KİM BU ASIL ERGENEKON MAHKÛMLARI

2011-03-06 19:58:00

      Ergenekon’da üç tip “mahkûm” var: Bunların bir kısmı asker, hepsi terörle mücadele ederek hayatlarını geçirmiş, bunun izlerini gövdelerinde taşıyanlar… Bir kısmı emekli olduktan sonra, ulusal değerlerini savunmaya, toplumu aydınlatmaya yazılarıyla devam etmiş. Bir kısmı gazeteci-yazar. İktidarın politikalarına muhalif makaleler yazıyorlardı. Hatta muhalefet etmeyip sadece alkışlamayan bile vardı. Bir kısmı bilim adamı, siyaset adamıydı. İşlerini yapıyorlardı. Hastalarını tedavi ediyor veya kürsüde ders veriyorlardı. Diğerleri de iş asamı ve sıradan vatandaşlar. Sadece yaşıyorlardı ve çalışıyorlardı. Suçları bu asker, gazeteci veya politikacılardan bazılarını tanımaktı. Mahkûm edilirken, bitmeyen yargılamaya, hücre tutukluluğuna maruz kaldılar. Bir başka mahkûm grubu daha var. Bu insanlar hakkında yalan veya doğru olduğu ispatlanmamış iddialarla basın infazı yapıyorlardı. İktidarın sözcüsü, savcılığın savunucusu, hayali darbelerin düşmanı ama gerçek darbecilerin dalkavuklarıydılar. Her konuda uzmandılar. Ergenekon, darbe, dış ilişkiler, deprem, aşk, futbol, hatta bulaşıcı hastalıklar konusunda bile uzman olabiliyorlardı. Görevleri, gazete köşelerinde ve televizyon ekranlarında ne kadar bildiklerini göstermekti. Mahkûmdular aslında onlar, cahillik mahkûmuydu. En son mahkûmların grubu ise suçu en vahim, durumu en utanç verici olanlardan oluşuyordu. Çünkü… Ülkede haksızlık kol gezerken, hukuk saltanat sarayında cariyeye dönüşmüşken, adalet her gün iğfal edilirken sustular. Karşı odasında çalışan, öğle arasında çay içtikleri arkadaşları tutuklanınca pusup saklandılar. 4 yıldır haksızca, babaları hapiste çocukları büyürken, onlar... Devamı

Hücre hapsi, ev hapsi

2011-03-06 19:42:00

  BDP milletvekili Ufuk Uras Öcalan’ın ev hapsine alınmasını istiyor! Hatta kendi arazisini Öcalan’ın ev hapsi için tahsis edebileceğini söylemektedir. Ufuk bey, ya bağımsız adaylığına destek vererek TBMM’ye girmesini sağlayanlara diyet borcunu ödüyor, ya da 12 Haziran seçimlerinde bir kez daha BDP’nin destekleyeceği bağımsız adaylar arasında yer almak istiyor! Müebbet hapis cezasının ev hapsine çevrilmesi istenen Öcalan kimdir? Terör örgütünün lideridir. ABD tarafından kullanılmış ve dışarıda kullanım süresi tamamlandığı için Türkiye’ye teslim edilmiştir. Yargılanmış ve idam cezası almıştır. TBMM idam cezasını kaldırınca, cezası müebbet hapse çevrilmiştir. İmralı’da cezasını çekmektedir. Dışarıda kullanım süresi biten Öcalan için bu kez içeride kullanım süresi başlamıştır! Bu süre devam etmektedir. Açıklamaları dikkatle incelendiğinde yeni kullanım süresinin var olduğunu görebiliriz… Ufuk Uras’ın önerisine Adalet Bakanı Sadullah Ergin, “şu an toplum hazır değil” değerlendirmesinde bulunmuş! Demek ki toplum hazır olsa öneri ciddiye alınacak… Ne günlerde yaşıyoruz! Bundan sonra toplumun ev hapsini kabullenmesi için çalışmalar mı yapılacak? Ufuk Uras bu süreci mi başlattı? Bu sorular üzerinde düşünmeye değer. Öcalan için ev hapsi önerisi tartışılırken bir başka uygulama yaşandı. “Ergenekon” soruşturmasında gözaltında bulunan Gazeteci Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan, Silivri’de tek kişilik hücrelere konuldu. Balbay ve Özkan tutu... Devamı

Aleviler İzmir’den seslendi: Devletin Alevisi olmayacağız

2011-03-06 19:39:00

  İzmir Gündoğdu Meydanı’nda buluşan binlerce kişi “Eşit Yurttaşlık” talebini dile getirdiler. Ali Balkız “AKP 12 Eylül’ün çocuğu” derken, Fevzi Gümüş “Solcular iktidarda olsa ayrılık olmaz” diye seslendi. İzmir’de Gündoğdu Meydanı’nda “Eşitlikçi, Çoğulcu, Demokratik Anayasa”, “Zorunlu din derslerine hayır”, “Laik Devlet” talepleri ile toplanan on binlerce Alevi ve onlara destek olan siyasal parti ve demokratik kitle örgütü AKP’yi ve AKP’nin Alevi siyasetini protesto etti. Sabah’ın erken saatlerinde Cumhuriyet meydanında buluşan Alevi dernekleri kalabalıklar halinde Gündoğdu Meydanı’na yürüyüşe geçerken “Zorunlu din dersi kaldırılsın”, “AKP şaşırdı, sabrımızı taşırdı”, “AKP’nin Alevisi olmayacağız”, “Kasımpaşa imamı satamazsın vatanı”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları attılar. “AKP’nin çabası nafiledir” Mitingde konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Başkanı Ali Balkız sözlerine miting alanındaki katılımcıları selamlayarak başladı. “Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılana, cem evleri yasal statüye kavuşana, Madımak Oteli müze oluncaya, Alevi köylerine cami yapılmasından vazgeçilinceye kadar mücadelemize omuz omuza devam edeceğiz” diyen Balkız, 12 Eylül düzeni tarafından getirilen ve AKP tarafından devam ettirilen asimilasyon ve ötekileştirmeye karşı mücadele edeceklerini de vurguladı. AKP’nin 12 Eylül’den miras aldığı ve devam ettirdiği politikalara değinen Balkız, zorunlu din dersleri, Alevilerin fişlenmesi, seçim barajı, bilim insanlarının ve özgür basının susturulmaya çalışılmasını “12 Eylül ne yaptı ise AKP onu yapıyor&rd... Devamı

Şık ve Şener tutuklandı!

2011-03-06 19:18:00

Nedim Şener ve Ahmet Şık çıkarıldıkları nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan Nedim Şener ve Ahmet Şık “Ergenekon terör örgütü üyeliği” suçlamasıyla tutuklama istemiyle sevk edildikten sonra çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. Ergenekon soruşturması kapsamında Perşembe günü gözaltına alınan Gazeteci Yazar Nedim Şener ve gazeteci Ahmet Şık tutuklandı. Yazar İklim Bayraktar ve polis memuru Aydın Bıyıklı ise savcılık sorgularının ardından serbest bırakıldı. Nedim Şener ve Ahmet Şık bugün saat 15.45’de Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirildi. İlk olarak Nedim Şener’in ifadesi alındı. DURUŞMA 4.5 SAAT SÜRDÜ Şener, saat 16.00’da Ergenekon savcısı Zekeriya Öz’e ifade vermeye başladı. Gazeteci Şener’in ifadesi yaklaşık 5 saat sürdü. Şener’in ardından gazeteci Ahmet Şık ifade vermeye başladı. Şık’ın ifadesini de savcı Öz aldı. Yaklaşık 1.5 saat süren ifade işleminin ardından Şener ve Şık, “Ergenekon terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla” mahkemeye sevk edildi. İki gazeteci İstanbul nöbetçi 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne çıkarıldıktan sonra tutuklanarak Metris Cezaevine gönderildi. Buradan da bir süre sonra Silivri Cezaevine gönderilecekleri öğrenildi. Şık ve Şener’in duruşması yaklaşık 4.5 saat sürdü. SAVCI ÖZ KİTABI SORDU Savcı Öz, Ahmet Şık’a tutuklanan Soner Yalçın ve OdaTV ile ilgili sorular sordu. Yayınlanmamış kitabının OdaTV’nin bilgisayarlarından çıkması ile ilgili “Kitabınız neden oradaydı?” sorusu yöneltilen Şık, “Kitabımın orada nasıl bulunduğundan haberim yok. Ben kitabımı sadece avukatlarıma, yayını için de birk... Devamı

'Silivri' bir bütündür, parçalanamaz

2011-03-06 19:14:00

          Ergenekon tertibinin üç sene önce Hikmet Çiçek, Tuncay Özkan, Mustafa Balbay ve Deniz Yıldırım'la başlayan gazeteci ayağı dalga dalga yandaş olmayan tüm basını sarınca büyük tepki gördü. Cemaate dokunanın, AKP'ye alçak ya da yüksek derecede muhalefet edenin gazeteden atılmaktan Silivri'ye konmaya kadar çeşitli şekillerde sindirilmeye başlandığı bu süreçte, tepki gösterenler arasında Hadi Uluengin'inden Can Dündar'ına, bazı Taraf yazarlarından suya-sabuna dokunmayıp köşesine sığınanlara varıncaya dek, tertibe alkış tutmuş, yazıları ve gazeteleriyle tertipçilere destek vermiş ya da nispeten "tarafsız" kalmaya çalışmış ama son tutuklamalarla birlikte "basın özgürlüğü" konusunda ciddi şekilde kaygılanmaya başlamış bir kesim de var. Bu iki kesimden yükselen aynı türdeki şu sözler son zamanlarda kulaklarımıza çok fazla çalınıyor: "Onu tanırım, ona kefil olurum. Onun Ergenekon'la ne ilgisi olabilir?" (Gözaltına alınan gazeteci için söyleniyor) "Ergenekon operasyonunu sulandırıyorlar." Bu sözlerle tertibe karşı çıkılmadığı gibi tertipçilere koz verilmektedir. Ergenekon tertibi zaten halk nezdinde "Ateş olmayan yerden duman çıkmaz" ve "Kurunun yanında yaş da yanıyor" algısı içinde yürütülmektedir. Bu yaklaşım; Ergenekon diye bir yapılanma, bir terör örgütü var, darbe plânı iddiaları vs. gerçek ama tutuklananların hepsi aslında bunun parçası değil, AKP araya sevmediği bazı kişileri, bazı muhalif gazetecileri de kaynatıyor algısına hizmet etmektedir. Son olarak, Can Dündar'ın özeleştirisinde geçen "... Devamı

Savcı Öz'den tehdit gibi açıklama

2011-03-06 19:09:00

          Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz, Ergenekon Soruşturması kapsamında gözaltına alınan Nedim Şener'in de aralarında bulunduğu son gözaltılarla ilgili yazılı bir açıklama yaptı.   Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz, dün son yapılan operasyonla ilgili olarak yazılı bir açıklama yaptı. Savcı Öz, Ergenekon soruşturmasının başladığı günden beri ilk kez yazılı bir açıklama yapmış oldu. Açıklamada sözde terör örgütünün hedef ve amaçlarına katıkı sağlayacak yayınların savcılık tarafından özenle izlendiği ve hassasiyetle değerlendirildiği vurgusu dikkat çekti. Savcılık olarak, kimseden emir ve talimat almadıklarını açıklama çabasıyla son buluyor.  İşte Savcı Zekeriya Öz'ün yaptığı açıklamanın tam metni: "Savcılığımızca yürütülen bir soruşturma ile ilgili olarak, bir kısım basın yayın organlarında soruşturmanın içeriği ile bağdaşmayan ve savcılığımızı hedef alan yayınlar yapılması üzerine açıklama yapma zorunluluğu doğmuştur" diye başlayan açıklamada, "Yürütülmekte olan soruşturma, bir kısım basın mensubunun gazetecilik görevleri, yazdıkları/yazacakları yazılar, kitaplar ve ileri sürdükleri görüşleriyle ilgili olmayıp, Ergenekon Terör Örgütü soruşturması kapsamında elde edilen ve soruşturmanın gizliliği nedeniyle bu aşamada açıklanması mümkün bulunmayan bir kısım delillerin değerlendirilmesi sonucu yapılması zorunlu hale gelen hukuksal bir işlemdir" ifadelerini kullandı. "HERKES KANUN ÖNÜNDE EŞİTTİR" Öz açıklamasında "Esasen Cumhuriyet Savcılığımızın hukuksal gereklilikler dışında h... Devamı

Başbakan’ın yaptığı sanal milliyetçilik

2011-03-06 19:06:00

      YURT Partisi Genel Başkanı Tantan, NATO’nun Afganistan’ı işgalini onaylayan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Libya’ya müdaheleye karşı çıkışını “Sanal milliyetçilik yapıyor” şeklinde değerlendirdi. Başbakan sanal milliyetçi Orta Doğu ve Akdeniz’deki gelişmeleri değerlendiren Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a seslenerek, bağımsızlık mücadelesinde dünyaya örnek olmuş bir milletin temsilcisi olduklarını unutmamalarını söyledi. Sadettin Tantan, Amerikan gemilerinin Süveyş’i geçerken, NATO’nun emperyal güçlerin isteğiyle Libya’ya müdahalesi tartışılırken gözden kaçırılmaması gereken gerçeklerle karşı karşıya olunduğunu belirtti. Anlayamayacak durumdalar Başbakan’ın Haziran 2010’da Toronto’dan NATO’ya çağrıda bulunarak, Afganistan’da Taliban’a karşı yürütülen mücadelenin PKK’ya karşı da verilmesini istediğini hatırlatan Tantan, ülkeyi yöneten siyasi zihniyetin aslında Afganistan’a neden el konulduğunu dahi anlayamayacak durumda olduğunu kaydetti. Tantan sözlerini şöyle sürdürdü: Her olay iç politika malzemesi “Ya da anlamıştır ama kendisini iktidara getiren kuvvete karşı gelememektedir! Aynı Başbakan bugün de ”NATO’nun Libya’da ne işi var? Böyle saçmalık mı olur?“ demiştir. Bu açıklamayla Toronto açıklaması arasındaki zıtlık şöyle okunabilir; Haziran’da seçimlere gidecek Türkiye’de her olayı iç politika malzemesi yapan bir iktidar anlayışı! İktidar, PKK’yla mücadeleyi NATO’ya havale etmiş, terörle mücadele etmemiş ve bu mücadeleyi yapacak yasal alt ... Devamı

İklim Bayraktar: “Savcı bey ne sorması gerekiyorsa sordu,Adalet

2011-03-06 19:04:00

      Savcılık sorgusu sonrası serbest kalan İklim Bayraktar, konuştu İklim Bayraktar’tan açıklama Savcılık sorguları öğlen saatlerinde biten Oda TV muhabiri İklim Bayraktar ve polis memuru Aydın Bıyıklı da kararın açıklanması için uzun süre bekledi. Bayraktar ile Bıyıklı savcılık sorgularının ardından serbest bıraktı. Savcılık sorgusu sonrası serbest kalan İklim Bayraktar, “Savcı bey ne sorması gerekiyorsa onu sordu” diye konuştu. Ergenekon Soruşturması kapsamında gözaltına alınan Oda TV muhabiri İklim Bayraktar, serbest bırakıldıktan sonra yaptığı basın açıklamasında, “Çok yorgunum. Adaletin yerini bulduğunu düşünüyorum. Oğlumu sizin aracılınığızla çok sevdiğimi söylemek istiyorum. Onu ağlayarak bıraktım. İstemeden ve elimde olmayan sebeplerle ailemi üzdüğüm için çok üzgünüm” diye konuştu. İklim Bayraktar serbest bırakıldı CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal’a santaj kasediyle ilgili iddiaların sorulması üzerine Bayraktar, “Öyle birşey yok. Şantaj diye birşey yok. Ne münasebet, ne sorması gerekiyorsa savcı bey onu sordu. Ben de bütün cevaplarımı verdim” dedi. BIYIKLI: ADALETE GÜVENİYORDUK Serbest bırakıldıktan sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Aydın Bıyıklı, “Adalete güveniyorduk. Adalet yerine geldi. Adaletin yerine geleceğine, adaletin tecelli edeceğine inanıyorduk.” diye ... Devamı

BUNUN YALÇIN KÜÇÜK'LE NE İLGİSİ VAR

2011-03-06 19:02:00

      Yalçın Küçük niye gözaltına alındı? Soner ve Barış'ları içerde tutma operasyonu.. Önce kötü haber: "Maalesef Soner Yalçın ve Barışların tutuklamalarına itiraz reddedildi.." Oysa, itiraz dilekçesi çok kuvvetliydi... Mahkeme heyeti de cuma günü itiraza ilişkin kararı verecekti. Serbest bırakılmamaları için hiçbir neden yoktu... Apar topar "son operasyon" geldi... Nedim Şener, Ahmet Şık gibi saygın gazeteciler ile Odatv'nin "dışarda kalanlar"ına yönelik operasyon geldi.... Ama aslında en ilginci Yalçın Küçük'ün gözaltına alınmasıydı.... Çünkü daha önce de Ergenekon'dan gözaltına alınmış ve tutuksuz yargılanıyordu... İşin sırrı şu: Soner'lerin içerde tutulması için yeterli kanıt olmadığından yeni operasyon lazımdı... Üstelik Oda Tv ile Ergenekon'u ilişkilendirmedeki (!) tek sav Ergenekon sanığı Yalçın Küçük ile Soner Yalçın'ın dostluğuydu... Tekrarlayalım, Odatv ile "sözde" Ergenekon örgütü arasında Yalçın Küçük'le dostluk dışında bağlantı yoktu... Yalçın Küçük de tutuksuz yargılandığına göre Soner'leri tutuklu tutmak çok zordu... İşte sadece ve sadece bu yüzden yani Soner'leri-Barış'ları bırakmamak için Yalçın Küçük tekrar gözaltına alındı.. Ve itiraz reddedildi..... Türk adaleti bir kez daha kaybetti... Odatv.com   ... Devamı

RÜYAMDA GÖRSEM KALKAR ABDEST ALIRIM

2011-03-06 18:56:00

   Ergenekon'da son dalga kapsamında gözaltına alınan Ahmet Şık ve Nedim Şener sabaha karşı tutuklandı. Star TV Ana Haber grup Başkanı Uğur Dündar, Akşam Gazetesi'nden Özlem Çelik'e konuştu. Dündar sağ kolu Nedim Şener'in Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınmasına hala inanamadığını söyledi ve şöyle devam etti: 'Rüyamda görsem kalkar abdest alırım.' İşte Akşam Gazetesi'nde yer alan Uğur Dündar'ın o sözleri Uğur Dündar dedi ki... Hem Nedim Şener'in başına gelenlerden dolayı geçmiş olsun demek hem de kayınvalidesinin vefatından dolayı başsağlığı dilemek için aradım Uğur Dündar'ı... Dedi ki, RÜYAMDA GÖRSEM KALKAR ABDEST ALIRIM 'Nedim Şener gibi meslek ilkelerine sıkı sıkıya bağlı, haber kaynaklarıyla mesafesini koruyan, halkın gerçekleri öğrenme hakkına hizmetten başka hiçbir amacı olmayan, terör örgütü, çete, mafya ve Türkiye'nin kaynaklarını hortumlayanlarla mücadele etmiş ve bu uğurda bir yığın tehlikeyi göğüslemiş bir gazetecinin terör örgütüyle bağlantılı olduğunu rüyamda görsem kalkar abdest alırım. 'Allah'ım, ben ne büyük kötülük yaptım da bana rüyamda bu kabusu gösterdin' derim. Bu güzel meslek bir korku mesleği haline dönüştürüldü. Ya korkacaksınız, oto sansürü haberlere yansıtacaksınız... Ya yapılan her şeyi alkışlayacaksınız ya da bu koşullarda gazetecilik yapmak mümkün değil diyerek kaleminizi kırıp çekip gideceksiniz!' Odatv.com ... Devamı

NAZLI ILICAK NEDEN BU KADAR TARAF

2011-03-06 18:43:00

    Nazlı Ilıcak yine TV TV dolaşıyor. Gazetecilerin göz altına alınması, tutuklanmasıyla ilgili yorumlar yapılıyor. Yaptığı yorumları hep odatv’ye virüs yoluyla gelip anında silinen sözde belgeler üzerine inşa ediyor. Konuşuyor, konuşuyor, konuşuyor ve diyor ki; “tabii ki ben bir şey demiyorun, kararı yargıya bırakmak lazım!” Nazlı Ilıcak bu tavrını salt gazetecilerin bileklerine kelepçe vurulması olayında yapmadı. Hep böyleydi, Ergenekon soruşturması başladığından beri –yaklaşık 4 yıldır- hep aynı sözleri tekrarladı, aynı tutumu aldı,kamuoyunu sürekli yönlendirdi. Fakat… Biri karşısına çıkıp şunu söylemedi: “Sayın Ilıcak, Tuncay Güney’in sözleri dışında bu davada hiçbir delil yoktur. Soruşturmayı yürütenlerin medyaya sızdırdığı delillerin hepsi tek tek çürütüldü mahkemede. Buna rağmen ısrarla ‘Ergenekon,Ergenekon’ sözlerini dikkate alırsak, Silivri’de oğlunuz Mehmet Ali Ilıcak’ın da olması gerekmez mi? Çünkü Ergenekon örgütü şemasında oğlunuz da bu yapının içinde gösteriliyor.” Şimdi… aslında… Şunu düşünmemiz gerekiyor; Ergenekon hakkında sürekli ağır, itham edici konuşmalar yapıp yazılar kaleme alan Ilıcak, oğlunun başına bir şey gelmemesi için mi böyle bir tarafgirlik içinde? Ya da oğlu Mehmet Ali Ilıcak hedefe konularak Nazlı Ilıcak korkutulup taraf mı yapıldı? Bu kadar tarafgirlik başka türlü nasıl açıklanabilir? Sadece bir gün, bir Ergenekon davasını takip ederek bu kadar net bilgi sahibi olunabilir mi? Nazlı Ilıcak’tan beklenen iddianame gibi savunmaları da okumasıdır. Gazeteciliğin gereği budur. Görmelidir ki oğlunun suçsuz olduğunu, böyle bir yapılanmanın olmayacağını, başında... Devamı

BU ADALESİZLİK YASSIADA’DA YOKTU

2011-03-06 18:37:00

   Niye kamuyou hep tek yanlı “bilgi” bombardımanına tutuluyor? CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bir öneride bulundu: “ Ergenekon-Balyoz davaları TRT3’den naklen yayınlansın.” Bilindiği gibi Ergenekon-Balyoz davalarından görüntü almak, fotoğraf çekmak bile yasak. Duruşmalardaki konuşmaların, kasete alınması bile yasak. Sadece gazetecilerin duruşma resmini yapmasına ya da yanında ressam getirmesine izin veriliyor! Niye? Niye duruşmalardaki savunmaların kamuyou önünde olmasını istemiyorlar. Niye kamuyou hep tek yanlı “bilgi” bombardımanına tutuluyor? Bakınız: Bugün yerle bir edilen Yassıda duruşmaları bile radyodan verilirdi. Halk Adnan Menderes ve Celal Bayar gibi Demokrat Partililerin savunmalarını dinlerdi. Evet o dönemde basın tek taraflıydı; yönlendirilmişti; çok yanlışlıklar yapıldı; aynen bugün gibi. Arada tek fark var; 27 Mayıs insanlara savunma hakkı vermiş ve bunu radyoyla halka ulaşmasını da sağlamıştı. “Ergenekon, Ergenekon” diye ortalığı yıkanlar var mısınız, duruşmalar TRT 3’den canlı yayınlansın... Odatv.com   Devamı

TUTUKLANAN GÖZALTINA ALINAN GAZETECİLERİN İŞTE ORTAK NOKTALARI

2011-03-06 18:33:00

   Evet cemaate dokunan yanıyor!   Odatv baskınıyla birlikte son sözde Ergenekon örgütü kapsamında tutuklanan, gözaltına alınan gazeteci sayısı 15 oldu. Evet 15 gazeteci tutuklanıp, gözaltına alındı. Bu Cumhuriyet tarihinde bir ilktir. Ve bu gazetecilerin çoğu komuoyunun yakından bildiği, okuduğu yazarlardır. Yani bu gazeteciler sadece araştırmacı, sorgulayıcıhaberciler değil aynı zamanda bulgularını kitaplaştıran yazarlardır. Soner Yalçın’ın 11 kitabı vardır ve çevirileri vardır. Doğan Yurdakul’un 6 kitabı vardır. Nedim Şener’in 6 kitabı vardır. Mümtaz İdil’in 4 kitabı ve sayısız çeviri kitabı vardır. Ahmet Şık’ın 3 kitabı vardır. Ayhan Bozkurt’un 3 kitabı vardır. Genç gazeteciler Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu Wikileaks belgelerini kitap yapıyorlardı. Müesser Yıldız yeni bir kitap hazırlığı içindeydi. Said Çakır birçok kitabın hazırlanmasında gönüllü olarak çalışmış bir isimdir. Yazar Prof. Dr. Yalçın Küçük ise kitap sayısını kendisi bile bilmez artık. Diğer Ergenekon sanıklarının kitaplarını da bu listeye ekleyelim mi; Mustafa Balbay, Tuncay Özkan... Bu yazarlar... Ergenekon örgütü üyesi öyle mi? Kim kimi kandırıyor? Kimse bilmiyor mu gözaltına alınırken gazeteci Ahmet Şık’ın şu sözlerinin anlamını; “Dokunan yanıyor arkadaşlar!” Kime dokunan yanıyor? Cemaate!.. Hanefi Avcı’da kitap yazdığı için Silivri’de değil mi? Ve halen cemaatle ilgili kitap yazanlar da bu uydurma “belgelerle” korkutulmuyor mu? Oyun aslında çok açık: Evet cemaate dokunan yanıyor!   Odatv.com  ... Devamı

SENİN ERGENEKONCUN BENİM ERGENEKONCUM

2011-03-06 18:29:00

    Basında Emile Zola sayısı çok az, ne yazık ki...   Televizyona çıkanları görüyor, dinliyor; gazetelerde yazılanları okuyor musunuz? Gazetecilik açısından zor günlerden geçiyoruz. Süreci zorlaştıran gözaltılar, tutuklamalar değil; bilgisizlik. Düşünün: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti 2010 yılı başarılı gazetecisi olarak Sedat Ergin’i seçti. Niye? Çünkü Sedat Ergin günlerce Balyoz iddianamesi üzerine çalıştı; sorular sordu. Aslında tüm gazetecilerin -daha doğrusu bu konuyla ilgili- yarum yapan, makaleler yapan gazetecilerin, yazarların hepsinin böyle bir çalışma yapması gerekmiyor mu? Hayır. Kimse yapmıyor. Kimse ne iddianameleri okuyor, ne de Silivri duruşmalarını takip ediyor. Sadece polis ya da savcının basına sızdırdığı delili olmayan bilgilerle operasyonları analiz ediyor, yorumluyor! Yani polisin ve savcının iddialarını tekrarlıyor. Halbuki iddianameler orada ve savunmalar oarada. Açıp okuyun. Hayır, bu yapılmıyor. Meselenin aslında ne olduğuna kafa yormuyor. Önyargılı. Evet Türkiye’de darbeler oldu. Evet Türkiye’de yanlış infazlar yapıldı. Evet Türkiye’de provakasyonlar yapıldı. Bunlar araştırılsın, tek tek gerçekler ortaya çıkarılsın. Kim buna hayır diyebilir. Ama... Bu demek değildirki; tertiplere alet olalım. Bu nedenle dersimize iyi çalışmalıyız; okuyup araştırmalıyız. Sadece gazetecilik yapmalıyız, sadece habercilik yapmalıyız; bize dayatılanları değil, karşı tara... Devamı

Ergenekon baskınları devam edecek... Çünkü!

2011-03-06 01:27:00

    Mustafa Mutlu    Önce: Ergün Poyraz, Vedat Yenerer, Erol Mütercimler, Güler Kömürcü, Ümit Oğuztan, Emin Gürses, Doğu Perinçek, rahmetli İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Ufuk Mehmet Büyükçelebi, Adnan Bulut, Tuncay Özkan, Merdan Yanardağ, Yalçın Küçük... Sonbaharda: Hanefi Avcı... On gün önce: Soner Yalçın... Dün: Ahmet Şık, Nedim Şener... Hepsi; adı sözde Ergenekon Örgütü’ne bir şekilde bulaştırılmış isimler! Kimi sanık, kimi şüpheli, kimi ise birkaç gün gözaltına alınıp, yırtmış! *** Gelelim bu insanların ortak özellikleri olup olmadığına: Çok fazla ortak yanları olduğunu sanmam... En basitinden aynı dünya görüşünü bile paylaşmazlar! Aynı partiye oy vermezler! Aynı mekânda dolaşmazlar! Aynı kişilerle arkadaşlık etmezler! Aralarından biri bile; bu kadronun tamamını tanımaz... Ve... Hepsini bir odaya koysanız, savaş çıkar! Çünkü mahkemelik olacak kadar birbirinden nefret edenler vardır aralarında... *** Ama üç “ortak özellikleri” var ki; bu soruşturmanın şifrelerini doğru okumak için, bunları bilmek gerekiyor: 1) Yukarıda saydığım aydınların tamamı muhalif... 2) Hepsi gazeteci ya da yazar... 3) Yine hepsi (üyeleri cemaat diyor ama) okyanus ötesinden yönetilen bir tarikat hakkında bir şekilde “kalem oynatmış” kişiler... *** Şimdi bir eleme yapmaya çalışalım: Bu ülkede bütün muhalifler içeriye alınıyor mu? Hepsi Ergenekoncu ilan ediliyor mu? Çok şükür ki hayır... Belki bütün muhalifleri içeri tıkmak için yeter sayıda cezaevi olmadığındandır ama... Hâlâ bu isimlerden bile çok... Devamı