NEDİM GÖZALTINDA

2011-03-04 19:16:00

Dün güne Ergenekon soruşturmasının yeni dalgasında gelen arama ve gözaltılarla başlandı. Milliyet gazetesi muhabiri Nedim Şener, “Darbe Günlükleri” haberiyle büyük ses getiren gazeteci Ahmet Şık ve çoğu OdaTv çalışanı 10 kişi gözaltına alınırken, hakkında gözaltı kararı bulunan MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nun yurtdışında olduğu öğrenildi

Türkiye uzun bir aradan sonra güne, Ergenekon operasyonu kapsamındaki gözaltı dalgasıyla başladı. OdaTv internet sitesinin sahibi Soner Yalçın ile site yöneticilerinin tutuklanmasının ardından başlatılan operasyon kapsamında, aralarında Milliyet gazetesi muhabiri Nedim Şener’in de bulunduğu 10 kişi gözaltına alındı. Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) tarafından verilen “Basın Kahramanı” ve Uluslararası PEN İfade Özgürlüğü ödülleri sahibi Şener ile birlikte “Darbe Günlükleri” haberiyle büyük ses getiren geazeteci Ahmet Şık ve çoğu OdaTv çalışanı 10 kişi gözaltına alınırken, hakkında gözaltı kararı bulunan MİT’çi Kaşif Kozinoğlu’nun yurtdışında olduğu öğrenildi.
Ergenekon soruşturmasını yürüten özel yetkili Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz’ün istemiyle ve 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla yapılan aramalara gerekçe olarak, yine OdaTv soruşturmasındaki “Ergenekon terör örgütü üyeliği” ile “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçlamalarının yöneltilmesi dikkati çekti.
Son operasyonun, önceki baskında Odatv’ye ait bir bilgisayarda bulunduğu belirtilen “Ulusal Medya 2010” adlı belgedeki bilgiler doğrultusunda yapıldığı da iddia edildi.
ULUSLARARASI BASIN ENSTİTÜSÜ: GAZETECİLER SERBEST BIRAKILSIN


Şık: Dokunan yanar
OdaTv’nin sahibi gazeteci Soner Yalçın ile iki OdaTV çalışanının gözaltına alındığı Ergenekon dalgası kapsamında Öz, İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak, 16 farklı adreste 11 kişi hakkında “yakalama ve arama kararı” verilmesini talep etti.
Nöbetçi hâkim de Nedim Şener, Ahmet Şık, eski MİT Dış Operasyonlar Daire Başkan Yardımcısı Kaşif Kozinoğlu, Prof. Dr. Yalçın Küçük, OdaTV Yayın Koordinatörü Doğan Yurdakul, OdaTV Ankara Temsilcisi Mümtaz İdil, OdaTV yazarları İklim Bayraktar, Müesser Yıldız, Eren Sait Çakır, Coşkun Musluk ve Aydın Bıyıklı hakkında yakalama ile ev ve ofislerinde arama kararı verdi. Bunun üzerine dün sabah saat 07.00’de Ankara ve İstanbul’da eş zamanlı operasyon başlatıldı. Polis, İstanbul’da Şener, Küçük, Şık ve Çakır’ın evlerine gitti.
Şık’ın Gümüşsuyu’ndaki evinde saat 07.00’de başlayan ve 7 saat süren arama sırasında, Şık’ın avukatları Bülent Utku ile Can Atalay da hazır bulundu. Şık polis nezaretinde evinden çıkarılırken “Dokunan yanar” diye bağırdı. Şık’ın avukatı Utku da müvekkilinin emniyette ifade vermeyeceğini belirterek “Son zamanlarda hazırladığı ‘İmamın Ordusu’ ismini vermeyi düşündüğü, Gülen cemaatinin emniyetteki örgütlenmesini anlatan kitap nedeniyle gözaltına alındığı düşüncesini bize iletti. Yakalama ve gözaltına alma kararına itiraz etmeyi düşünüyoruz” dedi.
İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürlüğü’ne bağlı polisler 07.30’da da, ulusal ve uluslararası birçok gazeteci örgütünden ödülleri bulunan Milliyet muhabiri ve Posta gazetesi yazarı Şener’in evine geldi. Polis ekiplerine, Şener’in eşi yaklaşık 10 gün önce kalp ameliyatı olduğu için, bir de ambulans eşlik etti. Evde kimseyi bulamayan polisler telefonla Nedim Şener’i aradı. Bu sırada 10 yaşındaki kızını okuluna götüren ve telefonu kapalı olan Şener’e ulaşılamadı. Bunun üzerine polisler bir hafta önce kalp ameliyatı olduğu için annesinin evinde kalan Vecide Şener’e eşi Nedim Şener’i sordu.
Vecide Şener eşinin okulda olduğunu söyleyince, polisler Şener’i bekledi.
Şener’in eve dönmesinin ardından da arama başladı. Aynı sitedeki birçok vatandaş, pencerelerine Türk bayrakları asarak, aramaya tepki gösterdi. Bazı mesai arkadaşları ve meslektaşları da evin önüne gelerek Şener’e destek oldu.

Şener’in aracında arama
Şener’in apartman otoparkında bulunan aracı da polisler tarafından aranırken, müzik CD’lerine de el konulduğu öğrenildi. Saat 09.00 sıralarında başlayan arama 15.30’da sona erdi.
Şener, evinden çıkarılırken, “Neden gözaltına alındınız?” sorusuna “Hrant için, adalet için” yanıtını verdi. Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirilen Şener, “Yaşasın basın özgürlüğü! ‘Özgürlük var’ diyenlere bundan daha iyi cevap olmaz herhalde. Türkiye’deki basın özgürlüğünün durumu bu işte” dedi.

Ankara’daki aramalar
Ankara’da da 8 kişi için gönderilen talimat üzerine aramalar erken saatlerde başladı. Gözaltı ve arama kararlarında, ilgili suç maddesi dışında, kimin hangi nedenle gözaltına alınacağını gösteren açık ifadelerin bulunmadığı görüldü. 
Saat 06.00’dan itibaren, Soner Yalçın’la birlikte “Reis”, “Bay Pipo” gibi Susurluk sürecini anlatan kitaplara imza atan OdaTv Koordinatörü Doğan Yurdakul, OdaTv yazarı Müyesser Yıldız, OdaTv Ankara Temsilcisi Mümtaz İdil, ODTÜ’de uluslararası ilişkiler derslerine de giren yazar Coşkun Musluk ile Ankara Emniyeti Hassas Bölgeler Şubesi’nde görevli polis memuru Aydın Bıyıklı gözaltına alındı.
Daha önce yine Ergenekon kapsamında tutuklanarak cezaevine konulan, ancak ardından tahliye edilen Prof. Dr. Yalçın Küçük ise İstanbul’da gözaltına alındı. 07.30’da eve gelen polis, Küçük’ün bulunmadığı evin kapısını çilingir çağırarak açtırdı. Küçük’ün ofisinde alarm sistemi bulunduğu için sistemin etkisiz hale getirilmesi amacıyla çilingir çağrıldığı öğrenildi.

Eski eşin evinde ikinci arama
Bu sırada, Ankara Barosu Başkanı Metin Feyzioğlu eve geldi. Feyzioğlu aramalar sırasında, Küçük’ün 20 yıl önce ayrıldığı eşi olan ve Ankara’da bulunmayan avukat Temren Küçük’ün bürosuna da girildiği bilgisini aldıklarını, bunun yasalara aykırı olduğunu söyledi.  Arama akşam 18.00 sıralarında sona ererken, tek ve numarasız olarak “Küçük’ün evleri” şeklinde bir arama kararı verildiği iddia edildi.
Temren Küçük’ün evi, Küçük’ün ilk gözaltına alındığı Ergenekon dalgasında da aranmış, Temren Küçük eski eşiyle birlikte göründüğü fotoğraf ve videoların yer aldığı cd’ler ve anılarını yazdığı defterleri polisin aldığını söylemişti.
İstanbul Balat’taki evinde polisler tarafından yapılan aramanın ardından gözaltına alınan Küçük’ün arabası da arandı. Prof. Dr. Yalçın Küçük’ün ev ve ofisinde 16 saat süren aramalarda 12 çuval belge ve bilgisayarlara el konuldu. 

Çakır da gözaltında
İstanbul’da gözaltına alınan ve evinde arama yapılan diğer isim ise, OdaTv internet sitesi yazarlarından Eren Sait Çakır oldu. Üsküdar’daki evinde yapılan aramanın ardından gözaltına alınan Çakır’ın, eski Bakırköy Basın Savcısı Ali Çakır’ın kardeşi olduğu iddia edildi.
Polis 06.00’da, Kozinoğlu’nun Yenimahalle Koru Sitesi’ndeki evine geldi. Yurtdışı görevinde bulunan Kozinoğlu’nun olmadığı evde kapıyı, Bilkent Üniversitesi’nde okuyan oğlu açtı. Kozinoğlu’nun eşinin de arama sırasında evde olduğu öğrenildi. Aramaya Ankara Emniyeti KOM Şubesi’ne bağlı ekipler ve MİT görevlileri katıldı. Polis ekipleri evdeki 5 adet dizüstü ve masaüstü bilgisayarın harddiskini kopyaladı.
Yurtdışında görevli olduğu için gözaltına alınamayan Kozinoğlu’nun, polis ve savcılığa en kısa sürede ifade vereceği bilgisini ilettiği bildirildi.
Afganistan’da bulunduğu ifade edilen Kozinoğlu’nun OdaTv’ye belge ve bilgi sızdırdığı, OdaTv bilgisayarlarında yapılan incelemelerde “Kozinoğlu’ndan gelen belgeler değerlendirilsin” yönünde ifadeler bulunduğu iddia edildi.
 

Şener ne yazmıştı?Hrant Dink cinayetinde polislerin ihmalini gündeme getiren Nedim Şener, 18 Şubat’taki yazısında “‘sıra sende’ diyorlar” ifadelerini kullanmış ve kendisine uyarılar geldiğini yazmıştı. Şener özetle şunları söylemişti: “Soner Yalçın’ı da aldılar... Hrant Dink cinayetinde ihmali ve sorumluluğu bulunanların, Ergenekon soruşturmasını yürüten polisler olduğu anlaşıldığından beri bana yapılan uyarıların ardı arkası kesilmiyor. Şimdi de ‘Sıra sende, Soner’e söylüyorduk, bak oldu! Bavulun hazır mı birader? Kalın pijaman, yün donun tamam mı kardeş?’ diyorlar. Ne korkunç! Doğruları yazanın, sesini yükseltenin yeri hapishane mi? Bunu herkes biliyor ve en acısı bunu herkes kabulleniyor. Kabullenme bir yana, bunun şakası, mavrası yapılıyor. Gazeteci, okuru adına herkesten hesap sorduğu gibi herkese hesap verebilen adamdır. Gazeteci şefine, müdürüne, meslek örgütlerine, savcıya, hakime, en önemlisi okura hesap verebilmelidir.”
 
17 yıldır Milliyet’te Gazeteciliğe 1991 yılında, İlk Haber adlı gazetede adım atan Nedim Şener, 1966’da Almanya’da doğdu. Bolu’nun Mengen ilçesinde büyüdü. İlk Haber gazetesinin ardından 1992-1994 yılları arasında Dünya gazetesinde çalıştıktan sonra aynı yılın kasım ayında Milliyet gazetesinde muhabir olarak görev yapmaya başladı. Halen aynı görevi sürdüren Şener’in yolsuzluk, vergi kaçakçılığı, organize suç örgütleri, terör finansmanı gibi konularda kitapları bulunuyor.
Tepeden Tırnağa Yolsuzluk (2001), Naylon Holding (2002), Uzan Bir Korku İmparatorluğu’nun Çöküşü (2004), Kod Adı Atilla (2004), Fırsatlar Ülkesinde Bir Kemal Abi (2006), Hayırsever TERRORİST (2006) Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları (2009), Ergenekon Belgelerinde Fethullah Gülen ve Cemaat (2009) adlı kitapları yayımlandı. İşte Hayatım, Uğur Dündar (2010) adlı kitabı Doğan Kitap tarafından yayımlandı. Şener’in ‘Kırmızı Cuma-Dink’in Kalemini Kim Kırdı’ adlı son kitabı ise Ocak 2011’de çıktı.

Arena’ya Dündar’la çıkıyordu
Gazetecilik örgütleri yanında sivil toplum kuruluşlarından da ödüller alan Şener, muhabirliğin yanında Posta gazetesinde ‘Soruşturuyorum’ başlığıyla köşe yazıları kaleme aldı. Ayrıca Şener, iki yıldır Uğur Dündar’ın yönetimindeki Arena programına katılıyordu. Şener, istihbaratçı polislerin başvurusu üzerine “Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları” isimli kitap nedeniyle 28 yıl hapis cezasıyla yargılanıyordu. Şener bu davadan beraat etti.
 
Şener, IPI ödülünü alan 3 Türk gazeteciden biriMerkezi Viyana’da bulunan Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), kuruluşunun 60. yılında “Dünya Basın Özgürlüğü Kahramanları”ndan biri olarak Milliyet muhabiri Nedim Şener’i seçti. Enstitü daha önce, öldürülen eski Milliyet gazetesi Genel Yayın Müdürü Abdi İpekçi ve Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i de “kahraman” ilan etmişti. Listede dünyanın hemen her köşesinden, bütün baskılara rağmen gerçek peşinde koşan ve bu uğurda riskleri göze alan gazeteciler yer alıyor. Duyuruda Şener’in seçilme nedeni şöyle açıklandı: “Dink davasıyla ilgili yaptığı araştırmacı gazetecilik sonucu gerçekleri ortaya çıkardığı için, hakkında toplam 32.5 yıl ceza istenen davalar açıldı. Buna rağmen Şener gazetecilik ilkelerinden taviz vermeden risk alarak mesleğini yapmaya devam ettiği için bu sıfata değer görüldü.”
Kuruluş, geçen yıl da, katledilen haftalık Agos gazetesi yayın yönetmeni Hrant Dink’i seçtiğini açıklamış ve IPI Direktörü Johann P. Fritz, “Dink’e ödül verilmesinin onun cesaretine bir övgü ve Türkiye’de ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğüne yaptığı katkıları selamlamak anlamına geldiğini” söylemişti.
 
GAZETECİLİK ÖDÜLLERİ-  1998, 1999, 2000 Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yılın Ekonomi Muhabiri ödülleri.
-  1998 Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü,
-  2002 Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü.
-  2003 yılında Transparency Internatiional (TI)’nın Türkiye ofisi Toplumsal Saydamlık Hareketi Derneği (TSHD) tarafından “Uluslararası Dürüstlük Ödülü” Türkiye adayı seçildi.
-  2007 yılında Çağdaş Gazeteciler Cemiyeti Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Ödülü kazandı.
-  2009 yılında da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti “Basın Özgürlüğü” ödülüne layık görüldü.
-  2010 Yılında Abdi İpekçi Yılın Gazetecilik Ödülü
-  2010 yılında Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları kitabı nedeniyle Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü verildi.
-  2010 yılında merkezi Avusturya’da bulunan Uluslararası Basın Enstitüsü (International Press Institute) tarafından dünya genelinde ismi belirlenen 60 “Basın Özgürlüğü Kahramanı” arasında yer aldı. Dünyanın değişik ülkelerinden 60 Basın Özgürlüğü Kahramanı listesinde Türkiye’den Abdi İpekçi ve Hrant Dink’in ismi de yer alıyor.
-   2011 Hollanda’nın uluslararası yardım kuruluşlarından Oxfam Novib’in ‘Pen Awards’ (Pen İfade Özgürlüğü Ödülü).
-  Ekonomi Muhabirleri Derneği ‘Altın Kalem Başarı Ödülü’

AHMET ŞIK
Darbe Günlükleri’ni ve Ergenekon’u yazdı
Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınan Ahmet Şık, asker, polis ve ‘derin devlet’e yönelik eleştirel haberleriyle tanınan bir gazetecilik geçmişine sahip. Faili meçhuller, işkence ve gözaltında kayıplarla ilgili Cumhuriyet, Yeni Yüzyıl ve Radikal gazetelerinde ses getiren haberlere imza atan Şık, Ergenekon soruşturması delilleri arasında yer alan ‘Darbe Günlükleri’ni de kamuoyuna duyuran isim oldu. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Özden Örnek’e ait olduğu öne sürülen günlükler ve ‘andıç’ haberlerinin Şık’ın imzasıyla Alper Görmüş’ün yayın yönetmenliğini yaptığı Nokta dergisinde yayımlanmasının ardından dergi, Askeri Savcılığın emriyle yapılan baskından kısa süre sonra da kapandı. Şık ‘andıç’ haberiyle Metin Göktepe Ödülü’ne layık bulundu.
27 Nisan bildirisine karşı düzenlenen kampanyanın imzacıları arasında da yer alan Şık, Nokta dergisinde yayımladığı bir röportaj nedeniyle Jandarma Genel Komutanlığı’nın şikâyeti üzerine ünlü 301. maddeden yargılanan gazeteciler arasında yer aldı. Bu davadan beraat eden Şık, gazeteci Ertuğrul Mavioğlu’yla birlikte ‘Kırk Katır Kırk?Satır’ başlıklı iki ciltlik “Kontrgerilla ve Ergenekon’u Anlama Kılavuzu’ ile ‘Ergenekon’da Kim?Kimdir’ isimli kitapları yazdı. Kitabı nedeniyle bir kez daha hâkim karşısına çıktı. Bu kez suçlama ‘gizliliği ihlal’, istenen ceza da 4.5 yıl hapisti. Dava da, 1116 sayfalık kitabın piyasaya çıktığı gün açılmıştı.

KAŞİF KOZİNOĞLU
Çakıcı’ya yardımdan ceza aldı

Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan binbaşı rütbesiyle emekli olan Kaşif Kozinoğlu daha sonra MİT’e katıldı. Afganistan’ın önemli isimlerinden Özbek asıllı General Raşit Dostum’un askerlerini eğittiği iddia edildi. Dış Operasyonlar Daire Başkan Yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde yeraltı dünyasının ünlü isimlerinden Alaattin Çakıcı ile bağlantısı ortaya çıktı. Kendisi gibi Trabzonlu olan Çakıcı’ya dava aşamasında yardımcı olması için, dönemin Yargıtay Başkanı Erarslan?Özkaya ile görüştüğü iddia edilen Kozinoğlu ‘suç örgütüne yardım ve yataklıktan’ 5 ay hapis cezası aldı. Mahkeme, bu cezayı paraya çevirerek erteledi.
Kozinoğlu’nun adı daha sonra yer altı dünyasının bir başka ünlü ismi, “Oflu Osman” olarak bilinen Osman Cevahiroğlu’nun cenazesine katılmasıyla gündeme geldi. Ergenekon davasından tutuklu olan İP lideri Doğu Perinçek “Çiller Özel Örgütü” isimli kitabında Kozinoğlu’nun görevini ve kimliğini deşifre etti. Çakıcı’nın, Perinçek’e MİT tarafından suikast planlandığını öne sürmesi üzerine Perinçek, aralarında Kozinoğlu’nun bulunduğu 4 MİT’çi hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Kozinoğlu iddiaların ardından Japonya’ya tayin edilmişti. Bu arada, 11 Ocak’tan beri  yurtdışında olan MİT’çi Kozinoğlu hakkında, OdaTV’de bulunan bazı MİT belgelerini verdiği gerekçesiyle gözaltı kararı çıkartıldığı öğrenildi.
 

Gözaltına alınan OdaTv Ankara Temsilcisi Mümtaz İdil’in eşi Aysun İdil, eşinin uzun süredir nefes borusu kanseri tedavisi gördüğünü söyledi. Aysun İdil, “O?sadece yazı yazan birisidir” dedi.
ANKA
 

OdaTv Koordinatörü Doğan Yurdakul da gözaltına alınan isimler arasında...
 

ODTÜ’de uluslararası ilişkiler derslerine de giren yazar Coşkun Musluk gözaltına alındı.
 

Prof. Yalçın Küçük polis eşliğinde evinden çıkarılırken “Savaş başladı” dedi. Küçük araca bindirilirken beyaz eldivenleri dikkat çekti.
 
CHP’li İnce haberiyle gündeme geldiOdaTv’de çalışan ve son olarak Soner Yalçın’la yaptığı, CHP’li Muharrem İnce’nin belge vermek için kapısına geldiğine yönelik telefon konuşmasıyla gündeme gelen gazeteci İklim Ayfer Bayraktar da gözaltına alındı. Telefon konuşmasında Bayraktar, İnce’nin, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu aleyhinde bazı belgeler vermek için gece yarısı kapısına geldiğini belirtiyordu. Bayraktar, daha sonra İnce’nin Kılıçdaroğlu değil iktidar aleyhine belge vermek istediğini söylemiş, İnce de haberleri yalanlamıştı. Gözaltına alınan  polis memuru Aydın Bıyıklı’nın da “belge - bilgi sızdırma” iddiasıyla yakalandığı bildirildi.
 

5-10 yıl arası hapisTCK’ya göre “Terör örgütü üyesi olmak” suçu için 5 - 10 yıl arasında hapis cezası öngörülüyor. “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçunun karşılığı ise 6 aydan 3 yıla kadar hapis.
 
Savcı Öz’e dava açmıştı
Gözaltına alınan isimlerden olan ve eski Devlet Bakanı Sadi Somuncuoğlu’nun basın müşavirliğini de yapan Müyesser Yıldız, ilk Ergenekon davasının ardından Savcı Zekeriya Öz hakkında tazminat davası açmıştı. Yıldız, gazeteci Fatma Sibel Yüksek ile birlikte, yaptıkları telefon görüşmelerinin haklarında bir suç isnadı olmamasına rağmen Ergenekon davası eklerinde yer alması nedeniyle, Öz’den 10 bin TL tazminat talebinde bulunmuştu. Bu davanın halen Yargıtay’da devam ettiği öğrenildi.

0
0
0
Yorum Yaz