Ankara'da patlama

2011-09-20 11:53:00

    Başkentin merkezi Kızılay'da patlama meydana geldi. İlk belirlemelere göre 2 kişi hayatını kaybetti, 3 ağır çok sayıda yaralı var.     İstanbul- Başkentin merkezi Kızılay'da Çankaya Kaymakamlığı önünde bir araçta patlama meydana geldi. Olay yerinden gelen ilk bilgilere göre 2 kişi hayatını kaybetti, 3'ü ağır 10 kişi yaralandı. Patlamanın meydana geldiği araç da paramparça oldu. Bir belediye otobüsünün tamamen yandığı bildirildi. Başbakanlık binasına çok yakın Çankaya Kaymakamlığı'nın da bulunduğu cadde, Başbakanlık binasına da çok yakın mesafede bulunuyor.   İkinci bir patlama ihtimali Olay yerinden yükselen dumanlar kentin dört bir yanından görülürken olay yerine çok sayıda polis ve itfaiye aracı sevkedildi.  Yaralananların çoğu Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. Hastaneye kaldırılan 9 kişinin hayati tehlikesinin bulunmadığı bildirildi. Polis ikinci bir patlama ihtimaline karşı çevrede güvenlik çemberi oluşturdu. Devamı

"Andımız kaldırılsın"

2011-09-19 21:04:00

              Mazlum- Der Şube Başkanı Avukat Ömer Sinikan, yaptığı açıklamada Atatürk için 'Ölmüş gitmiş bir komutan' ifadesini kullanıp, "Adına 'andımız' denilen ve çocukların eğitim hakkını ipotek altına alan bu ideolojik yeminin bir an evvel kaldırılmasını ve ilköğretim okullarında okutulmamasını talep ediyoruz" dedi. Cumhuriyet Haber Portalı İstanbul- Yeni ders yılının ilk gününde, Mazlum- Der Şanlıurfa Şube Başkanı Avukat Ömer Sinikan ve yanındaki 10 kişilik grup, İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne geldi. Ellerinde; 'Çocuğumun varlığı hiç kimsenin varlığına armağan olmasın. Andımız ve Milli Güvenlik dersi kaldırılsın' yazılı pankart taşıyan grup, İl Milli Eğitim Müdürlüğü girişinde gazetecilere açıklama yaptı. Grup adına basın açıklamasını Mazlum- Der Şube Başkanı Ömer Sinikan okudu. Sinikan, her sabah okullarda okutulan andın öğrencilere yönelik dayatma olduğunu savunarak, "Türkiye Cumhuriyeti devletinde, ancak ilkel ve antidemokratik ülkelerde olabilecek haksızlık ve zulümlerden biri de her sabah rahat, hazır ol denip hizaya konulduktan sonra, askeri bir seremoni ile çocuklara zorla okutturulan andımızın dayatılmasıdır" dedi.   "Ölmüş gitmiş bir komutan" Sinikan, öğrencilere okutturulan andın, Atatürk'ü kast ederek ölmüş gitmiş bir komutana ithafen yaptırıldığını söyleyerek, şöyle devam etti: "Ölmüş gitmiş bir komutana ithafen yaptırılan bu yemin; temel hak ve özgürlüklere, insan haklarına aykırıdır. Başta çocuk hakları sözleşmesi olmak üzere birçok sözleşmeye aykırıdır, ilahi ve doğal hukuka aykırıdır. Türkiye'nin &c... Devamı

Libya'da yabancı paralı askerler yakalandı

2011-09-19 20:59:00

  Libya'da yabancı ordu birlikleri cirit atıyor. Libya hükümet sözcüsü Musa İbrahim, aralarında Fransız ve İngiliz askerlerinin de olduğu 17 yabancı paralı askerin yakalandığını açıkladı.   Kaddafi'nin sözcüsü Musa İbrahim, Suriye'nin Er Rai televizyonuna yaptığı açıklamada, aralarında İngiliz ve Fransız teknik uzmanların da bulunduğu 17 yabancı paralı askerin yakalandığını duyurdu. İbrahim, “Beni Velid’de bir grup paralı asker yakalandı. Aralarında teknik uzmanlar ve danışmanlık yapan subaylar bulunuyor. Birçoğu Fransız, bir tanesi Asyalı ancak henüz hangi ülkeden geldiği bilinmiyor. Ayrıca iki İngiliz ve bir Katarlı var” dedi. NATO, Fransa ve İngiltere’den yetkililer haberi yalanladı. Ulusal Geçiş Konseyi de yeni hükümeti kurmada somut adım atamadı. Geçici Başbakan Mahmud Cibril’in öne sürdüğü adayların tam destek görmemesi nedeniyle müzakereler sonuçsuz kaldı. İsyancı birlikleriyse silah, mühimmat ve para yardımına rağmen, Kaddafi güçlerinin direnişini kırmayı başaramadı. NATO bombardımanının ardından Beni Velid ve Sirte'ye saldıran isyancılar, kentleri terk etmek zorunda kaldı. Ulusal Kanal Devamı

İsrail Ellerini Ovuşturuyor

2011-09-19 20:52:00

      Hatırlayan kaldımı?       14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti’nin kurulmasından hemen sonra Mısır,Suriye,Ürdün,Irak,Lübnan ve Suudi Arabistan’ın katılması ile bir İsrail-Arap Savaşı yaşanmış ve klasik olarak Batı’nın İsrail’in yanında yer alması ile bu savaş İslam Dünyası ve özellikle Araplar için bir netice vermeden sona ermiştir. Mısır,Suriye,Irak gibi ülkeler Sovyetler Birliği’nin arkalaması ile bir müddet daha İsrail ile uğraştılar. Ancak Evangelist Amerika ile Dünya Yahudi Cemaati’nin işbirliği;ilk önce koca Sovyetler Birliğini yerle bir etti.Bu güne baktığımızda da Mısır,Irak,Ürdün,Suudi Arabistan,Kuveyt gibi ülkeler teslim alınarak İsrail’in eli rahatlatıldı. Eğer Türkiye,İran ve Suriye’de halledilerek,bu ülkeler ve Irak’tan koparılacak topraklarla uydu bir Kürdistan’da kurdurulabilirse;İsrail açısından geleceğe doğru atılacak sağlam adımlar, böylece tamamlanmış olacak. Bugün Mübarek,Saddam,Beşir Esad,Hariri,Kaddafi gibi liderlerin başına gelenler bundandır.Türkiye’de Ecevit-Bahçeli-Yılmaz koalisyonundan oluşan 57.Hükümetin başına gelenler bunlarla ilgilidir. 14 Ağustos 2011 tarihli Yeni Şafak ve daha bir çok gazete de yer alan “Mısır’da AK Parti kuruluyor” başlıklıhaber;Mısır,Suriye,Irak,Lübnan,Ürdün,Libya,Tunus,Cezayir ve Türkiye gibi ülkelerde neyin yapılmak istendiğinin bir göstergesidir. Bu parti,ülkemizde BOP eş başkanı olarak vazife gören Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığındaki AK Partinin kuruluş felsefesini ve programını ilke olarak benimsemiş. Ne diyelim hayırlısı olsun! Şimdi ABD-İsrail planlamalarının önünde bölgemizde ikibuçuk engel kalmıştır.Türki... Devamı

Füze kalkanı bir tek Türkiye'yi korumayacak

2011-09-19 20:38:00

          Uzun tartışmalardan sonra Türkiye’ye kurulan füze kalkanının Türkiye’nin doğusunu hedef alacak bir füze saldırısını önlemesinin teknik olarak olanaklı olmadığı ortaya çıktı. Kalkanın bırakın doğuyu Türkiye’nin büyük bölümünü korumasının bile kuşkulu olduğu anlaşıldı. Kalkanın bölgede koruyabileceği tek ülke İsrail. Radikal Ankara Temsilcisi Deniz Zeyrek’in bugünkü yazısına göre; NATO’nun “caydırıcılık” amaçlı olarak inşa edeceği Füze Savunma Sistemi’nin basit bir mekanizması var. Radarlar ve uydular, olası tehditleri 24 saat izleyecek ve tehdit harekete geçtiğinde uyduları ve radarları aracılığıyla bunu yakalayıp, tehdidi yok edecek silahları çalıştıracak. Harekete geçecek avcı füzeler, tehdidi hedefe ulaşmadan havada bertaraf edecek. NATO’nun stratejik konsept kapsamında şekillendirdiği bu sistemin radarları Karadeniz ve Akdeniz’de hareket halindeki gemilerde ve Türkiye’de, Malatya Kürecik’teki üste kurulacak. Teoriyi somutlaştırmak gerekirse: İran’dan, Rusya’dan, Kuzey Kore’den ya da Çin’den ateşlenecek uzun menzilli bir füze batıya doğru ilerlerken, bunu ateşlendiği anda fark eden radarlardan ve uydudan komutları alan avcı füze, örneğin Romanya’dan doğuya doğru harekete geçecek. İmha işleminin nerede gerçekleşeceğine dair soruyu da matematik dersinin ünlü problemine uyarlayabiliriz: “A kentinden havalanıp x hızı ile batıya giden füze ile B kentinden havalanıp güney doğuya Y hızıyla giden füze nerede karşılaşır?” SİSTEM KORUYABİLİR Mİ? Türkiye gibi kritik bir sınır müttefiki, “Topraklarımızda ... Devamı

Cemaat hocaları devlet memuru mu oluyor?

2011-09-19 20:34:00

      Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Kur’an kurslarındaki çok sayıdaki “fahri öğretici” devlet memuru oluyor. Üstelik bunlar devlet memurluğu koşullarını taşımasalar bile sınavsız bir biçimde devlet memurluğuna atanacak. Bu durum, hükümetin, Ekonomi Bakanlığı ile ilgili kanun hükmünde kararnamenin (KHK) içerisine saklayarak yaptığı düzenlemeyle tarikat ve cemaat kadrolarına Diyanet’in yolunun açıldığı kuşkusuna neden oldu. Resmi Gazete’de dün yayınlanan 653 sayılı KHK’nın geçici 17. maddesinde son derece ilgi bir düzenleme yer alıyor. Düzenleme aynen şöyle: BU MADDE KİMLER İÇİN? “Başkanlığa bağlı Kur’an kurslarında valilik veya kaymakamlık onayı ile eğitim öğretim dönemi içinde fahri olarak veya ek ders ücreti karşılığında görev yapan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde müracaat edenlerden; a) Başkanlıkça verilmiş yeterlik belgesine sahip olmak şartıyla, toplam beş yıl ve daha fazla hizmeti bulunanlar ile 1/1/2005 tarihinden itibaren toplam bir yıl ve daha fazla hizmeti bulunanlar doğrudan, b) 1/1/2005 tarihinden itibaren toplam bir yıl ve daha fazla hizmeti bulunduğu halde yeterlik belgesi olmayanlar ise Başkanlıkça açılacak mesleki yeterlik sınavına katılarak başarılı olmaları halinde, “Kur’an kursu öğreticisi kadrolarına atanabilirler. Bunlar, Başkanlıkça ilan edilen yerlere yerleştirilir. Hizmet sürelerinin hesabında müracaat süresinin son günü esas alınır. “Bu madde kapsamında atama yapılacak kadrolar, başka bir işleme gerek kalmaksızın atama işleminin yapıldığı tarih itibarıyla ihdas edilerek 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye ekli (I) sayılı cetvelin Başkanlığa ait b&... Devamı

ERDOĞAN ARAP DİYARINDA GEZERKEN RUMLAR PETROL PLATFORMU KURDU!

2011-09-19 20:28:00

    Elin Gazze'si için denize açılmış "Mavi Marmara" mı önemli Akdeniz'de petrol arayacak "Hora Gemisi" mi? Rum Dışişleri Bakanı Markulli, Türkiye’nin, "Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz sondajı yapacak Noble Energy şirketinin sondaj platformunun 12. Parseldeki sondaj noktasına ulaşmasına tepki göstermediğini" bunun, "son haftalardaki aslanlıklarının içi boş olduğunun kanıtı olduğunu" söyledi! * 70'li yıllarda radyolarda Ege Denizi'nde petrol arayan Hora Gemisi'nin metrelik hareketlerinin bile haberlerini dinleyerek büyüdük. Türkiye, hem de koalisyon hükümetleri eliyle, AKP iktidar yılları kadar bile olmayan bir zaman diliminde,1972-79 arasında, Kıbrıs'ta halkının çıkarlarını korumuş; çıkarma yapabilmiş, Afyon'da haşhaş çiftçilerinin haklarını korumak için ABD'ye kafa tutmuş, önce silah sonra ekonomik ambargoya uğramış, ama yılmamış ABD üslerinin tümünü kapatmış, üslere Türk bayrağı çekmiş, bu da yetmemiş dünya çelik ve alüminyum kartellerinin, borsalarının şimşeklerini üzerine çekecek biçimde Rusya'yla İskenderun Demir Çelik, Seydişehir Alüminyum, Aliağa Rafinerisi gibi temel yatırım anlaşmaları yapmış bir Türkiye! Acımasız, zehir gibi bir muhalefetle, ilkel silahlarla donanmış bir orduyla, yapay bir ekonomiyle üstelik! * Şimdi AKP iktidarı bir eli balda bir eli yağda 10 yıllık devr-i iktidarında ülke çıkarları için Batı'ya karşı tek bir karar aldığını duyan, bilen var mı? AKP iktidar olur olmaz yıllarca ülkeyi AB sevdası peşinde koşturdu; şimdi uçak otel masraflarına yazık diyoruz; elde avuçta bir şey yok ülke çıkarı açısından. Yalnızca TSK aleyhine yasaları... Devamı

Nükleer serpinti sorununu unutmayalım

2011-09-19 11:00:00

          Mehmet Y. YILMAZ       BU hükümet döneminde en zor işlerden biri de Dışişleri Bakanlığı mensuplarına düşüyor. Önemli dış politika konularında Başbakan zaman zaman öyle çıkışlar yapıyor ki sonradan bunları yeniden bir düzene sokmak için akla karayı seçiyor olmalılar. Füze kalkanı meselesinde de böyle oldu. Başbakan ne söylediyse tersi gerçekleşti. Önce “Bu işin komutası bizde olmalı, aksi takdirde olmaz” dedi. Sonra füze kalkanının İran’ı hedef almadığını söyledi. “Kalkan NATO için kuruldu, edindiği istihbarat sadece NATO için kullanılabilir” dedi. ABD askeri yetkililerinin konuyla ilgili açıklamaları da önceki gün New York Times’ta yer aldı. Haberden ortaya çıkıyor ki “füze radarı” ABD malı! Bu nedenle kontrol Amerikalı yetkililerde olacak, Türkiye’de değil. Ve ABD bu radardan elde ettiği istihbaratı canı kiminle isterse onunla paylaşacak. İsrail de bunların arasında. Geriye kalıyor “serpinti” meselesi. Bilindiği kadarıyla füze radarı Malatya’da kurulacak, radarın tespit ettiği füzeleri vuracak füze rampaları da Romanya’da kurulacak. Şimdi benim şahsen merak ettiğim şey bu “vurma eyleminin” nerede gerçekleşeceği. Füze radarı, nükleer başlıklı füze kullanılması tehdidini de karşılamak üzere kurulacak. Radar bir ateşleme tespit ettiğinde Romanya’dan fırlatılacak füzeler bunları nerede vuracak sorusunu sormak ve yanıtını öğrenmek zorundayız. Böyle bir durumda nükleer serpinti Türkiye üzerinde mi gerçekleşecek? Eğer böyle ise Türk halkını radyoaktif serpintiden nasıl ve kim koruyacak? Bunun Türkiye’ye açık ... Devamı

Dinci eğitim için 3 önemli adım

2011-09-19 10:56:00

          AKP'nin kararname taarruzu içerisinde son 20 günde yapılan 3 değişiklik, eğitimin dincileştirilmesi konusunda önemli düzenlemeler getirdi. 3 değişiklikten gözden kaçan ikisi, AKP'nin daha ince planlarının yürürlükte olduğunu gösteriyor. “Şeffaflık”, “açıklık ” gibi cazibeli sözcükleri dilinden düşürmeyen iktidar ne yazık ki Yasa yerine geçen düzenlemeleri bile gizli çıkarıyor. Görevinize son verildiğini ya da bundan böyle sözleşmeli olarak çalıştırılacağınızı; bağlı olduğunuz bakanlığın değiştiğini; doktor iseniz muayenehanenizin kapatıldığını ve daha nicelerini, sabah kalktığınızda Resmi Gazeteye bakmışsanız öğrenebiliyorsunuz. Çoğu “Torba” niteliği taşıyan bu Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) çok sayıda yasada değişiklik yapıldı. Yapılan değişikliklerin birkaç gün sonra yeniden değiştirilmesi de artık olağanlaştı. Hangi Yasada ne doğrultuda düzenleme getirildiğini izleyebilmek, neredeyse olanaksız. Bu KHK’ların içine öyle düzenlemeler gizleniyor ki, çoğu kez bırakın basını, yasayı uygulamakla yükümlü olanlar bile fark etmiyor. KHK’lar ile getirilen düzenlemelerin gerektirdiği uygulamalara başlanıldığında çok sayıda sürprizle karşılaşacağımız anlaşılıyor. Son 20 gün içinde yayımlanan 651, 652 ve 653 sayılı KHK’larla dinci eğitimin yaygınlaşması amacıyla üç önemli değişiklik yapıldı. 17 Eylül günü yayımlanan 653 sayılı KHK ile Kur’an kurslarına katılmak için aranan 5. Sınıfı bitirmiş olmak koşulu kaldırıldı. Bu düzenleme soL haber portalında ayrıntılı biçimde daha önce haberleştirilmişti. Öteki iki değişiklik de oldukç... Devamı

ÖMER ÇELİK’E YANIT

2011-09-18 23:33:00

          Başbakan Erdoğan’ın gezisine katılan AKP milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik Tunus’tan soruyor: “Sarkozy niçin Tunus’a gelmiyor da, Libya’ya gidiyor?” Çelik, twitter’dan sorduğu sorusuna yine twitter’dan sorulu yanıt veriyor: “Sarkozy Libya’da muhalifleri tutarken, Tunus’ta neden statükoyu tutuyor? Cevaba bile gerek yok.” SURİYE’DE SİLAH, TUNUS’TA SANDIK TEMENNİSİ Ömer Çelik’in verdiği yanlış yanıtı şimdilik bir kenara bırakıp, doğru sorusuna katkı sunan bir başka soruyu da biz soralım: Başbakan Erdoğan, Libya’da silahlı isyancılara maddi yardımda bulunurken, Suriye’deki muhaliflerden Beşar Esad rejimini yıkmasını isterken, neden Tunus’ta “devrimler, kanla değil seçim sandığıyla gerçekleşmeli” diye konuştu? Hem Çelik’in sorusunun yanıtı hem de Erdoğan’ın Tunus’ta “sandık” vurgusu yapmasının nedeni ortadadır: Çünkü Tunus başka, Suriye ve Libya başkadır! Daha da genişleterek söyleyecek olursak, Mısır, Tunus, Ürdün, Bahreyn, Yemen başkadır, İran, Libya ve Suriye başkadır. Bunu maalesef Türkiye’deki bazı kesimler de göremiyor ve yukarıda sıraladığımız tüm ülkelerdeki gelişmeleri ABD’nin eseri sayıyor. Ama Sarkozy görüyor! Ömer Çelik de Sarkozy’nin ne gördüğünü anlayamadığı için soruyu doğru soruyor ama yanlış yanıtlıyor. Sarkozy’nin “Libya’da muhalifleri tutarken, Tunus’ta statükoyu tutmasının” nedeni, iki ülkedeki gelişmelerin farklı cephelerin eseri olmasındandır. Kaldı ki Çelik’in “statüko” dediği Tunus’ta da yönetim, 1 yıllıktır; 30 yıllık Zeynel A... Devamı

ORTADOĞU’DA BÜYÜK SAVAŞA DOĞRU ADIM ADIM…

2011-09-18 22:26:00

        Erdal Sarızeybek         Birinci Dünya Savaşı kimler arasında yapıldı? Bizi ilgilendiren kısmıyla Osmanlı ile Bizans arasında yani İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, yanı sıra Ermeniler, Rumlar, Ruslar ve peşi sıra Arap ve Kürt işbirlikçileri ile… Kimdir bu Kürt işbirlikçileri? Başta Barzani aşireti, Osmanlı’ya isyan eden(1846) Bedirhani aşiretlerinden bazıları ve Cumhuriyet’e isyan eden Halid-i Bağdadi Nakşî Kürt ağaları (1880’den günümüze)… Barzani aşiretleri, başları sıkıştığında hep biz Türk’e sığındı, biraz palazlandığında ise İngilizlerle işbirliği yaparak biz Türk’e saldırdı… Tarih böyle diyor ve böyle yazıyor: 1925’te Hıristiyan Nesturilerle bir olup Şemdinli Jandarma Taburumuza saldırmadı mı? Tabur komutanımızı asmadı mı? Musul’u korumak için Revandiz’e giden Özdemir Bey ve askerlerini İngiliz saldırıları karşısında yalnız bırakmadı mı? Ve günümüzde PKK denen ihanet şebekesi ile işbirliği yapmadı mı biz Türklere karşı, Türk devletine karşı? Şimdi de bu Barzani ABD-İsrail ile işbirliği yaparak güneydeki Müslüman Şii ve Sünni Arapların ölümüne yol açıyor… 2003 ABD-Irak savaşında ölen Müslümanlar Arapların sayısı bir milyonu aşkın, en az bunun iki katı göç var, sefalet var, açlık var, yokluk var… Peki ya işbirlikçi Araplar? Şu ünlü Mekke Şerifi, hani şu peygamber sülalesinden geldiği söylenen Mekke Şerifi Hüseyin, İngilizlerle bir olup Türk askerlerine saldırmadı mı? Su kuyularını zehirledi mi? Aç bırakıp çekirgeye mahkûm etmedi mi? Onun yüzünden Kudüs elimizden çıkmadı mı, Kudüs, Gazze ve Filistin? Ve... Devamı

ERDOĞAN ÖCALAN’LA YÜZDE 95 ÖRTÜŞÜYOR!

2011-09-18 22:11:00

      AKP’nin mavi havuzdaki yandaşları ikiye ayrıldı: Bir bölümü, “görüşmeyi kim sızdırdı” diyerek içeriği perdelerken, bir bölümü de görüşmeyi normalleştirme peşinde. Yeşil havuzdan yandaşlar ise hâlâ olayın şokundalar ve konuya henüz giremediler! Biz görüşmeyi kimin sızdırdığını araştırmayı ilgililerine bırakıyor ve görüşmenin içeriğine bakıyoruz. ERDOĞAN-ÖCALAN PAZARLIĞI Ve o içeriğin tam merkezinde tek bir gerçek duruyor: PKK-MİT görüşmesinin kayıtları bir kez daha gösterdi ki AKP, PKK ile uzun süredir müzakere yapmaktadır. Daha doğrusu Erdoğan ve Öcalan, temsilcileri aracılığıyla pazarlık yapmaktadırlar. (Bakınız: AKP’nin PKK ile 19 müzakeresi, www.mehmetaliguller.com, 2 Kasım 2010) Çeşitli kesimler konuyu hafifletmeye hatta müzakereyi, pazarlığı meşru gibi sunmaya gayret etse de Başbakan Erdoğan felaketin farkındadır ve bu nedenle görüşmeyi yine devlete yıkmaya kalkmaktadır. BÜROKRAT DEĞİL BAŞBAKAN’IN ÖZEL TEMSİLCİSİ Erdoğan, Tunus’ta, sızan PKK-MİT görüşmesiyle ilgili sorulara verdiği yanıtta, “Hükümet olarak İmralı ile görüşmeyiz. Ama devlet üzerine düşeni yapar” diyebiliyor hâlâ… Oysa MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın PKK’li muhataplarına söyledikleri ortada: “(Başbakanlık) Müsteşar yardımcısıyım ama sayın Başbakanımızın özel temsilcisiyim. (…) Olayın teknik görünen bir çalışmadan öte daha siyasi içerikli, daha farklı bir boyuta taşınması ihtiyacı hasıl olunca sayın Başbakanımız bu konuda beni görevlendirdi. (…) Sayın Başbakan bu noktada caddi olduğunu, samimi olduğunu, siyasi riski de yüklenmeye hazır olduğunu birka&... Devamı

Susurluk’taki Fethullah

2011-09-18 22:08:00

      Doğu Perinçek         İşte yolunu gözlediğim kitap çıktı. “Susurluk” denen olaylar dizisi üzerine çok kitap yazıldı. Bunlardan ilki, bizim imzamızı taşıyor: Çiller Özel Örgütü. Peki bu kadar işlenmiş bir konuyu Nusret Senem niçin inceliyor? Elinizdeki kitapta yeni olan ne var? Nusret Senem, bu kitabı Fethullah konusunda Emniyet, Jandarma, Genelkurmay ve MİT raporlarının hepsini inceleyerek yazdı. Bu raporlardan bazılarına, daha önce yayımlanmış kitaplarda değiniliyordu. Raporun bütününü görmeseler bile, bazı yazarlarımız, raporlarda yer alan bazı bilgilere değiniyorlardı. Ancak resmi belge ve kaynakların tamamına ulaşan ilk çalışmayı Nusret Senem arkadaşımız yaptı. 28 klasör belge Elbette bu kaynaklara nasıl ulaşıldığını soracaksınız. Çok basit: Nusret Senem, Fethullah Gülen ve hakkında açılmış bütün soruşturma ve davaların dosyalarının tamamını Ergenekon davası dosyasından aldı. Hepsi 28 klasör tutuyor. Koğuş arkadaşım Nusret Senem’in onca klasörü geceyi gündüze katarak nasıl didik didik incelediğine tanığım. Serhat savaşçısı İncelemek yetmiyor, inceleyen çok önemli. Nusret Senem, müdahil avukat olarak katıldığı 1978 Kahramanmaraş kırımı, 1993′te Eşref Bitlis’in şehit edilmesi ve arkasından aynı yıl Sivas Madımak kırımı davalarında engin bir tecrübe kazanmıştır. Esaslı bir hukukçudur; çok özenli bir araştırmacıdır ve hepsinden önemlisi cesur ve erdemli bir devrimci aydındır. Ömrünü emekçi sınıfların iktidar davasına ve sınıfsız toplum özlemine adamıştır. Bir serhat savaşçısıdır. Ardahanlıdır… Siyasal mücadelede de serhat savaşçısıdır. Hep ön cephede, savaş a... Devamı

Işık Paşa’nın vizyonu

2011-09-18 22:05:00

        Yalçın Küçük       Sosyalizm mi, iki bileşeni var. Bir, rasyonalizm veya akılcılık ve iki, iştirak veya ortaklık. Akılcılıktan hiç ayrılmıyorsanız, hep “hakiki mürşit ilimdir” diyorsanız ve hep her emelde ortaklık peşinde iseniz, hiç kuşku yok, “sosyalistsiniz” ve her daim “jandarma biz sosyalistiz” diyebilirsiniz, kutluyorum. Ve ben ortaklığı pek seviyorum, ne hoş, çocukluğumda köyümüzün yaşlıları, “Abacılı” köyü, şimdi yarısından çoğu Şam’da, beni hep “ortak” der, severdi. Ne yazık, pek az gitmişim, ama hep ortaklık peşindeyim, hep ortaklık veya ortak arıyorum. Işık Paşa Hazretleri ile de aramda bir ortaklık arıyordum ve buldum; ikimiz de gazi’yiz. Ve “gaza” adamıyız, demektir. “Gaza” mı, bir kişilik yapıcısıdır, başka insan olursunuz, çıkamazsınız. Işık Paşa’nın da, benim de gazi kimliklerimiz ve maaşlarımız var. Mustafa Kemal de gazi’dir ve “Büyük Gazi” diyoruz. Ben Küçük Gazi’yim. Ordu Düşmanları Ne çok seviyorum, kırk bin kişilik bir savaşçı ordu bana, “kabadayı profesör asteğmen” adını takmışlardı. Askerlerimi çok seviyordum, dokundurtmuyordum, sonra beni Yeşil Hat’ta sürdüler, hattın hemen ilerisine “düşman” diyoruz, çadırlarda kalıyoruz, hapishanede, Paris’te, sınırda, hiç bırakmıyorum, her sabah koşuyorum. Hat’ta tarlamsı bir yer vardı, askerlerimiz mayın döşüyordu, ben ise yaşamı hep sınırda oynamak sayıyordum, mayın tarlasında seke seke koşmayı pek çok seviyordum. Peki, benim askerlerim mi, mehmetçik’tir; onlar, küçük Mehmetler, sabah döşüyorlar, akşam basıyorlar ve ha... Devamı

Dış Politikada Tükeniş

2011-09-18 22:01:00

        Çetin Doğan         Dış politikada çıkmaz sokağa giriş iki koşulda gerçekleşir. Bunlardan birincisi dış politikayı, iç politikanın tüketim harcı olarak kullanılması ile gerçekleşir. İkincisi ise, ülke çıkarlarını gözetmeden saplantılı düşmanlık ya da “sevda” ile dış politikada rota tutturmaya çalışılmasıdır. Ülkemizde dış politikanın parametresini belirleyicileri içerisinde hem iç politikanın, hem de saplantılı dostluk ve düşmanlıkların öne çıkması Türk dış politikasını tüketmiştir. Bunun anlamı dış politikada ciddiyetin kaybolmasıdır. Bugün iktidarda olan AKP’nin lider kadrosunu oluşturanların, rahmetli Erbakan’ın yetiştirmesi dldukları sır değil. Attıkları adımlarda uslûp farkı olsa da, dış politika rotasının tespitinde “Muhterem Hocaları” gibi dostu ve düşmanı ayırdetmede ön yargılı oldukları bir gerçek. Boynuz kulağı geçse de, rahmetli Hocamız gibi şimdiki iktidar sahiplerinin de. Müslüman kardeşlere, özellikle kardeşlerin Arap olanlarına “meyilleri” olduğu saklanmıyor. Sayın Başbakan’ın “Türk Arap’sız edemez” yolundaki söylemi ile bu aşırı zaafını seçim meydanlarında cümle aleme ettiğini de anımsatalım. Bu bağlamda Erbakan’ın Başbakanlık dönemine ilişkin bir anımı paylaşmak isterim: Sanırım 1996′nın Haziran sonu veya Temmuz başı, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in ülkemize ilişkin hazırlıklar yapılıyor: Refah- Yol Hükümeti yeni kurulmuş. Çiçeği burnunda Başbakan’ın Türk Dış Politikasında bilgilendirme ihtiyacı ortaya çıkıyor. Bu amaçla Başbakanlık’da bir brifing düzenleniyor. Anımsadığım kadarı ile toplantı... Devamı