KİM BU KOCA ÇENELİ YALAKA

2011-09-21 12:08:00

        BEKİR COŞKUN   Cumhuriyet gazetesi yazarı Bekir Coşkun köşesinde kaleme aldığı yazıda; MİT-PKK görüşmesini konu aldı. Coşkun, bildik üslubu ile yazdığı yazıda, şunları söyledi: “Bizler; şu dinlemeleri kim yapıyor, insanların mahremiyetine dalan kim, yüksek yargı üyelerinin evlerine kim girdi, Deniz Baykal’ın kasedini kim çekti, MHP’lilerin aşk ilişkilerini kim kaydetti, Genelkurmay Başkanı’nı kim dinledi?.. MİT bunları niye bulmuyor derken... MİT’imizin kasedi çıktı...” İşte Bekir Coşkun'un “Kaset Patladı...” yazısı: MİT’imizi kasede almışlar... Demek ki güvenliğimiz sağlam... * Normalde MİT’in biraz gizli olması gerekmez mi?.. Ankara’da o bölgede bir yer tarif edilirken, herkesin en iyi bildiği yer olan “MİT’in binasına göre” tarif edilir: “MİT var ya...” “Ana bina...” “Hah... Orayı geçtikten sonra sağa ilk caddeden sonraki ışıktan yukarı doğru....” Yani Cumhurbaşkanlığı’na göre tarif etseniz bilen çıkmaz... * Eskiden MİT mensuplarının lojmanları da vardı... Topluca bir arada olsunlar diye... Sabah ya da akşam otur kapısının karşısına, girip çıkanlara bak, MİT kadrolarının tümünü gördünüz sayılır... Yakındaki bakkaliyenin de adıydı: “TİM Bakkaliyesi...” Tersten yazmış ki anlaşılmasın... * Ama açılımlar içinde MİT de değişti... Bizler; şu dinlemeleri kim yapıyor, insanların mahremiyetine dalan kim, yüksek yargı üyelerinin evlerine kim girdi, Deniz Baykal’ın kasedini kim çekti, MHP’lilerin aşk ilişkilerini kim kaydetti, Genelkurmay Başkanı’nı kim dinledi?.. MİT bunları niye bulmuyor derken... MİT’imizin kasedi çıktı... Başbakan’ın t... Devamı

Öğrencilere Bile AKP Propagandası!

2011-09-21 12:05:00

        EMİN ÇÖLAŞAN         Sevgili okuyucularım, okullar önceki gün açıldı. Bu hükümet döneminde ilginç, aynı zamanda yakışıksız bir uygulamaya tanık oluyoruz. Her yıl okullar açıklığında, gerek Tayyip ve gerekse artık “Milliliği” kalmamış olan Eğitim Bakanı, her yaştan öğrencilere yazılı propaganda yapma fırsatını kaçırmıyor. Elimde Ankara nın TED Koleji gibi çeşitli okullarında açılış günü dağıtılan propaganda kağıtları var. Bu kağıtlarda Eğitim Bakanı Ömer Dinçer’le birlikte Tayyip in öğrencilere yazdıkları birer mektup… Ve iki fotoğraf. 1- Tayyip. 2- Eğitim Bakanı Ömer Dinçer. İkinci fotoğraf çok ilginç. Burada Ömer Dinçer makamında oturuyor. İki yanında Çankaya’daki AKP’Ii ile Tayyip’in resimleri asılı. Tam arkasında ise daha büyük boyda bir çerçeve var ama o boş! Orada Atatürk’ün resmi var. Ama öğretmenlere ve öğrencilere dağıtılan fotokopilerde, duvarda asılı olan iki resim dolu çıkarken, ne hikmetse Atatürk’ün resim çerçevesi boş! Oysa o resmin internetteki orijinalinde Atatürk var. Ama okullarda dağıtılan broşürlerde yok! Sadece rastlantı!       *** İktidar, her alanda sonsuz para gücüne sahip. Her alanda propaganda yapmayı doğrusu iyi beceriyor. İlköğretim ve lise öğrencileriyle birlikte öğretmenlere bile fırsatı kaçırmayıp propaganda yapıyor. Broşürler bazı okullarda öğretmenlere, öğrencilere sınıfta okunması için dağıtıldı. Bazılarında ise sınıfta okunmadı, dağıtılan ders kitaplarının içine yerleştirildi… Ve öğrenciler, okul yetkilileri ... Devamı

Derin devlet işte budur

2011-09-21 12:00:00

      Can Ataklı       Yıllardır “Derin Devlet” tartışmaları yaparız. Herkes biraz de kendi görüş ve ideolojisine göre derin devleti tarif ettiğinden kesin bir sonuç da alamayız. Hükümetin PKK terör örgütüyle yaptığı gizli görüşmelerin ortaya çıkmasıyla tekrar derin devleti anlatmak gerekiyor. DEVLET NEDİR: Devlet toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal bakımdan örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu tüzel varlıktır. Hukukî açıdan devlet; ülke adı verilen belirli bir toprak üzerinde yaşayan insan topluluklarının bir egemenlik anlayışı ve hukuku içinde bir siyasi iktidar altında örgütlenmesidir. NASIL YÖNETİLİR: Burada kastettiğim devlet demokratik devlettir. Demokratik devletler kurucu felsefesine uygun bir anayasa ve buna uygun hazırlanmış yasalarla yönetilir. KUVVETLER AYRILIĞI: Bir devlet üç temel üzerinde oturur. Yasama, Yürütme ve Yargı. Bu üç kuvvet birbirinin üzerinde ya da emrinde değildir. Bu üç kuvvet, devletin bekası için uyum içinde olmalıdır ama asla bütünleşmiş olarak çalışamaz. ŞEFFAFLIK: Demokrasinin en temel niteliklerinden biri şeffaflıktır. Demokratik bir devlette gizlilik olamaz. Her şey kamuoyuna açıklanmasa bile mutlaka kaydı tutulur. Gizlilik içinde yürütülen tüm eylem ve kararlar anayasa ve yasalara uymak zorundadır. CİDDİ SORUNLAR: Devletlerin başına beklenmedik anlarda ciddi sorunlar açılabilir. Bunların şeffaflık içinde çözülmesinde zorluklar da yaşanabilir. Demokratik bir devlet buna rağmen kendi çizdiği kuralların dışına çıkamaz. HİÇ Mİ ÇIKAMAZ: Normalde hiç çıkamaz. Ancak... Devamı

İRAN’IN İKİ TESPİTİ

2011-09-21 11:55:00

      PKK-PJAK’a karşı operasyon yürüten İran, iki önemli tespit yapıyor: 1.) İran Silahlı Kuvvetler Operasyonlar Bölümü Başkanı General Ali Şadmani, PKK-PJAK’ın ayakta kalma sebinin, Irak’ta onlara sağlanan güvenli ortamdan kaynaklandığını belirtiyor. General Şadmani, PKK-PJAK’ı ABD-İsrail-AB üçlüsü tarafından yaratılıp beslenen bir örgüt olarak tanımlıyor. 2.) PKK’nin “Türkiye, İran, Irak ve Suriye” dörtlüsünü hedef aldığını belirten General Şadmani, PKK’nin kökünün kurutulabilmesi için bu dörtlünün yakın işbirliği yapması gerektiğine dikkat çekiyor. Ancak Şadmani, Türkiye’nin ABD, İsrail ve NATO ilişkileri nedeniyle bu işbirliğinin akim kaldığını vurguluyor. PKK’nin ABD’nin sağladığı güvenli ortamda büyüdüğü ve Türkiye’nin ABD ilişkileri nedeniyle PKK’ye karşı bölgesel ittifak oluşturulamadığı tespitleri, bölge açısından hayatidir. ABD PKK’Yİ NASIL BÜYÜTÜYOR? Tahran’ın tespitlerini biraz daha derinleştirelim ve Washington’un PKK’yi nasıl büyüttüğüne mercek tutalım: 1.) İran’ın da tespit ettiği gibi ABD Irak’ta güvenli bölge tahsis ederek PKK’yi büyütüyor: PKK’nin 2003 sonrasında çeşitli konularda “belirleyici kuvvet” pozisyonuna gelmesi, Aydınlık’ın da çok defa altını çizdiği gibi “ABD bölgeye ne zaman gelse, PKK büyüyor” gerçeğiyle ilgilidir. 2.) ABD silah yardımı yaparak PKK’yi büyütüyor: En son geçen hafta İran Kara Kuvvetleri Harekat komutanı General Ali Arateş, ABD’in Erbil’deki konsolosluğu aracılığıyla, geçen ... Devamı

Yanlış bir meseleyi tartışıyoruz

2011-09-20 18:43:00

    Mehmet Y. Yılmaz       PKK ile yapılan görüşmelerin sonunda gelip takıldığı yer “Görüşmeleri devlet mi yaptı, hükümet mi yaptı” oldu. Hükümet tarafı “Ben yapmadım, devlet yaptı” diyor, muhalefet ise “Hayır hükümet yaptı”! Dün baktım Bülent Arınç da tartışmaya katılmış ki o bu tartışmada yer almasa gerçekten bir eksiklik olurdu. Arınç da “Hükümet yaptı demek iftiradır” diyor. “Hükümet yaptı” diyenlerden biri de ben olduğum için üstüme alındım haliyle, kim “müfteri” olmak ister ki? Görüşmeye “devlet adına” katılanlardan biri o tarihte Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olan şimdiki MİT Müsteşarı Hakan Fidan, diğeri ise o tarihteki MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş. Konuşmaların genel seyrinden anlıyoruz ki Hakan Fidan, Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olarak daha önce birkaç kez Abdullah Öcalan ile de görüşmüş, analizlerini dinlemiş. “Hükümetin başındaki siyasetçinin” (yani Başbakan’ın) meseleye nasıl baktığını anlatmış, karşı görüşü dinlemiş ve gidip amirine (yani Başbakan’a) aktarmış. Görüşme sırasında ne kadar yetkili olduğunu anlatmak için Ortadoğu’daki arabuluculuk meselelerinde “bizzat ve yetkili olarak” bulunduğunu da vurguluyor. Başbakanlık müsteşar yardımcısı öyle bir yetkiyi nereden almış olabilir? Zaten Başbakan da “Emre Bey’i de, Hakan Bey’i de görüşmeye gönderdim” dedi. Normal olanı budur. Devletin memurları, böyle bir teması siyasi otoritenin verdiği bir yetki ile kurabilir, aksi düşünülemez. Devletin memurları, siyasi otoriteden böyle bir emir al... Devamı

Yanlış bir meseleyi tartışıyoruz

2011-09-20 18:42:00

      Mehmet Y. Yılmaz     PKK ile yapılan görüşmelerin sonunda gelip takıldığı yer “Görüşmeleri devlet mi yaptı, hükümet mi yaptı” oldu. Hükümet tarafı “Ben yapmadım, devlet yaptı” diyor, muhalefet ise “Hayır hükümet yaptı”! Dün baktım Bülent Arınç da tartışmaya katılmış ki o bu tartışmada yer almasa gerçekten bir eksiklik olurdu. Arınç da “Hükümet yaptı demek iftiradır” diyor. “Hükümet yaptı” diyenlerden biri de ben olduğum için üstüme alındım haliyle, kim “müfteri” olmak ister ki? Görüşmeye “devlet adına” katılanlardan biri o tarihte Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olan şimdiki MİT Müsteşarı Hakan Fidan, diğeri ise o tarihteki MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş. Konuşmaların genel seyrinden anlıyoruz ki Hakan Fidan, Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı olarak daha önce birkaç kez Abdullah Öcalan ile de görüşmüş, analizlerini dinlemiş. “Hükümetin başındaki siyasetçinin” (yani Başbakan’ın) meseleye nasıl baktığını anlatmış, karşı görüşü dinlemiş ve gidip amirine (yani Başbakan’a) aktarmış. Görüşme sırasında ne kadar yetkili olduğunu anlatmak için Ortadoğu’daki arabuluculuk meselelerinde “bizzat ve yetkili olarak” bulunduğunu da vurguluyor. Başbakanlık müsteşar yardımcısı öyle bir yetkiyi nereden almış olabilir? Zaten Başbakan da “Emre Bey’i de, Hakan Bey’i de görüşmeye gönderdim” dedi. Normal olanı budur. Devletin memurları, böyle bir teması siyasi otoritenin verdiği bir yetki ile kurabilir, aksi düşünülemez. Devletin memurları, siyasi otoriteden böyle bir emir... Devamı

Ganz Unten (En Alttakiler)

2011-09-20 18:39:00

        Yalçın Doğan     “BİZ onları iş yapmak için çağırdık, insan oldukları meydana çıktı.” Elli yıl önce misafir işçi (Gastarbeiter) olarak Almanya’ya giden işçilerimiz için söylenen en veciz sözlerden biri bu. İş yapmak için çağrıldıklarından, yıllar boyunca en ağır işler onlara veriliyor. Savaş sonrası iş gücü açığını kapatmak için ayrıca, kötü ve ağır işleri Almanlar yapmak istemediği için, Almanya Türkiye’den işçi istiyor. Bizimkiler daha kendi kasabasını bile görmeden köylerinden kalkıp soluğu Münih’te alıyor. Tam  kültür şoku. Önce her koşulu kabul edip, çalışmaya başlıyorlar. Almanlar memnun, en rezil işlere bizimkileri koşuyorlar, günün birinde nasıl olsa kendi ülkelerine dönecekler, inancıyla. Bizimkiler memnun, gurbetçiler Türkiye’nin döviz açığını kapatıyor, hesabıyla. Bu balayı zaman zaman fire veriyor ama, asıl patlama Batı ile Doğu Almanya’nın birleşmesiyle ortaya çıkıyor. ÜÇ EĞİLİM Birinci, ikinci kuşak derken, üçüncü ve dördüncü kuşaklar yetişmeye başlıyor. Almanya’daki Türk nüfus 2.5 milyona ulaşıyor. Bir kısmı dönmek istiyor ama iyice kök salmış, işi, gücü orada, çocuklar okuyor. Bir kısmı Almanya’ya entegre olmuş, (bütünleşmiş), izini kaybettirmeye çalışıyor. Üçüncü bir kısım var ki, isyan halinde, öğütülmek istemiyorlar. Kimlikleri iyice sivrilmiş, daha çok Türk, daha çok Müslüman olanlar, sürekli hır çıkartanlar. Almanlar bakıyor ki, gelenlerden ne geriye dönen var, ne de orada onlara huzur veren, derhal &... Devamı

Yeni Anayasa, PKK ve ABD’nin beklentisidir

2011-09-20 18:36:00

      Arslan Bulut       TBMM Başkanı Cemil Çiçek, TÜSİAD yöneticilerini kabulü sırasında yeni bir Anayasa için kim ne katkı verecekse tam zamanı olduğunu belirterek, “Çözümü, ne dağda arayacağız ne başka bir yerde” dedi. Çiçek, hukukçu akademisyenleri kabulünde de “Ülkemizde toplumsal mutabakata dayalı yeni bir anayasa ihtiyacı ve bu ihtiyacın giderilmesi yönünde ciddi bir beklenti mevcuttur” diye konuştu. Basında “Yeni Anayasa isteriz” çığlıklarını duymayan yoktur ama, toplumun böyle bir beklentisi olduğu iddiası gerçek dışıdır. Yeni Anayasa talebi, Türkiye’nin “özerklik” temelinde bir federasyona dönüştürülmesi için doğrudan PKK’dan gelmektedir. Halk bunu bildiği için “Yeni Anayasa” taleplerinin PKK üzerinden dışarıdan dayatıldığının bilincindedir. Nitekim son olarak MİT-PKK görüşmesinde de karşı taraf özerklik temelinde yeni Anayasa talebini tekrarlamıştır. *** Peki PKK ile devlet mi görüştü, hükümet mi? Böyle saçma bir ayırım olabilir mi? Hükümet, devletin üç temel gücünden biridir. Yürütme görevini hükümet üstlendiğine göre, devlet adına hükümetin görevlendirdiği kişilerin PKK ile görüştüğü açıktır. Fakat görüşmelerle ilgili olarak gözden kaçırılan daha vahim bir durum var. Görüşmeleri MİT organize etmiyor, doğrudan “koordinatör ülke temsilcisi”nin talebiyle Türkiye ve PKK masaya oturuyor. Müzakere, adı verilmeyen ama her şeyi kontrol eden ülke temsilcisinin, herkese ne yapmalarını öğütleyen İngilizce konuşma... Devamı

Madem ülke menfaati için, anlatın o zaman halka

2011-09-20 18:33:00

        Can Ataklı       Sevgili okurlar, geçen haftayı Başbakan Erdoğan’ın “Arap baharı turu” ile geçireceğimizi düşünürken, hiç beklenmedik biçimde iktidarın Apo ve yurt dışında yaşayan bazı temsilcileriyle yaptığı görüşmenin ses kayıtları ortaya saçılıverdi. Bu herhalde MİT tarihinde görülmemiş olaydır. Arkasının gelmesi olasılığı da yüksektir. İki büyük skandal Ses kayıtlarının ortaya çıkması iki büyük skandalın da kamuoyu tarafından öğrenilmesini sağladı. Birincisi en sıkı korunduğu sanılan MİT’ten bu kadar önemli bir bilginin sızması. İkincisi ise hükümetin terör örgütüyle resmen görüştüğünün anlaşılması. Başbakan “hükümet değil, devlet görüşüyor. Aksini söyleyen şerefsizdir” demişti. Yandaşlarda telaş MİT’ten bilgi sızması AKP iktidarını telaşlandırdı. İlk gün kayda değer bir açıklama gelmedi. Ancak yandaşlar durumdan vazife çıkararak önce ses kasetinin kim tarafından yayınlandığını ve zamanlamasının önemli olduğu konusuna yoğunlaştılar. Hemen ardından ise “Savaşın bitmesi için doğru olan yapılıyor” yaygarası başlatıldı. Terör örgütüyle görüşme Bir devlet gerektiğinde kendisine çok ağır hasarlar verdirmiş bir terör örgütüyle masaya oturur mu? Görüşmeler gizli yapılabilecek ve kesin sonuç alınabilecekse elbette görüşebilir. Dünyada bunun örnekleri var. Ancak belli ki iktidarın terör örgütüyle yaptığı görüşmelerde hem sonuç alınamamış hem de bilgi sızdırma bilek güreşine dönüşmüş. Sosis yapmak gibi Bilinen sözdür, “sosisle ... Devamı

Ticarette suç olan siyasette kuru bir özürle geçiştiriliyor!

2011-09-20 18:30:00

        Mustafa Mutlu         Seçimlerden hemen önceydi… Dönemin Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, atanmayı bekleyen yüz binlerce öğretmen adayının yüreğine su serpecek bir açıklama yaptı: “Bu sene 55 bin yeni öğretmen ataması yapacağız…” Bu haber, işsizliğin pençesinde kıvranan öğretmen adaylarının evlerinde bayram havası estirdi… Haklıydılar sevinmekte: Yıllarca okumuşlar, meslek sahibi olmuşlardı ama atamaları “kadro yetersizliği” gerekçesiyle bir türlü yapılmıyordu. Yürekleri kıpır, kıpırdı… İnanmışlardı bu söze… Öyle ya; “devlet yalan söylemez”di! *** Bu sözün üzerinden sadece üç ay geçti! Nimet Çubukçu”nun yerine Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturan Ömer Dinçer, dün özür diledi. “55 bin öğretmen atayacağımıza söz verdik ama yerine getiremedik” dedi. Bu sözü tutabilmek için “çok çaba sarf ettiklerini, ancak hükümetin tahsis edebildiği kaynaklarla bunu gerçekleştirebilmelerinin olanaksız olduğunu” söyledi. *** Sözü veren, AKP”nin kurduğu önceki hükümetin bakanı… Yerine getirmeyen ve özür dileyen, aynı partinin bugünkü hükümetinin bakanı! Eğer özür gerekçesi doğruysa, yani hükümetin tahsis ettiği kaynak gerçekten yetersizse, bunun o sözün verildiği dönemde de biliniyor olması gerekmez mi? Yani, ortada bir “bilgi eksikliği” ve buna bağlı “öngörü eksikliği” yok… Söylemesi acı verici ama… “Umut tacirliği” var! AKP, y&u... Devamı

Suç var ki “harcamam” edebiyatı yapılıyor

2011-09-20 18:27:00

          Can Ataklı     İşin saklanacak tarafı yok. PKK terör örgütü ile yapılan gizli görüşmeler ve örgüte sözler verilmesi Anayasamıza ve yasalarımıza göre suçtur. Bu nedenle savcıların derhal harekete geçip sorumlular hakkında soruşturma açmaları gerekir. Zaten bu durum bilindiği için başta Başbakan olmak üzere hükümetin bütün yetkilileri MİT Müsteşarı’nı “harcamayız ” diyerek koruma altına aldı. Ortada bir suç olmaza hükümet niçin MİT Müsteşarı’nı savunmaya kalksın ki? İşi başından alalım tekrar; ülke güvenliği ve esenliği söz konusu olduğunda bazı gizli görüşmeler hatta gizli operasyonlar yapması mümkün müdür? Elbette mümkündür ve bu zaten bütün ülkelerde yapılmaktadır. Ancak adı üzerinde, eğer bir şey gizli yapılıyorsa, herkesten saklanıyorsa, işin içinde mutlaka yasalara ve hukuka uymayan durumlar vardır. Bu nedenle gizli iş yapmaya soyunan herkes riskini de üzerine almaya hazırdır. Çünkü, yapılan gizli işler başarıya ulaşırsa hem açıklanmasına gerek yoktur hem de istenilen sonuç elde edilmiştir. Ama eğer gizli bir operasyon üstelik herhangi bir başarıya ulaşmadan açığa çıkarsa, işte o an risk faktörü devreye girmiş demektir ve hesabı sorulur. (Bu derin devlettir ki, onu da yarın yazacağım.) Böyle durumlarda iktidarları gizlilik riskine iten temel faktör “ülke menfaati” olarak açıklanır. Sorun, “ülke menfaatinin ne olduğu ” konusuna kimin karar vereceğidir. Demokrasi ve hukuk düzeni bunun için gereklidir. Koşullar ne olursa olsun şeffaflık esastır demokrasilerde ve buna rağmen gizli operasyonl... Devamı

AZİZ NESİN İLE CUMHURBAŞKANI GÜL’ÜN ORTAK KADERİ NEDİR

2011-09-20 15:39:00

    Cevap: Topyekün oryentalist zihniyetli bürokratların ve entellerin yönettiği bir ülkeyle dansettiklerini önceden bilmiyor olmaları... Almanya, ikisinin ziyaretinde de aynı “tavşana kaç, tazıya tut!” oyununu oynamıştır.  Durun, baştan başlayayım. Daha doğrusu, sondan: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, 19.09.2011 tarihinde Berlin Humbold Üniversitesi’de vereceği konferans, önce, göstericilerin protestoları öne sürülerek iptal edilmek isteniyor. Cumhurbaşkanı bunu kabul etmiyor. Sonra bomba ihbarı yapılıyor, konuşma yine iptal edilmek isteniyor. Cumhurbaşkanı, “Hemen Türkiye’ye dönerim!” tehdidinde bulunuyor. Çetin cevize çattıkların anlayan Alman makamları, konuşmayı iki saat gecikmeyle yaptırmak zorunda kalıyorlar. Bakın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Almanya’da nasıl haykırıyor: “Almanya'nın demokratik ortamından faydalanan ve bunu istismar eden terör örgütüyle ilintili 30-40 kişinin buradaki tehditleri ve bu toplantıyı yaptırmak istememeleri, bu toplantıyı yapma ısrarımız karşısında da bomba ihbarı yapması üzerine güvenlik güçleri konuşmayı bu kadar geciktirdiler. Ama şunu ifade etmek isterim ki, burada böyle 30-40 kişiye pes edecek, onların tehdidine, şantajına boyun eğecek halde değiliz. Asla da onlara taviz vermem. Teröre kim taviz verirse, onun arkası gelir. Kim terörün şantajına, tehdidine boyun eğerse, onun faturasını o öder. Onun için bu tehditlere, şantajlara hiçbir zaman boyun eğmeyeceğimizi ve bunlardan yılmayacağımızı da herkesin görmesini isterim.” Ardından, bir gazetecinin kendisine “Yaşananlardan üzgün müsünüz?” diye sorması üzerine, Cumhurbaşkanı Gül, “Neden üzgün olacağım? Bunların ne m... Devamı

TBMM'YE GEREK KALMADI

2011-09-20 15:37:00

      BEKİR COŞKUN       Bekir Coşkun, meclisin kapalı olduğu dönemde Kanun Hükmünde Kararname'yle çıkarılan 34 kanuna vurgu yaparak, "TBMM'ye gerek kalmadı" diye yazdı. Milletvekilleri için 2 bin 500 TL maaşla yeni şöförlerin alınmasına da değinen Coşkun, vekiller yokken de kanun çıkarılabildiği, bu şöförlerin de vekillerin meclise uğramamaları için alındığını ima etti. İşte Coşkun'un yazısı Meclis kapalı... İn yoksa bile cin oradaydı... 34 kanun çıktı... * Milletvekillerine 2500 TL maaşla birer şoför verilmesi belki de ondandı... Ki binip gitsin... Milletvekili, Meclis, oturum, toplantı, zart zurt olmadan da Badem oturup kanun yapıyor çünkü... * Misal; bir Ka Hü Ka (Kanun Hükmünde Kararname) ile hayvancılık yasasında değişiklik yapılırken içine TÜBİTAK’ı da koydular... Bilim partiye bağlandı... Hayvancılıkla ne ilgisi var derseniz... Sıkıysa bir bilim adamı çıkıp da insanın maymundan geldiğini söylesin... * Yine bir Ka Hü Ka... Daha önce Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın iptal ettiği doktorlarla ilgili yasayı yeniden yürürlüğe koydu Badem... TBMM’ye, milletvekillerine gerek kalmadan... Dünya çapında tıp adamlarımız üniversiteleri terk ediyorlar... Üniversite hastanelerinin en gözde hocaları çekip gittiler... Güzel oldu yani... * İşte bir Ka Hü Ka daha... Çocukların “ilkokul 5’inci sınıftan sonra, Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetimindeki Kuran kurslarına gidebilmesi” ile ilgili madde kaldırıldı önceki sabah... Maddeyi TBMM koymuştu... Demek ki Ka Hü Ka, TBMM’den üstün... Böylece daha kreş çağında k&uu... Devamı

Explosion erschüttert Ankara - mehrere Tote

2011-09-20 15:32:00

      Im Zentrum von Ankara hat sich eine schwere Detonation ereignet, eine Rauchsäule steht über der türkischen Hauptstadt. Es soll mehrere Verletzte geben, laut Innenministerium auch drei Tote. Die Regierung geht von einem Anschlag aus. Ankara - Im Regierungsviertel der türkischen Hauptstadt Ankara hat es eine schwere Explosion gegeben. Ein Auto explodierte und löste Detonationen bei mehreren anderen Wagen aus. Die türkische Regierung geht von einem Anschlag aus. "Es liegen Informationen vor, dass die Detonation durch eine Bombe verursacht wurde", sagte Vize-Regierungschef Bülent Arinç am Dienstag laut Fernsehberichten. Der Sprengsatz sei in einem Auto versteckt gewesen. Der türkische Fernsehsender NTV berichtet, die Explosion habe sich in Ankaras Innenstadtbezirk Cankaya ereignet. In jenem Stadtviertel hat Staatspräsident Abdullah Gül, der gerade in Deutschland zu Besuch ist, seinen Amtssitz, außerdem stehen hier Regierungsgebäude und Botschaften. Gül sprach am Dienstag in Osnabrück von "Terror gegen die Zivilbevölkerung". Den Opfern sprach er sein Mitgefühl aus. Laut Innenminister Besir Atalay kostete die Explosion drei Menschen das Leben, 15 weitere wurden verletzt. Der Gouverneur von Ankara, Alaaddin Yüksel, wollte zunächst nicht von einem Anschlag sprechen. "Wir gehen jeder Spur nach", sagte er vor Journalisten. Bezirksbürgermeister Bülent Tanik sagte, ein Angestellter seiner Verwaltung habe gesehen, wie jemand aus einem angrenzenden Haus eine brennende Gasflasche geworfen habe. Diese könnte die Ursache für die Explosion gewesen sein. Türkische Medien berichten, es sei bereits eine Frau als Tatverdächtige festgenommen worden. Meterhohe Flammen schlugen in den Himmel Die Explosion soll im ganzen Stadtgebiet zu hören gewesen sein. ... Devamı

ABD’NİN YENİ SURİYE PLANI

2011-09-20 13:00:00

        Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un kendisine “yeni eşbaşkanlık” görevini vermesinden hemen sonra  Mısır, Tunus ve Libya’yı ziyaret etti.  Erdoğan her üç ülkede de Suriye yönetimini hedef aldı. Erdoğan, Mısır’da, “Suriye’de alevi – sünni çatışmasından kaygı duyduğunu” söyledi, Tunus’ta “Esad’ın kaybedeceğini” dile getirdi, Libya’da “halk kazanacak” dedi! Erdoğan’ın Suriye’de olmayan bir tehlikeden “kaygı duyduğunu” söylemesi, “öldürülenlerin sünni, öldürenlerin alevi” olduğunu iddia etmesi, şüphesiz bir kışkırtmadır. Ama aynı zamanda ABD’nin yeni planının da işaretidir. Peki nedir bu plan ve hangi şartların sonucu ortaya çıkmıştır? ABD NEDEN SALDIRAMADI? Önce şunu saptayalım: ABD’nin Suriye’ye saldırı olasılığı ortadan kalkmamakla birlikte oldukça zayıfladı. Çünkü: 1.) ABD’nn BM’den Suriye’ye karşı Libya’dakine benzer bir karar çıkartması mümkün görünmüyor. BM Güvenlik Konseyi’nin veto hakkına sahip daimi üyelerinden Çin ve Rusya, Suriye’ye değil yaptırım, kınama kararı bile çıkmasına izin vermeyeceklerini açıkladılar. 2.) Diğer BRIC üyeleri, Brezilya ve Hindistan da, Suriye’ye açık destek verdiler. 3.) İran, ön cephe olarak Kuzey Irak’ta inisiyatifi ele geçirdi. 4.) Borcu olmayan Suriye, kendi kendine yetebilen ekonomik yapısı nedeniyle, yaptırımlara karşı oldukça dayanıklı. Bu durum iç cepheyi sağlam tutuyor. 5.) Suriye muhalefeti, hem Antalya hem de İstanbul toplantılarında, tüm taahhütlere rağmen birleş... Devamı