Erbakan Hoca “Vuslata erince” askere kavuştu!

2011-03-05 00:05:00

Erbakan’ın Başbakanlığı döneminde bir özelliğim vardı: Hem Erbakan’la aram iyiydi; hem de Genelkurmay’ın generalleriyle… Bu olağanüstü bir durumdu ve bu özellik nedeniyle, birinin öteki hakkında ne düşündüğünü birinci elden bilebiliyordum.. Hoca hep, “Komutanlarımız aslında bizi sever ama..” diye başlardı.. Anlıyordum ki; en büyük amaçlarından biri, Komutanların kendisine destek verdiği çıtayı yakalayabilmekti.. “Askere kavuşmak istiyordu!..” Sağlığında bu büyük hedefini gerçekleştiremedi.. “Vuslat” inananlar için Allah’a kavuşmaktır.. Hoca “Vuslat’a erdi.” Erdiği gün de “Komutanlara kavuştu!..” Genelkurmay Başkanı Orgeneral Koşaner’in Erbakan Hoca’yı “Bilim adamı ve hizmetleri olan önemli siyasetçi” olarak selamlamasının ardından ödün vermez Atatürkçü duruşu ve Cumhuriyet bekçisi olduğundan zerre kadar kuşku duyulmayan 1.Ordu Komutanı Orgeneral Kıvrıkoğlu’nun vatandaş arasında, cami cemaati içerisinde Hoca’nın ardında saf tutuşu Erbakan’ın ruhunu şad eden sonuçlardır.. Allah’ın nasibi “vuslat zamanı” içinmiş demek ki!.. Nereden nereye demek için anılardan yararlanmak lazım.. 2000’li yılların başında, 28 Şubat vurgunu yemiş Erbakan siyaseti, “yeniden dönüş” için seçimlere hazırlanıyordu.. Hoca yasaklı, Partisi Fazilet.. Ortam şu.. Asker, Fazilet’ten, Fazilet askerden nabız tutma peşinde.. Açık tanımla, her iki cenah da birbirinden habersiz birbirinden çekiniyor ama biri ötekisini kendisinden daha güçlü sanıyor!.. Durumları eşit!.. Aralarında diyalog sıfır!.. Her iki kanat da kendileri ile diyaloğu olanlarla dolaylı mesajlaşıyo... Devamı

”Şair Nazım’dan Komutan Sarızeybek’e”

2011-03-04 23:39:00

Emekli Kurmay Albay Erdal Sarızeybek, ülkemizin parçalanması için her türlü insan kanı döken PKK terörüne karşı canını siper etmiş olan korkusuz komutanlarımızdan biri. Bu memleketin bölünmez varlığı, namusu ve onuru için yalçın, ulu, dik ve inatçı dağların eteklerinde nereden geleceği bilinmeyen ölüme seve seve koşmuş olan cengaverlerden biri. Yan gelip yatanlardan değil, can veren, kol, veren, göz verenlerden biri… Bu günlerde Anadolu’yu karış karış dolaşıyor. Kitap yazıyor, konferanslar veriyor, davet edildiği her yere koşuyor, halkın aydınlanması için mücadele veriyor. Emperyalizmin kanlı oyuncağı PKK terör örgütünün oluşumunu, gelişimini, siyasallaşmasını, kasasını, finansmanı, içerdeki ve dışarıdaki ilişkilerini, efendilerini, uyuşturucu bağlantılarını, silahlarını, mayınlarını, kadrolarını bir bir ortalığa döküyor. Yaşadıklarını ve gördüklerini toplumla paylaşan Emekli Albayımız, İlk Kurşun Gazetesi’nde yayınlanmış olan bir makalesinde diyor ki: ‘’…46.000 insanın ölümünden sorumlu PKK terör örgütü ortalıkta cirit atmaktadır. Elebaşları Avrupa ve Irak’ta kol gezmektedir. Siyasi kanadı BDP Meclis’te nutuk atmakta, kul hakkı yetim hakkı paralardan maaş almaktadır. PKK’nın kara parası AB’de trafiğe çıkmış ama kimse müdahale etmemektedir. 74 askerimizin katili Osman Öcalan Süleymaniye’de fırıncılık yapmakta olup siyasi iradenin bunu yargılamaya niyeti yoktur. Tüm gücüyle terörle mücadeleye katılmış olan Türk Silahlı Kuvvetleri hedef durumuna gelmiştir artık, görmemek için deve kuşu olmak gerekir. Kemiklerden yola çıkan zihniyetler, bundan sonra emekli ya da muvazzaf subay, astsubay, polis gözaltına... Devamı

Cumhuriyet yıkılmıştır…SAVAŞ YENİ BAŞLIYOR…

2011-03-04 23:29:00

Gerçekleştirilen operasyonlar kapsamında gözaltına alınan Yalçın Küçük konuştu Savaş başladı Ergenekon soruşturması kapsamında sabah saatlerinde polis tarafından Balat’taki evi aranan yazar Prof. Dr. Yalçın Küçük saat 16.45’te Balat’taki evinden polisler eşliğinde çıkarıldı. İki polisin koluna girerek evden çıkardığı Küçük kameralara el sallayarak ‘Savaş başladı’ dedi. Küçük şöyle konuştu: “Şubat 2011’de rejim değişmiştir. İslami faşizm hakimdir artık. Önce paşaları aldılar. Sonra yargı ve şimdi de basın. Artık Türkiye’de şubat 2011 itibariyle bir iç savaş başlamıştır. İki taraf vardır. Bir tarafta Cumhuriyet, karşı tarafta İslami faşizm. Galip geleceğiz. 29 Ekim 1923’te kurulan Cumhuriyet yıkılmıştır.” YALÇIN KÜÇÜK BÖYLE GÖZALTINA ALINDI Yalçın Küçük evden çıkarılmadan önce Organize Suçlarla Mücadele polisleri evden 3 çuval doküman ve belgelerin kopyalandığı bir hard disk çıkardı. Polisler dokümanları ayrı bir araca koydu. Yalçın Küçük evden çıkarılırken evinin önünde bekleyen İşçi Partililer “Ergenekon tertibi Amerikan işi” sloganları attı. Küçük, daha sonra bindirildiği araçla emniyet müdürlüğüne götürüldü. Evi 9 saat polislerce aranan ve ardından gözaltına alınan yazar Prof. Dr. Yalçın Küçük Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık kontrolünden götürüldü. Sağlık kontrolüne götürülen Yalçın Küçük gazetecilere, “Faşistler işgal etti ülkeyi, savaş başladı” dedi. Sağlık kontrolünden g... Devamı

“AYDIN DOĞAN MUTLAKA TUTUKLANACAK”

2011-03-04 23:09:00

AYDINLIK GAZETESİ’NİN ŞOK İDDİASI…İŞTE O HABER… AKP hükümeti seçimlere doğru medyayı tamamen baskı altına almak ve böylece muhalif sesleri susturmak için “Özel Örgüt”e 70 kişilik bir operasyon listesi hazırlattı.Medya ağırlıklı bu listede askerlerden politikacılara Türkiye kamuoyunun yakından tanıdığı ünlü ve ağırlıklı isimler bulunuyor.Bu konudaki bilgiler Aydınlık’a gazetemiz yayın hayatına başlamadan çok önce geldi.Bilgiler ve gelişmeler özetle şöyle: AKP hükümeti Türkiye için “kader” seçimine gidilirken özellikle medyayı tamamen susturmak istedi.Bu amaçla “Özel Örgüt”e 70 kişilik bir operasyon listesi hazırlattı.Hepsi kamuoyunun yakından tanıdığı bu şahsiyetlerin telefonları teknik takibe alındı.Bir yılı aşkın süre bu kişiler takip edildi.Aydınlık’a bilgi veren kaynaklara göre “Özel Örgüt”,hedeflenen operasyonu yapabilmek için kendilerine göre %60 civarında veri topladı.Seçimlerde CHP medya gücü kazanmasın diye 70 kişilik operasyonun ilk ayağı Odatv’den başlatıldı.Soner Yalçın ve arkadaşları tutuklandı.Dünkü gözaltılar bir anlamda Odatv operasyonunun ikinci ayağı oldu. STAR İŞARETİ VERMİŞTİ Hükümetin resmi yayın organı gibi çıkan Star gazetesinde başyazar Mehmet Altan, aslında operasyonun sonraki adımlarının ne olacağını 15 şubat tarihli yazısında ortaya koydu:”Ergenekon medya ayağı ve iş dünyası.” Fehmi Koru’da bu adımı teyiden, bürokrasi,iş dünyası ve medyayı hedef aldı…Aydınlık’ın ulaştığı bilgilere göre 70 kişilik operasyon diğer aşamalarında kamuoyunda ağırlığı bulunan isimler hapse atılacak.İşte bu isimlerden öğrenebildiklerimiz :Emekli genelkurmay başkanları H&uum... Devamı

“ZULÜMHANEYİ ŞİMDİ GÖRECEKSİNİZ”

2011-03-04 23:03:00

Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Mustafa Balbay, Odatv’ye gönderdiği mektupta Silivri Cezaevi’nde yaşanan koğuş skandalını anlattı. F tipi koğuşlara alınan Balbay, yaşanan süreci ayrıntılarıyla ifade etti. İşte Mustafa Balbay’ın mektubundaki ayrıntılar:   28 Şubat günü saat 16:45′de 4 No’lu Cezaevi’ndeki koğuşa 3 infaz memuru girerek “Neredesiniz? Hadi toplanın gidiyoruz. Sevk başladı, bu gece mutlaka bitecek!” denilmiştir. Kendilerine bu konuda hiçbir bilgi verilmediğini ve bir belgede tebliğ edilmediğini söylediklerinde ise, Cezaevi’nin 2. Müdürü odaya gelerek “Yazılı belge falan yok. Toplanın!” şeklinde cevap verilmiştir. Bu konuda Balbay ve Özkan’ın ısrar etmesi üzerine saat 21.00 da Cezaevi Müdürü gelerek bir tutanak hazırlatmış ve 1 Nolu Cezaevi’ndeki koşulların da aynı olacağını, hiçbirşeyin değişmeyeceğini belirtmiştir. Söz konusu tutanak aynı saatte düzenlenmiş, imzalanmış ve tebliğ edilmiştir. Mustafa Balbay 4 Nolu Cezaevi’nden ayrılırken İnfaz Memurlarından bir tanesi yanına gelerek ve kitabına atıfla “Zulümhaneyi şimdi göreceksiniz” demiştir. Balbay ve Özkan, gece yarısından sonra saat 01.00′da1 Nolu Cezaevi’ne getirilmiştir. Buraya geldiklerinde gördükleri manzara sevk edilen herkesin eşyalarının öbek öbek geniş bir odada toplanmış olduğudur. Bu saate kadar gelen herkes tıpkı kaldıkları cezaevlerinde olduğu koğuşlarına yerleştirlmiş ancak Balbay ve Özkan saat 03.00 a kadar bekletilmiştir. Son olarak Balbay ve Özkan kaldığında ise bir infaz memuru “Eşyalarınızı ayırın. Başka odalara nakledileceksiniz” demiştir. Buna tepki göstermeleri üzerine kendisini Cezaevi 2. Müdürü olarak tanıtan bir şahıs “Gerekirse zor kullanırız” demiştir. Bu sırada ... Devamı

HEPİMİZ MAYMUNUZ

2011-03-04 23:00:00

Dün ODA TV’yi takip edenler öğlen saatlerinden akşam yediye kadar ‘yorumların’ girilmediğini fark etmiştir, telaşla yorumlara bakan ‘Mümtaz ağbinin başına bir şey gelmesin..’ diye aradım, ‘yok yok, annemdeyim, hastalık işleri…’. ‘Boşluk olunca insanın ödü kopuyor Mümtaz ağbi’ deyip telefonu kapattım, korktuğum ertesi sabah başımıza geldi. Korkmadığımız tek gün var mı, şu Doğan (Yurdakul) ağbi mesela, yakından tanıma şansınız olsaydı, Barış Terkoğlu, Doğan ağbi, Mümtaz ağbi.. İnsan birebir tanıyınca ne denli acımasız bir facia yaşandığına şahit oluyorsunuz.. İşte Engin ağbi (Aydın), Ergenekon’dan içeri alındı çıktı, kanser hastası, geçen hafta defnettik.. Engin ağbiyi Ankara’da tanımayan mı var, meşhur Körfez Lokantası’nın sosyal demokrat ekibinden. Yüzlerce iftirayı okuyor gülüyorsun ama asıl bu insanların yirmi otuz yıllarına şahit olunca bitmeyen komedi o zaman başlıyor.. Mümtaz ağbi mesela, kitap okumaktan başka hastalığı olmayan çok tuhaf bir entelektüel, hani eski kitapların arasında unutulmuş ‘ayraç’lar vardır, uyandırmasan o kitabın arasında ayraç gibi dört beş sene kalır, öyle sessiz kitapların arasında hayatı geçti.. Hastalıktan çıktı çıkmadı belli değil kırk kilolara kadar düştü, bir sonbahar yaprağı dahi Mümtaz ağbiden güçlüdür, çok güçlü Ruscası Fransızcası olduğu için ne çok şeyi ona sordum.. Mümtaz ağbi, hani yolda yürürken durursunuz yanınızda da gözünüzün takılmadığı bir ağaç vardır, öyle durur, arkadaşlığımız böyle bir şey, yan yana dururuz öyle.. Hangisini anlatsak, mesela Barış Terkoğlu, bu insanları tutuklayanlara şunu sormak istiyorum, geçin şunu bunu Ergenekon’u, ... Devamı

YA İHANET ÇETELERİ BİTECEK, YA TÜRKİYE…

2011-03-04 22:58:00

  ALİ ERALP Kuşatıldık.  Sarıldık. Her türden ihanet ustası sardı dört bir yanımızı: ABD, AB mandacıları, bölücüler, tarikatçılar, ordu düşmanları, yargı düşmanları, Cumhuriyet düşmanları… Vatansızlar sardı dört bir yanımızı… İhanet çeteleri tarafından ateş çemberine alındık. Karargâhlara, kozmik odalara baskınlar düzenlendi. Yatak odalarımız arandı. Telefonlarımız dinlendi. Generallerimizin onda biri içeride. Ordumuz komutansız bırakıldı. Ama PKK’nın yöneticileri dışarıda. PKK’nın beyin takımı özgür. PKK komutanları, ortaya çıktıkları tarihten bu yana zayiat vermediler. Ölen ölüyor, kalan sağlarla yollarına devam ediyor onlar.  ABD ve AB’nin kanatları altında dilediklerini yapıyorlar.  Demeçler veriyorlar. Tehditler savuruyorlar. Ülkemizi parçalamak için ne gerekiyorsa onu yapıyorlar. Ama yine de el üstünde tutuluyorlar. Şan, şeref içerisinde yaşıyorlar. Günümüzün “Amerikan Muhipleri Cemiyet”i tarafından korunup, kollanıyorlar. Çoluğundan, çocuğundan uzakta, canlarını ortaya koyarak dağlarda, tepelerde ihanet çeteleri ile savaşan Türk ordusunun komutanlarından bile itibarları daha yüksek. Savunması alınmadan, düşüncesi sorulmadan, 163 subay, azılı katiller gibi boyunlarından tutulup hapishanelere atılırken, bölücü başı İmralı’dan avukatları aracılığı ile demeçler veriyor. Kapı arkalarında gizli görüşmeler, anlaşmalar yapıyor. Emirler yağdırıyor. Türk ulusuna meydan okuyor. Hem kırk bin kişinin katili olacaksın, hem ülkeyi parçalamak için elinden geleni ardına koymayacaksın, hem de her hafta avukatlarınla görüşüp, terör örgütünü içeriden yöneteceks... Devamı

HUKUK YOK, FAŞİZM VAR!

2011-03-04 22:54:00

MEHMET ALİ GÜLLER Ergenekon tertibinin en başından beri değişmeyen tek bir hedefi var: ABD’nin bölgesel planlarına direnecek kuvvetleri tasfiye etmek! AKP ve Cemaat de, tertibin sahibi değil, ABD adına uygulayıcılarıdır! Odatv yöneticileri, “Ergenekon Terör Örgütü” üyesi olmakla suçlanıyorlar! Çünkü Odatv büyüdü, önemli bir kuvvet oldu! Tertibin uygulayıcılarından, “hukukçuluk” oynayan doğal müttefiklerine kadar tüm kesimlere sesleniyoruz buradan: Soner Yalçın, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Ayhan Bozkurt, yeni mi üye oldu bu örgüte? Bu isimler, üç yıldır soruşturması süren bir örgüte, sonradan üye olacak kadar akılsızlar mı sizce? Hayır şimdi değil, en başından beri üyeyseler eğer, buysa iddianız, şimdiye kadar neden beklediniz evlerini basmak ve gözaltına almak için? Kimse kendini kandırmasın. En basit mantık bile, ortada bir örgüt olmadığını, tam tersine, Türkiye’nin ABD karşıtı olan, sağdan sola tüm kesimlerine tertip uygulandığını çırılçıplak göstermektedir! Dahası yaşananlar artık faşizmdir! Bugüne kadar, “suçları yoksa zaten serbest kalırlar”, “hukuk her şeyi çözer”, “hukuka güvenmek zorundayız” diyerek kendini kandıran (!) ama bu tavırlarıyla tertibe “doğal müttefik” olanlara sesleniyoruz özellikle: Böyle giderseniz, bir gün sıra size de gelecek! Tarihten de mi ders çıkarmıyorsunuz hiç? Alman Rahip Martin Nemoer’i de mi duymadınız hiç? “Almanya’da önce komünistleri yok etmek için geldiler. Ses çıkarmadım çünkü komünist değildim. Sonra Yahudileri yok etmeye geldiler. Ve yine ses çıkarmadım. Çünkü ... Devamı

Bunlar Nasıl Müslüman ?

2011-03-04 20:59:00

                  Kıymet Nadir BİNDEBİR Ne kiliselere diktikleri istavrozlar arındırıyor içlerini, ne cemaatle kıldıkları cenaze namazları... Haklarında kimin ne düşündüğü, ne dediği hiiiç önemli değil. Rezil olmaktan, yargılanmaktan falan asla korkmuyorlar. Tek korkuları servetlerini kaybetmek ve ölmek. Ciddiye alabildikleri tek insan türü, tabut içinde musalla taşında yatan. Toprakta börtü böceğe, ota çiçeğe dönüşmeye onlar 'kabir azabı' diyorlar. Alaturka keneflerde paçalarına sıçrattıkları bir damla idrarın, mezarlarında onları ters döndüreceğine inanmışlar bir kere. İdam cezası kaldırıldığından beri Türk Ordusu'na meydan okumayı ölüme meydan okumak bellediler. Silivri-Hasdal tutsaklarına ana-babalarının cenazesine katılma iznini bir telefonla talimat buyurmaları ölüme olan korkularından, saygılarından. Silivri-Hasdal tutsaklarını tek kişilik hücrelere kapatıp öldürülme korkusu yaşatmaları, hasta tutsakların tedavilerini engelleyerek ölüme mahkum etmeleri aslında o tutsakların direnme gücüne duydukları saygıdan. Tutsaklara ölümü hatırlatırken aslında kendi ölümlerinden korkuyorlar. Zevkten (ve hipoglisemiden de) zangır zangır titriyorlar. Anıtkabir'de ayaklarının ger... Devamı

Bizans Oyunu İle Karşı Karşıyayız

2011-03-04 20:04:00

Ana hedef; korkutmaktır, ama herkesi, herkesi korkutmak! Korkutmak, sindirmek, yıldırmak ve insanlarımızı çaresizliğe düşürmek… İkincisi, AKP siyaseti ve onun hukukunun artık hiçbir engel tanımadığını herkese göstermektir. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Anayasa Mahkemesi de AKP siyasetinin eline geçmiştir, istediği mahkemeye istediği savcı ve hâkimi atayarak adli yargıyı kontrolü altına almış, siyasi yargı ve siyasi polis eliyle herkese kafa tutmaktadır; Türk Ordusu’na, Türk Adaleti’ne ve yargısına, işadamlarına, sendikalara, üniversitelere, sivil toplum kuruluşlarına, Anayasa’ya, kanunlara, Cumhuriyet’e kafa tutmaktadır… Üçüncüsü, bu gözaltılarla yeni mesajlar vermektedir Milli İstihbarat Teşkilatı’na, eski başkanlarına, boşuna eski MİT’çi Kâşif Kozinoğlu’nun evini aramadılar. Bunun anlamı da şudur; MİT başkanlığı yapmış emekli komutanlar da sıradadır, yakında onlara yönelik bir operasyon yapılırsa ve MİT’in eski defterleri açılırsa, hiç şaşırmayınız. Sonuç; AKP siyaseti Cumhuriyeti kuranlarla, Türk Tarihi ve Türk Milleti ile hesaplaşmaktadır. AKP siyasetinin hedefinde artık “Ne Mutlu Türk’üm” diyenler vardır. AKP siyaseti için artık Müslüman olmanın da bir önemi yoktur, “Ben Müslüman Türk’üm” diyorsanız eğer, hedeftesinizdir demektir. Hedefleri artık Türk’tür! Bakınız Samanyolu televizyonuna, boşuna her gün Hz. İsa ve Hz. Musa’yı yayımlamıyor… Anadolu Hıristiyanlaştırılıyor… AKP artık bir siyasi akım değildir, bir siyasi projedir, ardında Bizans vardır. Bizanslı AKP, 1071 Malazgirt Savaşı’nın rövanşını oynamaktadır. Bizanslı AKP projesinin lideri Erdoğan, “Ha... Devamı

İNGİLİZLER VE ŞERİF HÜSEYİN, TÜRK ASKERİ KABE'Yİ BOMBALADI D

2011-03-04 19:59:00

Bugün 02:02 Cuma1916 Haziran başında Medine Muhafızı Basri Paşa durumu şöyle özetlemektedir; “Emir’in isyan ettiği tahakkuk etti. Mekke’de askere hücum edilmiş, çarpışma devam etmekteymiş. Bir kısım kıtalar, zabitler ve memurlar asilerin eline düşmüş, bazı karakollar mukavemet etmekte imiş. Vali Paşa Taif’dedir. İki gün evvel, Medine önündeki asilere Mekke’den beş yüz silah gelmiş. Cidde garnizonu denizden İngilizler tarafından bombardıman, karadan da asiler tarafından tazyik edilmektedir. Cidde’deki kuvvetimiz iki piyade taburu ile bir dağ bataryasından ibarettir. Cide bombardımanı 27-28 gecesi başlamış, düşman gemileri asilere her türlü yardımı yapmaktadır. Medine ile Mekke ve Cidde ile Mekke arasında haberleşme ve ulaşım kesiktir  Suriye’den gelen takviye kuvvetlerle Fahreddin Paşa emir ve kumandası altındaki kuvvetler birleşir ve ‘Hicaz Kuvvet-i Seferiyesi’ adını alır. Mekke’ye sefer yapılması şarttır, şarttır ancak, öte yanda İngilizlerden kurtarılmayı bekleyen Mısır vardır, Süveyş Kanalı vardır. Ya Mısır seferinden vazgeçilip Mekke üzerine yürünecek ya da Mekke’den vazgeçilip Mısır seferi yapılacaktır. Enver Paşa ile Cemal Paşa Mekke seferinin yapılmasından yanadır. Uzun yapılan görüşmeler ve yazışmalar sonunda, şu karar verilir; “Mekke seferi yapmak için en az yeni bir tümen lazımdır. Umumi vaziyet ise, eldeki ihtiyat kuvvetlerinin kesin neticeyi sağlayacak bölgelerde kullanılmasını gerektirdiğinden, Hicaz’da şimdilik müdafaada kalmak, mümkün olursa Yenbu hareketini yapmak…”  Bu kararla Mekke seferinden vaz geçilir ancak Medine’nin müdafasına da karar verilmiş olur. Hicaz Seferi Kuvvetleri Kumandanlığı tarafından bu müdafaa yapılacaktır. Bölgedeki bu gelişmel... Devamı

NEDİM GÖZALTINDA

2011-03-04 19:16:00

Dün güne Ergenekon soruşturmasının yeni dalgasında gelen arama ve gözaltılarla başlandı. Milliyet gazetesi muhabiri Nedim Şener, “Darbe Günlükleri” haberiyle büyük ses getiren gazeteci Ahmet Şık ve çoğu OdaTv çalışanı 10 kişi gözaltına alınırken, hakkında gözaltı kararı bulunan MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nun yurtdışında olduğu öğrenildi Türkiye uzun bir aradan sonra güne, Ergenekon operasyonu kapsamındaki gözaltı dalgasıyla başladı. OdaTv internet sitesinin sahibi Soner Yalçın ile site yöneticilerinin tutuklanmasının ardından başlatılan operasyon kapsamında, aralarında Milliyet gazetesi muhabiri Nedim Şener’in de bulunduğu 10 kişi gözaltına alındı. Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) tarafından verilen “Basın Kahramanı” ve Uluslararası PEN İfade Özgürlüğü ödülleri sahibi Şener ile birlikte “Darbe Günlükleri” haberiyle büyük ses getiren geazeteci Ahmet Şık ve çoğu OdaTv çalışanı 10 kişi gözaltına alınırken, hakkında gözaltı kararı bulunan MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nun yurtdışında olduğu öğrenildi. Ergenekon soruşturmasını yürüten özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün istemiyle ve 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla yapılan aramalara gerekçe olarak, yine OdaTv soruşturmasındaki “Ergenekon terör örgütü üyeliği” ile “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçlamalarının yöneltilmesi dikkati çekti. Son operasyonun, önceki baskında Odatv’ye ait bir bilgisayarda bulunduğu belirtilen “Ulusal Medya 2010” adlı belgedeki bilgiler doğrultusunda yapıldığı da iddia edildi. ULUSLARARASI BASIN ENSTİTÜSÜ: GAZETECİLER SERBEST BIRAKILSIN Şık: Dokunan yan... Devamı

Türkiye’de gözü kör Adalet (Atalet)!!​!

2011-03-04 19:10:00

Adalet tanrıçasının elinde bir terazi vardır. Diğer elinde ise bir kılıç, gözleride bağlanmıştır. Gözleri bağlıdır çünkü terazisinin kefesini görmeden tutmalıdır. Nesnel ve korkusuz olmalıdır.Bireyselliğini ve kimliğini de saklamalıdır. Terazi ise kanıtların ve olayların karşıt kefelerini gösterir... ... Teraziyi sol eliyle tutar sağ elinde ise aklın ve adaletin gücünü ve bundan dolayıda bir anlamda kararın keskinliğini gösteren kılıç vardır. Buradan da anlaşılacağı gibi Justina insanların özlem duyduğu ve olmasını istediği bağımsız, tarafsız, adaletin dengeli şekilde dağıtıldığı, caydırıcılığı olan hukuk düzeninin ifadesidir. Ama burada yıllardır tartışılan ufak bir sorun vardır. Justina gözleri bağlıyken kimin suçlu kimin suçsuz olduğunu nasıl görüp de adalet dağıtacağıdır? Adaletin gözü açık mı olmalı yoksa tarafsızlığı için bağlanmalı mıdır? Gözünün kapalı olması aynı zamanda yargıcın , kimsenin ten rengini,cinsiyetini,inancını, düşüncesini, servetini, rütbesini,statüsünü görmemesini ve bu hallerini görmeden karar vermesi anlamına gelir. Gözlerinin kapalı olması, duyguların, insanı yanlışa sürükleyen etkilerinden uzak durmayı da gösterir. Yani tanrıça hiç bir şeyden etkilenmemelidir. Ha bu nasıl olacak derseniz? !!!Daha davanın başında adın soyadın işin aylık gelir durumun gibi tüm soruları sorup bunu nasıl algılayamadığı ise muamma olarak kalacaktır!!! Adalet tanrıçasının kökeni Mısır'a dayanır..Yani Roma'dan öncedir... Mısır'ın adalet tanrıçası Ma'at'tır. Ma'at bir elinde asa, diğer elinde sonsuz yaşam anahtarı ankh'ı tutar, saçlarında ise bir deve kuşu tüyü vardır. Bu tüy, hakikati, iyiliği ve saflığı simgeler . Antik Yunan'da... Devamı

Riyakarlık...

2011-03-04 19:07:00

Ümit Zileli Günlerdir Erbakan Hoca'nın ardından yazılıp söylenenleri, o satırları yazıp, ekranlarda yorum yapanları izliyorum -Utanıyorum!.. Bu nasıl bir ikiyüzlülük, bu ne tür bir riyakârlıktır yarabbim!.. İnsan biraz dürüst, biraz sahici olur.. Hadi, geçmişte yaptıklarını, söylediklerini itiraf edemiyorsun; hiç olmazsa sus, arşivlerin dili olduğunu, hiçbir şeyin gizli kalmadığı, kalamayacağı gerçeğini hatırla.. Ama hayır: -Sırtlanların utanması olmadığı gibi, gerçeği barındıran hafızası da yoktur!.. Ben, Necmettin Erbakan'ı 1970lerin ikinci yarısında tanıdım.. Bir gazeteci olarak, görüşmelerim, röportajlarım oldu.. Yanılmıyorsam birkaç kez de miting ve toplantılarını izledim Bende yarattığı izlenim şuydu: -Son derece nazik, güleryüzlü, olağanüstü esprili ve de kararlı bir şeriatçı!.. *** Bu düşüncem, ölümüne dek hiç değişmedi Erbakan Hoca, siyasal İslamı Türk siyasetine sokan, dini, Ortadoğu tipi ümmetçi bir rejim hayal eden ve bunu Milli Görüş adı altında doktrine eden bir şeriat yanlısıydı.. Şimdi bakıyorum; en yaralı olduğu zamanda kendisini terk eden yakın öğrencilerinden koltuğunu altından çeken askerlere, gazeteci sıfatlı rüzgâr güllerinden yıldızının hiç barışmadığı kocaman işadamlarına dek, akıl almaz bir ağlama korosu işbaşında!.. Yok şöyle değerliydi, yok böyle hizmetleri vardı, aman da pek müthiş bir liderdi, falan filan Efendiler, madem böylesine karizmatik, böylesine müthiş bir liderdi; niçin en bunalımlı zamanında partiyi bölüp, hocanızı gömüp, 30 yıldır en büyük düşman dediğiniz ABD ile el ele verdiniz? İktidara gelebilmek uğruna, tüm öğrendiklerinizi bir yana itip, sırtınızı şeytana dayayıp, Hocaya ... Devamı

“Yazma, yazdıkça sıra sana gelecek...”

2011-03-04 16:10:00

Melih Aşık Açık Pencere m.asik@milliyet.com.tr Türkiye’de özgür gazeteciliğin yeni kuralı belli oldu: “Yazma, yazdıkça sıra sana gelecek...” Gazetecinin görevi doğruları yazmaktır. Ama yazma... İktidar partisini ve Başbakanı sorgulama. Eleştirme. Haksızlığa uğrayanları savunma. Karanlık olayların arka planını araştırma... Kafanı kurcalayan konuları kâğıda dökme... Basın özgürlüğünün bittiğini aklından çıkarma... Sadece iktidarı övme özgürlüğünü kullan... İktidarın basına ve topluma yaydığı mesaj budur... Dün Nedim Sener arkadaşımızla birlikte onun gibi araştırmacı gazeteci olan Ahmet Şık evleri aranarak gözaltına alındılar. Odatv’de Soner Yalçın’ın bıraktığı görevi sürdüren Doğan Yurdakul, Mümtaz İdil, Sait Kılıç gibi gazeteciler ile Prof. Yalcin Kücük de aynı muameleye tabi tutuldu. Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu arama ve gözaltı kararlarının hukuksuzluğunu anlattı gün boyu televizyonlarda... Türkiye Gazeteciler Cemiyeti arama ve gözaltılardaki “Ergenekin üyeliği ve halkı düşmanlığa teşvik” gibi gerekçelerin yaydığı ürküntüye dikkati çekti. Bu gerekçelerle ülkede istediğiniz her kişiyi arayabilir, gözaltına alabilir, hapse atabilirsiniz... Türkiye şu anda seçim arifesinde bulunuyor... Demokrasi 12 Haziran’da bir kez daha test edilecek. Ne var ki, basin özgürlügü olmadan ne kamuoyunun serbestçe oluşması mümkün olabilir, ne halkın doğru tercih yapabilmesi... Aslında çiğnenmekte olan, basın özgürlüğüyle birlikte halkın haber alma ve serbestçe bilgilenme hakkıdır. Demokrasidir... ... Devamı