erdoğan, Libya’da yaptığı konuşmada, “Suriye’de de halkına zulmedenler ayakta kalamayacaklardır. Zira zulüm ile âbad olunmaz. Artık otokrasi dönemleri bitiyor.Totaliter rejimler gidiyor. Artık halkın iktidarı geliyor” dedi. Totaliter iktidarların devrilmesine kimse itiraz edemez. Meselâ, Suudi Arabistan’daki diktatörlüğün bir an önce devrilmesi gerekir değil mi? Peki neden Tayyip Erdoğan, tam bir diktatörlük olan Suudi Arabistan yönetiminin devrilmesinden söz etmiyor da her vesileyle Suriye’yi gündeme getiriyor? Çünkü Suudi Arabistan yönetimi, İslâm dünyasına sahip çıkar gibi bir görüntü içinde olsa da topraklarını Amerikan askerlerine açarak Irak’ı işgal ettirmiştir. Irak’a yönelik işgal hareketinin merkez üssü Suudi Arabistan toprakları olmuştur. Suudi Arabistan, İslamiyetin doğduğu toprakları, Amerikan askerlerine çiğnetmek yetmezmiş gibi başka bir İslam ülkesini de işgal ettirmiştir. Dolayısıyla Erdoğan’ın sözleri içinde yer alan “halkın iktidarı” ifadesini, “ABD’nin iktidarı” olarak anlamak gerekir. *** Aslında Irak, Libya ve Suriye’deki rejimler Batı ile işbirliği içindeydi. Mesela PKK’nın Suriye topraklarını merkez olarak kullandığı dönemde, bu işin ABD’nin isteği dışında sürmesi mümkün müydü? Saddam, Kahire’de üniversite öğrencisi iken CIA elemanı olduğu gerekçesi ile Mısır istihbaratı tarafından takip edilen biriydi. İran’a savaş açması da ABD’nin planı gereğiydi. Saddam, o dönemde Türkiye’ye bile savaş açabilirdi. Fakat Türkiye, savaşı yıllarca sürdürmez, Irak&r... Devamı

Tek tabakta

2011-09-18 20:19:00

        Necati Doğru     Arap Baharıhikayesinin sonunun; “böl-yönet ve petrolü ele geçir” konusuna çöreklenmiş Fransa-İngiltere-ABD’nin mutluluğu ile biteceği kesinlik kazandı. Ön aldılar. Fransa ile İngiltere birinci girdi. Türkiye, son anda geride kaldı. Türkiye’nin 7 kilit bakanı, “Ortadoğu’nun yeni devrimci ve reformcu lideri olduğu” kesinlik kazanan Başbakanı ile birilikte, bir uçak dolusu işadamı, iki uçak dolusu gazeteci, üç uçak dolusu kameram ve mübarek ramazan günlerinde bavullara doldurulup gönderilen 300-500 milyon dolar yardım paraları ile girişilen “Libya’ya ilk giren olup tarih yazmak seferini” göğüs farkıyla Fransa ile İngiltere’ye kaptırdık. Bu göğüs farkı, Arap Baharı’nın bilinen tek bereketli kaynağı petrolü “böl ve yönetçilerin yiyeceğini” kesin olarak gösteriyor. Sırtlan gibiler kardeşim! Avlarına odaklanıyorlar. Önden atlayıp kapıyorlar. Bizimki meydan nutku atıyor. Arapça tekrarlarla geride kalıyor. Yine de üzülemeyin. Umudunuzu yitirmeyin. İyi kalpli insanlar iyimserdir. Biz iyimser kalalım. Arap kardeşlerimiz yaşadı. Sevinelim. *** Türkiye’nin 7 bakan ve başbakandan oluşan bu seferi, ortaya koydu ki, Arap kardeşlerimiz “hem Türk usülü laiklik ve hem de Müslüman Türk tavuğuna” kavuşma devrimini yaptılar. Akıllı olurlar, birbirlerine düşmezler, Türkiye Başbakanı ile Bakanları’nın sözlerini dinlerlerse “Müslüman laik demokratlıktan ve Müslüman Türk tavuğu etinden” nasiplerini alacaklar! Bizim Başbakan önerdi: “Türk usülü laik olun.” Bakanımız Zafer &Cc... Devamı

Başsavcıyı, Savcıları Göreve Çağırıyorum, Anayasa Suçu İşleniyor

2011-09-16 19:33:00

      Ali Eralp         Eskiden, siyasal yönetime başkaldırıp dağa çıkan, yol kesen, soygun yapan, haraç alan isyancı köylüler vardı. Bunlara eşkıya denilirdi. İçlerinde halkın malına, canına kasteden, ırzına namusuna göz koyanlar olduğu gibi; ağalardan, beylerden alıp yoksullara dağıtan, güçsüzlere arka çıkan eşkıyalar da vardı.Bunlar halk tarafından sevilir, sayılır, korunur, saklanırdı. Üstüne türküler yakılıp, şiirler, destanlar söylenirdi. Bu türden yiğitlik, cesaret ve kahramanlık öykülerine Türk edebiyatında, Türk romanında da çok geniş yer verildi. Özellikle 1950’lerden sonra romancılar bu konuları çok işlediler ve edebiyatımızı tüm dünyaya tanıttılar. Yaşar Kemal’in “İnce Memed”i, Kemal Tahir’in “Rahmet Yolları Kesti” gibi romanları bu türün en belirgin örneklerindendir. Bir de Sabahattin Ali’nin sözlerini derlediği bir şarkı var:   Bir yanımı sardı müfreze kolu / Bir yanımı sardı Varilcioğlu / Beş yüz atlıyınan kestiler yolu / Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz… Türküde, eşkıyanın dünyaya hükümdar olamayacağı vurgulanıyor. Bir zamanlar eşkıyalar dağlarda gizlenirdi. Eşkıyalık mesleğini oralarda icra ederlerdi. Şimdi her yerde, her koşulda, her ortamda karşımıza çıkıyorlar. Bir veba gibi sarmışlar dört bir yanımızı. Kentlerde, köylerde, kasabalarda… Sevgili ülkemizin dağlarında ise PKK’lı eşkıyalar kol geziyor bugün. Cinayetler işliyorlar. Masum insanların canına kıyıyorlar. Bebe demiyorlar, dede demiyorlar, yaşlı-genç demiyorlar. Öldürüyorlar, öldürüyorlar, öldürüyorlar… Sanki ölüm ... Devamı

FÜZE KALKANI TÜRKİYE’NİN “İNTİHAR ANTLAŞMASI”DIR

2011-09-16 19:21:00

          NATO Konseyi Devlet ve Hükümet Başkanları 18-19 Kasım 2010’da Lizbon’da toplanarak “Yeni NATO ve Nükleer Savunma Stratejik Konsepti”ni belirleyen antlaşmayı imzalamıştır. ABD Başkanı Barack Obama, imzalanan antlaşmanın Avrupa’nın ’21. yüzyıl savunma ve güvenliği’ne yönelik tehditleri etkisiz hale getirdiğini açıklamıştır. Obama bu ifadesi ile; Füze Antlaşması’nın bir NATO projesi olmadığını, bir ABD projesi olduğunu ikrar etmiştir. - Antlaşma’da terör, NATO’ya yönelik “birinci sırada tehdit” olarak yer almasına rağmen terörün tanımı yapılmamıştır. İslami terörden çok söz edilmesine rağmen onun da tanımı yapılmamıştır, İslami tehdide Antlaşma’da yer verilmemiştir. ABD terörün tanımını yapmamakla kendisine yönelik herhangi bir hareketi ‘terör tehdidi’ kapsamında değerlendirme kozunu elinde bulundurmuştur. - Bundan önce imzalanan NATO antlaşmaları, sadece NATO örgütü ile ilgili antlaşmalar olmuştur. Lizbon NATO antlaşmasıyla ilişkilendirilen ABD’nin “Ulusal Füze Savunma Sistemi” ile ilgili, ve ABD ile SSCB’nin imzaladığı ve görüşmeleri devam eden nükleer silahların yayılmasının önlenmesi ve sayılarının azaltılması amaçlı ‘START’ ve ‘START II’ adlarıyla bilinen antlaşmalardır. - ABD emperyalizmi, Türkiye’nin “1 Mart Tezkeresi”ni reddetmesi ile yaşadığı şoku unutamamıştır. Aynı şoku tekrar yaşamamak için bu yeni Antlaşma ile Türkiye’nin fiilen işgalini amaçlamıştır. ABD, Türkiye’ye yerleştireceği ‘orta menzilli füzesavar radar sistemi’ ile; Türkiye’yi “birinci”, İran’ı “ikinci” derecede düş... Devamı

KUYU!..

2011-09-16 19:18:00

          MEHMET FARAÇ     Hiç unutmam, değerli araştırmacı Uğur Mumcu bir yazısında, “Kimin eli, kimin cebinde belli değil” özdeyişine vurgu yaparken konuyu yine sorunlu coğrafyaya getirmiş ve şöyle emişti: “Güneydoğu karanlık bir kuyu, herkes bir taş atıyor!..” Mumcu bugün yaşasaydı eminim köşesinden AKP Hükümeti’ne ısrarla şu soruyu sorardı: -Madem, “Bıçak kemiğe dayandı”, “Sabrımız tükendi” diye nara atacaktınız, niye terör örgütünün lideriyle muhatap oldunuz?.. -PKK terörü, AKP iktidarı döneminde 850′den fazla güvenlik görevlisini şehit ederken “açılım” tuzağına niçin düştünüz?.. -PKK saldırıları devam ettiğine göre, “şiddeti dayatma stratejisi”ne niçin boyun eğdiniz?.. -Kırmızı Bülten’le aranan KCK yöneticisi Mustafa Karasu ile devletin memurlarını Oslo’da niçin aynı masaya oturttunuz?.. -Devletin en krtik yetkilileri, terör örgütü liderine “Sayın Öcalan” diyorsa, bu söylemi kullanan onlarca kişiyi niçin cezaevine attınız?.. -Yüzünüze gözünüze bulaştırdığınız şu “açılım” meselesini bundan sonra hangi rotaya sürükleyeceksiniz?.. Evet,Uğur Mumcu‘nun o günkü tespiti doğruydu!.. Onun ölümünün üzerinden 18 yıl geçmesine rağmen güneydoğu halen karanlık bir kuyu!.. Üstelik oraya birileri taş atmaya devam ediyor!.. Bumerang!.. Medyaya yansıyan MİT-PKK görüşmesi kamuoyunda şaşkınlıkla karşılanırken tuhaf bir sessizlik de yaşanıyor!.. Bu “Bakın kıyamet kopmadı” diyen BDP lideri Selahattin Demirtaş&... Devamı

Dikkat Dikkat! ATATÜRK’ü Söküp Attılar...

2011-09-16 14:07:00

    Bige Aksoy         Bir insanın hayırlı bir insan olup olmadığının en büyük göstergesi, vefa ve minnet duygusudur. İçinde bu duyguları bulundurmayan bir insan, her an kutsal değerlerine ihanet edip, tabiri caizse kazançları uğruna en yakınındakileri bile satılığa çıkarabilir. Bugün ülkemizdeki vatansız kalplerin, inşa ettikleri karanlık yoldaki en büyük engel; Atatürk ve onun ortaya koyduğu milli değerlerdir. Bu iki yüce sevgi de, ancak zamanla ve uyuştura uyuştura yok edilebilir. Aranızda hatırlayanlar vardır. Geçen yıl ilköğretim kitaplarındaki tüm Atatürk resimlerinin asık suratlı ve kızgın olduğunu yazmıştım. İşte bu bile bir stratejidir. Gelecek nesillerin yüreğine Ata sevgisi tohumlarının atılmasını engellemek için bir çalışmadır. Henüz kamuoyunun haberi olmasa da, bugünkü hükümet gizli saklı yeni bir ihanete imza atmış bulunmaktadır. Bu ihanet "Millî Eğitim Bakanlığı'nın Teşkilât ve Görevleri Hakkında Kanun"un değiştirilmesi, daha da doğrusu bu kanundaki tüm "Atatürk", "Türk" ve "Lâik" sözcüklerinin çıkarılmasıdır. Bundan böyle (tek bir kelimesine bile dokunmadan); Atatürk İnkılâp ve İlkeleri'ne ve Anayasa'da ifadesini bulan Atatürk Milliyetçiliği'ne bağlı, Türk Milleti'nin milli, ahlâkî, manevî, tarihi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren, ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasa'nın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş... Devamı

BÖLMEYİ MEŞRU HALE Mİ GETİRECEKLER

2011-09-16 14:02:00

        CIA’nın denetiminde MİT-PKK görüşmelerinin içeriğini konuşmak yerine, kimin sızdırdığı konusunun tartışılması, tamamen bu görüşmelerin meşrulaştırılmasına yönelik tartışmalardır. Görüşmelerdeki yabancı kim diye sormuyorlar da, kim sızdırdı diye soruyorlar. Konuyu bu yönde yönlendirenler de Amerikan projelerinde görevli kişilerdir. Meşrulaştırma çabaları, Amerika’nın sürekli “pkk’yı siyasallaştırın, Apo’yu affedin, federasyonlaşın" diye hükümete verdiği talimatlarla ilgili olduğu, görüşmelerin içeriği ile belgelenmiş oldu. Kendi teröristiyle, CIA başkanlığında görüşen bir siyasi iktidar. Kasetlerin ortaya çıkmasından bu yana, siyasi partiler (İP hariç), demokratik kitle örgütleri, sendikalar doğru düzgün bir karşı duruş sergilemediler. Bu durumu fırsat bilen işbirlikçiler, konuyu meşrulaştırma yönüne gittiler. MHP’den AKP’ye gene destek açıklaması geldi.(Şandır’ın açıklamaları) Yani MHP’nin, gene, Amerika’nın icazet dünyasından medet ummaya devam ettiği görülüyor. CHP, zaten Kılıçdaroğlu geldiğinden beri, “bu iş silahla çözülmez” deyip durmaktadır. Ama PKK kendi sorununu silahla çözmektedir. Bu şartlarda da, halktan kuvvetli bir karşı duruş gelmiyor. Bir anlamda da halkımızda yenilmişlik duygusu hâkim. Bu durum, ila nihayet devam edemez. Bir yerden patlayacak ama nereden patlayacak göreceğiz. Ordunun PKK ve gericilik ile savaşan subayları Hasdal’da, parti başkanları ve aydınlar Silivri’de… Bir başka önemli husus daha var. PKK- MİT Anayasa görüşmeleri Amerikan devletine açık, Türk halkına kapalı yü... Devamı

GENÇ DİNOZORLAR DAHA TEHLİKELİ

2011-09-16 13:59:00

      Dinozor sözcüğü daha çok mecazi anlamda kullanılır. Yaşı ileri ve çağın gerisinde kalmış olmasına rağmen eski konumunu korumaya çalışan insanlara denir. Yani gelişmelere ayak uyduramayan ama yine de koltuğunu terk etmemek için gayret edenler için kullanılır… Dinozor denince hep yaşlılar akla gelir ama bir de genç dinozorlar vardır. Bunlar yaşlıların yerini almak için can atar ve onları ekarte etmek için her kesimle işbirliği yaparlar. Daha dinamiktirler ve etik değerleri kolaylıkla ayaklar altına alabilirler… Ne yazık ki, sağlık sektöründe bunlara çok rastlarsınız…               **** Sağlık Bakanı’nın, doktorları taciz etmek için çıkardığı yasa ve yönetmelikler genellikle ya Anayasa Mahkemesi ya da Danıştay tarafından ‘etkisiz hale’ getirilmektedir. O da buna karşı hile yoluna başvurmakta, istediği yasayı ya başka yasaların içine saklayarak ya da makyaj değişiklikler yaparak yeniden çıkarmaktadır. Ancak herkesin bilmediği bir başka gerçek var: Sağlık Bakanı bunu yaparken en büyük desteği yine bir doktor kesiminden almaktadır. Bunlar, genç dinozorlardır. Kliniklerinde hocaları olan ‘dinozorları’ saf dışı bırakarak kendileri için –akademik ve ekonomik-  gelecek yaratma çabasında olan doktorlar…               **** Çıkarılan ‘taciz yasaları’ ile üniversite hastanelerinde bugün birçok profesörün hasta bakması bile yasaklanmış durumdadır. Şaşırmayın, bu gerçek! Dışarıda muayenehanesi olan hocaların isimleri bilgisayar sisteminden çıkarıldığı için bunların değil ünive... Devamı

Güngör Hanım öldü, Doğan Yurdakul'a izin çıktı

2011-09-16 13:07:00

          Ergenekon davası tutuklusu Odatv Genel Koordinatörü Doğan Yurdakul'un kanser hastası eşi Güngör Yurdakul dün gece 02.50'de hayatını kaybetti. Yurdakul’un avukatları bugün sabah davanın görüleceği İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’ne giderek dilekçe verdi. Avukatlar, dilekçelerinde cezaevinde tutuklu bulunan Yurdakul’un cenaze törenine katılması için izin verilmesini talep etti. Mahkeme, talebi kabul ederek Yurdagül'e 2 gün izin verdi. Oda TV iddianamesi sonrası yine aynı davadan tutuklu gazeteci Soner Yalçın bir yazı kaleme almış ve yazısında, "Ey savcılar, hakimler, siyasal iktidar, adalet bakanı! Doğan Yurdakul'un eşi Güngör Hanım ölüyor. Bir kez, bir kez eşinin gözlerine bakarak veda etmek için izin istiyor Doğan Ağabey. Merhamet edin!" demişti. Ancak 3 Mart tarihinden bu yana tutuklu bulunan Doğan Yurdakul, avukatı aracılığı ile yaptığı açıklamada eşiyle 5 Eylül'de telefonla görüştüğünü ve vedalaştığını söylemişti. Yurdakul açıklamasında, "Polisler benim kapıma geldiğinde eşimin ölümünü cezaevinde öğreneceğimi anlamıştım. Buna zaten hazırlıklıydım. Sadece yasal hakkım olan eşimin cenazesine katılma isteğimi eşim vefat ettikten sonra mahkemeden talep edeceğim. Herkese iyi niyeti için teşekkür ediyorum’’ demişti. Milliyet’ten Murat Sabuncu, bugün “İyi günlerimizdeki gibi beni hatırla” başlıklı bir yazısında, Doğan Yurdakul ve eşinin cezaevi görüşmelerini ve vedalaşmalarını dokunaklı bir dille aktardı. Sabuncu’nun yazısı şöyle: “Yan yana odalar düşünün. Küçük... Arada kalın camlar. Her birinin üzerinde numaralar. 1, 2, 3, 4, 5... Odal... Devamı

CHP İstanbul'a il başkanı dayanmıyor

2011-09-16 13:05:00

        CHP İstanbul İl Başkanı Bahri Şahin görevinden alındı. CHP’nin en genç il başkanlarından biri olan Şahin’in yerine yine genç bir isim, Oğuz Kaan Salıcı getirildi. Böylece CHP 1.5 yıllık süre dolmadan tam 5 il başkanı değiştirmiş oldu. CHP MYK, Mart ayında geçici olarak İstanbul İl Başkanlığı görevine getirdiği Bahri Şahin’in yerine, Oğuz Kaan Salıcı’yı atadı. Vatan’dan Kıvanç El’in haberine göre; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Bahri Şahin ile görüşerek, hizmetleri için teşekkür ettiği ve “Size karşı bir tepkim yok” dediği öğrenildi. Salıcı, siyaset kadrolarının yenilenmesini isteyen sosyal demokratların 2005’te oluşturduğu “10 Aralık Hareketi” içerisinde yer almıştı. Salıcı, SODEV’in de kurucularından. 1972 Antep doğumlu olan Salıcı, Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi Uluslararası İlişkiler mezunu. Salıcı 1990 yılında Demokrasi İçin Gençlik Platformu ve 1994 yılında da SODEV’in kurucuları arasında yer almıştı. CHP İstanbul İl Başkanlığı’ndan Gürsel Tekin 2010 yılının Mayıs ayında ayrılmasının ardından bu göreve sırasıyla Berhan Şimşek, Nebil İlsever, Bahri Şahin getirilmişti. Salıcı’nın da atanmasıyla yaklaşık 16 aylık süreçte bu göreve getirilen 5. isim oldu.     Devamı

Cematten ‘Kara liste’ CD’si

2011-09-16 13:00:00

    Cemaatin ‘Kara Liste’ CD’sinde kimler var kimler… CEMAATTEN KARA LİSTE CD’Sİ Fethullah Gülen cemaatine yakın kişilerin, örgütlenmeyi benimsemeyenlere karşı “kara liste CD’si” hazırladığı belirtildi. CD’nin, cemaatin ev toplantılarında katılımcılara izlettirildiği vurgulandı. CHP İzmir İl Başkanı Tacettin Bayır’ın, “tesadüfen” ellerine geçtiğini açıkladığı CD’de, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in de aralarında bulunduğu birçok ismin görüntüleri yer alıyor. Kılıçdaroğlu, milletvekilleri İsa Gök, Nur Serter, İlhan Cihaner ve il başkanı Bayır’ın da bulunduğu birçok ismin, farklı zamanlarda cemaate karşı yaptıkları konuşmaların tek bir CD’de toplandığı görülüyor. 35 dakika süren, çoğunluğu cemaate yakınlığıyla bilinen televizyonlardan alınan görüntülerin kurgulanarak sunulmasıyla oluşan kayıtta, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Yalçın Küçük’ün, sözde Ergenekon terör örgütüyle bağlantısı anlatılıyor. Türkan Saylan, Nur Serter, Necla Arat, Çağdaş Eğitim Vakfı Genel Başkanı Gülseren Yaşar’ın PKK’yle bağlantısı olduğu savlanıyor   Devamı